
AĞZIMDAN KAÇTI
X X X
(I Swear)
Yönetim ve senaryo: Kirk Jones
Görüntü: James Rolan
Müzik: Stephen Rennicks
Oyuncular: Robert Aramago, Maxine Peate, Somerled Campbell, Michael Dylan, David Caryle, Christine Ashford, Sanjeev Kohli, Scott Ellis Watson, Peter Mullan
İngiliz filmi, 2026
Bu film, gerçekten özgün bir yapım olarak dikkat çekiyor. Az sayıda film, bu kadar kendine has bir anlatım sunabiliyor. İki saatlik süre boyunca izleyiciyi ekrana bağlayan film, birçok alanda yenilikçi olmayı başarıyor.
Hikâye, 1980’li yıllarda İngiltere’de başlıyor. Sakin bir tempoda ilerleyen film, zamanla izleyicilerini şaşırtmaya devam ediyor. İlk olarak, John Davidson adındaki bir genci ve onun yol arkadaşlarını tanıyoruz. Film, Gilles de la Tourette sendromunu temsil eden olaylarla başlıyor.
John ve arkadaşları, öylesine bir küfürbazlık içindeler ki, daha önce bu kadar aşırı bir dil kullanan bir karakterle karşılaşmamıştım. Bu aşırılık, filme sempatik bir yan katıyor; belki de film beklenmedik bir naiflik kazanıyor. Evet, bol küfürle elde edilen bir saflık, neden olmasın ki!

Ancak hikâyenin asıl kilit noktası daha sonra ortaya çıkıyor. Olayların evrensel nörastenik atmosferi içinde, gençlerin ve yıllar sonra olgunlaşan ana karakterlerin, başta John’un yaşam tarzını nasıl şekillendirdiğini görüyoruz. Gençliklerinde de, 20 yıl sonra da bu karakterler, küfürleri bir simge haline getiriyorlar. Davidson’un ağzındaki sürekli küfürler, benzetmeler ve ailelerin hikâyeye dahil olduğu sahneler, izleyiciyi şaşırtan bir derinlik sunuyor.
Filmde, John’un gençliğinde ve yıllar sonra sergilediği tavırlar oldukça dikkat çekici. “Ben uyuşturucu taşıyorum” ya da “Ben sizin canınıza okurum” gibi ifadelerle yerel polislere meydan okuyor.

Film, komik ve özgün bir eser olmanın yanı sıra, Davidson’un çılgın tavırlarının bir dengesini kuruyor. Bu dengesizlik, izleyicide bir sağlıksızlık hissi uyandırıyor. Özellikle orta yaşlı Davidson’un durumu, izleyici üzerinde düşündürücü bir etki bırakıyor. Küfür sahneleri zamanla sabrı tüketse de, film özgünlüğünü korumakta ısrarcı.
Kahramanlar, insanoğlunun tiklerini anlamaya ve izleyiciye aktarmaya çalışıyor. Bu tikler, film boyunca karakterlerin yüzlerinde monoton bir şekilde yansıyor. 1885 yılında Fransız Gilles de la Tourette tarafından tanımlanan bu durum, yakın zamanda BBC belgeselleriyle de işlenmişti. Film, bu konunun gerçek hayattan alındığını gösteriyor. Filmin sonunda İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth’in yer alması, bu tarihi olaya bir gönderme mi, bilinmez.

Robert Aramago’nun canlandırdığı olgun Davidson karakteri ile diğer oyuncular oldukça iyi performans sergiliyor. James Rolann’ın sakin görüntüleri ve Stephen Rennicks’in müzikleri de filme katkı sağlıyor.
İngiliz yönetmen Kirk Jones, son on yıldır kendine özgü filmler üretmiş bir isim. Nanny McPhee ve Yunan usulü evlenme gibi yapımların ardından, bu filmde de senaryoyu üstlenmiş. BAFTA 2026 ödüllerinde Robert Aramago için iki ödül kazanmış. Fransa ile sıkı bir işbirliği içinde olan Jones, bakalım Türkiye’de de benzer bir ilgi görebilecek mi?
Not: Filmin başrol oyuncusu Robert Aramago bazı kaynaklarda Aramayo olarak geçiyor. Doğru yazım hakkında bir netlik yok.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



