
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kobani Davası’nda verilen kararların ikinci yıl dönümünde Sincan Cezaevi Kampüsü önünde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Koçyiğit, “Bütün bu şiddetin ve kaosun içinde, bu tür dalgalanmalardan korunmanın en etkili yolu, sürecin baş aktörü olan Sayın Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesidir. Biz barışa inanıyoruz ve bu uğurda canımızı vermeye hazırız. Bu süreçte geri dönüş yok” ifadelerini kullandı.
Kobani Davası’nın ikinci yıl dönümünde Sincan Cezaevi önünde bir araya gelen DEM Parti, basın açıklaması yaptı. DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan ile birlikte Koçyiğit, partinin bileşen temsilcileriyle birlikte durumu değerlendirdi. Yapılan açıklamada, Kobani Davası’nın hukuki değil siyasi bir süreç olduğuna vurgu yapılarak, AİHM kararlarının uygulanması talep edildi.
“Cinayet ve yağma suçlarından beraat ettiler”
Öztürk Türkdoğan, sürecin 2014’te kapatılan bir soruşturmanın 2020’de yeniden gündeme gelmesiyle başladığını belirtti. Türkdoğan, “Bu davaya ‘Kumpas Davası’ adını veriyoruz; çünkü dosya içinde ‘Andıç’ belgeleri yer alıyor. Arkadaşlarımız, öldürme, yaralama ve yağma gibi suçlamalarla yargılandılar, ancak bu suçlardan beraat ettiler. Yıllarca seçim meydanlarında suçlananların beraat sonrası ‘Haksızlık yapmışız’ dememesi dikkat çekicidir. Arkadaşlarımız şu an yalnızca siyasetten ötürü, bir siyasi partinin sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek TCK 302’ye ‘yardım’ suçundan ceza almışlardır. Ceza hukukunda bu tür kalkışma suçlarına yardım olarak nitelendirilebilecek bir fiil yoktur. Bu hukuksuz tutukluluğun sona ermesi için adalet talep ediyoruz. Bu davayla ilgili daha söylenecek çok şey var; ancak sadece bir siyasi partinin sosyal medya hesabında Kobani ile ilgili bir paylaşım yapıldığı için cezalandırmalara gidildiğini vurgulamak isterim.”
“Davanın gerçek nedeni 7 Haziran zaferi”
Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP’li siyasetçilerin demokratik siyasetten dışlanmak istendiğini savundu. Koçyiğit, “Bu dava, 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin AKP’yi iktidardan düşürmesinin ardından başlatılan bir tasfiye operasyonudur. 7 Haziran HDP zaferinden sonra gelişen bir süreçtir. HDP’nin yükselişi, farklı halkları ve kimlikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşımış, Türkiye siyasetinde ana bir mücadele odağı olmuştur. Bu nedenle, HDP’yi yok etmek amacıyla çeşitli saldırılar başlatıldı ve kumpaslar kuruldu. 4 Kasım 2016’da birçok milletvekili arkadaşımızın, HDP Eş Genel Başkanları Sayın Demirtaş ve Sayın Yüksekdağ’ın gözaltına alınmasının ardından bu sürecin fiili olarak başladığını görmekteyiz.” dedi.
“13 ay boyunca gerekçeli karar yazmadılar”
Koçyiğit, arkadaşlarının demokratik siyasetteki eylemlerinden dolayı cezalandırıldığını belirtti. “Bu cezalar, sadece siyaset yapmaları nedeniyle verilmiştir. 13 ay boyunca gerekçeli karar yazmadılar. ‘Nasıl bir uyduruk gerekçe yazalım’ diye düşündüler ve sonunda içinde tek bir hukuksal delil bulunmayan 32 bin sayfalık bir dosya ortaya çıktı. Arkadaşlarımızın derhal tahliye edilmesi gerekirken, hala bu gerçekleşmedi. AİHM’in birden fazla kararı var. En son 8 Temmuz 2025 tarihli AİHM kararı, bu davanın hukuki değil, siyasi nedenlerle açıldığını ve iktidarın kendisine rakip olan bir partiyi yargı yoluyla tasfiye etmeye çalıştığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.”
“Artık cezaevlerinin önünden seslendiğimiz son olsun”
Koçyiğit, sürecin güveninin düşük ancak destek seviyesinin yüksek olduğunu ifade etti. “Herkes bu ülkede barış olmasını, Kürt sorununu demokratik yollarla çözmek istediğini söylüyor. Ancak bu politikalarla mı barışı inşa edeceksiniz? Demirtaş’ı, Yüksekdağ’ı ve hasta tutsakları cezaevinde tutarak, 30 yıllık mahkumların tahliyesini engelleyerek mi barışı sağlayacaksınız? Bu yöntemlerle bin yıllık kardeşliğin yeni yüzyılda eşitlik temelinde kurulması mümkün mü? Önemli bir süreçle karşı karşıyayız. Herkesin bu süreçte uygun davranması ve sözünü pratiğe dökmesi gerekiyor. Zaman kaybetmeden adım atılmalıdır; yoksa yarın geç olacağını belirtmek istiyoruz. Orta Doğu’da artan şiddetle birlikte, tüm bu kaoslardan korunmanın tek yolu barışı inşa etmek ve Kürt sorununu demokratik yollarla çözmektir. Bunun için adım atılmalı ve Meclis’ten hızlı bir şekilde demokratik entegrasyon yasaları çıkarılmalıdır. Sayın Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi, sürece katkı koyacak imkanların yaratılması gerekmektedir. Tüm bunları görmezden gelen bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu nedenle buradan, birçok kez hukuksuzluklarına tanıklık ettiğimiz Sincan Cezaevi Kampüsü önünden hükümete sesleniyoruz. Artık cezaevlerinin önünden size seslendiğimiz son olsun.”
“Barışa başımızı koyduk”
Koçyiğit, “Demokrasiye dönün, hukuka dönün, adaleti tesis edin, yolunuz barış olsun. Bizim yolumuz barıştır. Biz demokrasiye ve barışa inanıyoruz. Barışa başımızı koyduk ve bu süreçte geri dönüş yoktur. Bu süreci ilerletecek, geliştirecek ve kalıcı hale getirecek adımlara ihtiyaç vardır. Mücadele arkadaşlarımıza buradan, hukuksuzlukları yargılayan değil, yargılanan değil, bir an olsun geri adım atmayan, sözünü esirgemeyen tüm mücadele arkadaşlarımıza selam gönderiyoruz. Mücadeleleri bizim mücadelemizdir ve her biriyle gurur duyuyoruz.” (ANKA)
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



