
(ANKARA) – Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu, MV Hondius adlı kruvaziyer gemisiyle bağlantılı Hantavirüs Enfeksiyonu hakkında önemli bilgiler paylaştı. Yapılan açıklamada, 13 Mayıs itibarıyla 11 vaka ve 3 ölümün rapor edildiği, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) gemideki bireyler için riski “orta”, genel halk için ise “düşük” olarak değerlendirdiği ifade edildi.
TTB-UDEK, MV Hondius gemisiyle ilgili Andes virüsü salgınını ele alan bir bildiri yayınladı. Açıklamada, şu bilgiler yer aldı:
“Son güncel verilere göre, MV Hondius adlı kruvaziyer gemisiyle ilişkili Andes virüsü salgınında 13 Mayıs 2026 itibarıyla toplam 11 olgu ve 3 ölüm bildirilmiştir. Olguların 8’i laboratuvarla doğrulanmış Andes virüsü enfeksiyonu, 2’si olası olgu ve 1’i ise halen değerlendirilme aşamasındadır. Mevcut epidemiyolojik ve genetik dizileme verileri, ilk olgunun enfeksiyonunun gemiye binmeden önce kemirgen temasıyla gerçekleştiğini, ardından gemi ortamında sınırlı insandan insana bulaşın gelişmiş olabileceğini göstermektedir. Viral sekansların birbirine yakın olması, ortak bir kaynağın veya çok sınırlı sayıda zoonotik bulaş sonrası ikincil insan bulaşının gerçekleştiğini desteklemektedir. Andes virüsü, hantavirüsler arasında insandan insana bulaş gösteren nadir türlerden biridir. Ancak bulaşın genellikle yakın, uzun süreli ve korunmasız temas gerektirdiği düşünülmektedir. DSÖ, gemide bulunan kişiler için riski ‘orta’, genel toplum için ise ‘düşük’ olarak değerlendirmektedir.”
Yüksek riskli temaslılar, doğrulanmış Andes virüsü olgusu ile yakın, uzun süreli ve korunmasız temas eden kişilerdir. Bu gruba, aynı evde, kabinde veya kapalı ortamda uzun süre kalan kişiler; yakın fiziksel temasları olanlar; uygun kişisel koruyucu ekipman kullanmadan bakım veren sağlık çalışanları; vücut sıvıları, solunum sekresyonları veya kontamine materyalle korunmasız temas eden kişiler dahildir. Ancak “uzun süreli temas” için tanımlanmış kesin bir süre bulunmamaktadır. Bu nedenle, temasın risk düzeyi; temasın yakınlığı, kapalı ortamda gerçekleşip gerçekleşmediği, korunma önlemlerinin alınıp alınmadığı ve temasın tekrarlayıcı ya da uzun süreli olup olmadığı gibi faktörler göz önünde bulundurularak belirlenmektedir. Bu kişiler için son maruziyetten itibaren 42 gün boyunca aktif izleme ve gerektiğinde ev ya da kurum karantinası önerilmektedir. Düşük riskli temaslılar ise olguyla kısa süreli, mesafeli, sınırlı veya uygun korunma önlemleri altında temas eden kişilerdir. Bu grupta rutin laboratuvar testi veya karantina önerilmez; semptom gelişimi açısından kişinin kendini izlemesi yeterlidir.
Andes virüsünün bulaştırıcılığının en çok hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıktığı erken dönemde olabileceği düşünülmektedir. Bununla birlikte, kişinin henüz ateş, kas ağrısı, halsizlik veya solunum yakınması başlamadan önce virüsü bulaştırıp bulaştıramayacağı kesin olarak bilinmemektedir; bu olasılık tamamen dışlanamamaktadır. Hastalık, klinik olarak ateş, kas ağrısı ve ardından ani gelişebilen solunum yetmezliği ile seyreden hantavirüs pulmoner sendromuna yol açabilir. Ağır olgularda mortalite oranı yüksek olup yüzde 40-50’ye ulaşabilmektedir. Şu an için onaylı spesifik antiviral tedavi veya yaygın kullanımda olan aşı bulunmamaktadır. Yönetim, temel olarak erken tanı, izolasyon, temaslı takibi ve yoğun destek tedavisine dayanmaktadır. Genel toplum açısından panik gerektiren bir durum söz konusu olmasa da, olay Andes virüsünün uygun koşullarda sınırlı insandan insana bulaş potansiyelini ve zoonotik enfeksiyonlarda ‘Tek Sağlık’ yaklaşımının önemini yeniden gündeme taşımıştır.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



