
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılının ilk yedi ayında alınan 3 bin 529 konkordato kararının, 2024 yılının tamamında alınan 3 bin 497 kararı geride bıraktığını vurguladı. Gürer, işletmelerin artan maliyetler, daralan piyasa, yüksek faiz oranları ve finansmana erişim sorunları nedeniyle borçlarını ödemekte zorlandığını ifade ederek, “Her kapanan işyeri, üretimin azalması ve işsizliğin artması demektir” dedi.
NİĞDE (İGFA) – CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki işletmelerin ekonomik zorluklarının konkordato ve iflas kararlarına yansıdığını belirtti. Son yıllardaki verilerin reel sektörde yaşanan sıkıntının boyutunu ortaya koyduğunu dile getirdi.
Konkordato, bir şirketin, işyerinin veya şahsın borçlarını ödeyemediği durumlarda mahkeme denetiminde alacaklılarla anlaşarak borç yapılandırması talebinde bulunması olarak tanımlandı. Gürer, son 8 yıllık süreçte mahkemeler tarafından toplam 25 bin 753 konkordato başvurusunun sonuçlandırıldığını bildirdi.
Şahıs başvuruları hariç, doğrudan şirketleri ilgilendiren konkordato kararlarının 15 bin 297’ye ulaştığını ifade eden Gürer, özellikle 2026 yılına ilişkin rakamların dikkat çekici olduğunu belirtti.
2026 yılının ilk yedi ayında 3 bin 529 konkordato kararı alındığını aktaran Gürer, bu sayının 2024 yılının tamamında alınan 3 bin 497 kararı geride bıraktığını kaydetti.
2026 yılında alınan kararların önceki yıllarla kıyaslandığında önemli bir artış gösterdiğine dikkat çeken Gürer, “2026 yılının ilk 7 ayında ulaşılan konkordato başvuru rakamı, 2022 yılında 1.587, 2023 yılında ise 1.516 olan konkordato kararlarının iki katından fazla” dedi.
İflas kararlarının da artış gösterdiğini belirten Gürer, “2024 yılının ilk yedi ayında 55 olan iflas kararı, 2025’in aynı döneminde 126’ya, 2026 yılının ilk yedi ayında ise 171’e ulaştı” dedi.
Konkordato taleplerinin reddedilme oranındaki artışa dikkat çeken Gürer, “2026 yılında konkordato başvurularının reddedilme oranında artış var. Toplam kararların yüzde 32,4’ünün, yani 1.146 kararın, konkordato talebi reddedildi” dedi.
Bu durumun, borçlarını çevirmekte zorlanan şirketler açısından kaygıları artırdığını ifade eden Gürer, konkordatonun yalnızca başvuru yapan firmayı değil, o firmayla ticari ilişki içerisinde bulunan diğer işletmeleri de etkilediğini söyledi.
Konkordato ilan eden her ana firmanın, kendisine mal ve hizmet sağlayan diğer KOBİ’lerin ve alt yüklenicilerin de bu süreçten etkilenmesine yol açtığını belirten Gürer, zincirleme bir ekonomik sorun oluşabileceği uyarısında bulundu.
İnşaat, tekstil ve imalat sektörlerinin konkordato başvurularında öne çıktığını söyleyen Gürer, “Verilere göre 564 firma ve şahısla inşaat sektörü konkordato listesinin başında yer alıyor. Tekstil sektöründe 419, giyim sektöründe ise 92 firma konkordato sürecinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Tarım, gıda ve lojistik sektörlerinde de sorunların yaşandığını belirten Gürer, “Gıda sektöründe 139, tarımda 119, nakliyede 94, akaryakıt istasyonlarında 94 ve sebze-meyve toptancılığında 68 firmanın konkordato başvurusunda bulunduğu görülüyor” dedi.
Konkordato başvurularının yalnızca büyükşehirlerle sınırlı olmadığını vurgulayan Gürer, üretimin yoğun olduğu farklı illerde de ciddi sorunlar yaşandığını ifade etti. İstanbul’un 1.616 başvuruyla ilk sırada yer aldığını belirten Gürer, İstanbul’u 678 başvuruyla Ankara, 304 başvuruyla İzmir, 280 ile Kocaeli ve 254 ile Bursa’nın takip ettiğini kaydetti.
Diğer illerdeki rakamları ise şöyle sıraladı: “Tekirdağ’da 165, Antalya’da 169, Denizli’de 141, Konya’da 133, Balıkesir’de 107, Mersin’de 94, Gaziantep’te 93, Adana’da 88, Hatay’da 86, Muğla’da 76, Manisa’da 75, Sakarya’da 73, Eskişehir’de 68, Afyon’da 64 ve Isparta’da 51 firmanın konkordato talebi dikkat çekiyor.”
Reel sektörün yaşadığı sorunların çözümü için yeni adımlar atılması gerektiğini belirten Gürer, işletmelerin borçlarını çevirebilmesinin ve üretimin sürdürülebilmesinin önemine dikkat çekti.
Gürer, “İşletmelerin borçlarını çevirebilmesi, üretimin sürdürülebilmesi ve istihdam kayıplarının önlenebilmesi için başta borç yapılandırması ve sicil affı olmak üzere, reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştıracak yeni düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.
Her kapanan işyerinin hem üretim azalması hem de işsizliğin artması anlamına geldiğini vurgulayan Gürer, ekonomik sorunların yalnızca şirket sahiplerini değil, çalışanlardan tedarikçilere kadar geniş bir kesimi etkilediğini belirtti.
Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki işletmelerin korunmasının ekonomik bağımsızlık açısından da büyük önem taşıdığını ifade ederek, “Özellikle yabancılara satılan şirketler ile ülke markalarının dünya markası olmasının önü kesilmektedir” dedi.
Kendisi, işletmelerin yalnızca ticari kuruluşlar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Şirketler, firmalar, işyerleri ve her dükkân bu ülke için bir aş, iş, ekmek kapısıdır. Her kapıda sorun, herkesin yaşamını bir şekilde olumsuz etkiliyorsa, genele yansıyacak sorunları aşmanın yolu çözüm yaratmaktan geçmektedir” diye konuştu.
Ekonomide yaşanan sorunların giderek daha geniş bir kesimi etkilediğini belirten Gürer, çözüm üretme sorumluluğunun ülkeyi yönetenlerde olduğunu ifade etti.
Bu bağlamda, ülke yönetenlerin sorumluluğunun çözümü üretmekten geçtiğini belirten Gürer, uygulanan ekonomik modelin beklenen çözümleri sağlayamadığını ve farklı arayışlarla çare üretimine yönelinmesi gerektiğini söyledi.
Konkordato ve iflas rakamlarının yalnızca ekonomik tabloda yer alan sayılar olmadığını, her bir rakamın arkasında çalışanlar, aileler, üreticiler, tedarikçiler ve işletmeler bulunduğunu belirten Gürer, reel sektörün daha fazla zarar görmemesi için acil ve kapsamlı ekonomik tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



