Kürt Bölgelerinde Uyuşturucu ve Fuhuş Tehlikesi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Kürt Bölgelerinde Uyuşturucu ve Fuhuş Tehlikesi

Kürt illerinde oldukça uzun bir süredir tartışılan bir mesele var; uyuşturucu ve fuhuş. Bu iki konunun, çocuk yaşta bireyler üzerinde etkili olduğu ve siyasi amaçlarla yürütülen bir bilinç köreltme çabasının parçası olduğu iddiaları, gündemde yer bulmuş durumda.

Bu durumun köklerinin çok derinlere kadar uzandığına dair söylemler de sıklıkla dile getiriliyor. Bu mesele, yıllardır aşina olduğum ve derinlemesine anlamaya çalıştığım bir konudur.

Bu bağlamda, Gazeteci Cengiz Erdinç’in Alan TV’de katıldığı programda, “Gülistan Doku olayına dair daha karmaşık ve derin bir yapıdan söz eden” ifadesi dikkatimi çekti. Ancak programı izleme fırsatım olmadı ve bu düşünce aklımda kaldı.

Sonrasında, Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı Rojwelat’ın abisi Mehmet Kızmaz’ın bir röportajına rastladım. Bu röportajda, Kürt kimlikleri nedeniyle kolluk güçlerince maruz kaldıkları ihmallerden ve olayların derin yapısından bahsediyordu. Kızmaz, kardeşinin dosyasının yeniden açılmasını talep ediyordu. Kendisiyle telefonda kısa bir sohbet gerçekleştirdim.

Rojwelat Kızmaz hakkında bilgi sahibi olmayanlar için kısaca belirtmek gerekirse; Rojwelat, Gülistan Doku’nun en yakın arkadaşıdır. İkisi de aynı iş yerinde çalışıyor ve dört yıl arayla kaybolmuş durumdalar. İki genç için de “suya atladı, intihar etti” gibi ifadeler kullanılıyor.

Gülistan Doku olayı oldukça ön planda yer alırken, Rojwelat’ın durumu da ondan bağımsız değerlendirilemez. Her iki dosya da farklılık gösterse de, “acaba organize bir durum mu?” sorusu, zihinlerdeki şüpheleri artırıyor.

Rojwelat için adalet arayışını anlamak amacıyla Mehmet Kızmaz ile yaptığım görüşmeden edindiğim bilgiler şunlar: Bu iki genç, aynı sosyal çevrede yaşıyor, benzer yaşam koşullarına sahip. Aynı bölgede, bu denli yakın iki arkadaş için “intihar” iddiasının öne sürülmesi, dikkat çekici bir durum. Her iki olayda da intihar olduğu düşünülmüyor; hayatlarına son verilen iki gençten bahsediyoruz.

Dersim ve Batman bölgelerinde neden bu kadar çok kadın intiharının iddia edildiği, bunların ne kadarının gerçek intihar, ne kadarının ise bir çıkış yolu olarak değerlendirildiği ya da bilgi sahibi oldukları için öldürüldükleri üzerinde tartışmalara yol açmak gerekiyor. Bu konular, birçok aile için geçmişten gelen travmaları tetikliyor.

Gülistan Doku olayı, sıradan bir cinayet vakasının ötesinde; bölgeyi ‘düşürme’ amacı güden büyük bir yapının etkileri üzerinde duruluyor. Bu tür bir durumun İstanbul’da da hissedildiği görüşündeyim.

“Düşürmek” terimi, yalnızca duygusal konularla sınırlı düşünülmemeli. Bu, insanların zayıf noktalarını bularak onları suç kölesi hâline getirmek için kullanılan bir yöntem. Kimi bireyleri bağımlı hale getirirken, kimilerini utandırıyor veya şantaj yoluyla tehdit ediyor.

Rojwelat Kızmaz’ın abisi gazeteci Mehmet Kızmaz

Cengiz Erdinç ile de bu konuları konuşmak istiyorum. “Buralardaki etkisi oraların yanında hiç kalır” diyor. Bu önemli bir tespit.

Cengiz ile bu durumun derinliğine inmek gerektiği konusunda hemfikiriz. “Mehmet Kızmaz, ‘Ben bu tür konularla ilgilenen bir gazeteci olmama rağmen, bunun bu kadar büyük ve güçlü bir yapıya ulaşacağını göremedim’ diyor. Sen ne düşünüyorsun?” şeklinde bir soruyla konuyu açtım.

Cengiz, fuhuş ve uyuşturucu işinin Türkiye genelinde bu yöntemle yürütüldüğünü, ancak bu uygulamanın ağırlığının Kürt illerinde yoğunlaştığını belirtti. Maddi zorluk, geleceksizlik ve kolay paranın cazibesiyle gençlerin uyuşturucuya yönlendirildiğini, bu durumun utanç ve şantajla intihara kadar gidebildiğini ifade etti.

Bu korkunç iddialar karşısında kaygı duymamak elde değil. Zira bu meselelerin sesli bir şekilde dile getirildiği, ancak yeterince tartışılmadığı aşikâr.

Diyarbakır Bağlar ve Suriçi bölgelerinde yaşanan değişimleri gözlemledikten sonra, bu durumlar karşısında şaşırmamak elde değil. Bu olaylar, Kürtler nezdinde ‘özel savaş taktikleri’ olarak algılanıyor.

Geçmişte yaşanan travmaların yeniden gündeme gelmesine neden olan bu durumlar, 80’ler ve 90’ların karanlık yöntemlerini hatırlatıyor. Kontrgerilla, JİTEM ve benzeri uygulamalar, bu meselelerin arka planında yer alıyor.

Bu iddiaların üzerine gitmek ve mevcut dosyaları yeniden incelemek, önemli bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor.

İstanbul’un çeşitli politik semtlerinde de çetelerin, silahların ve şiddetin boy gösterdiği bir durum söz konusu. Bu konuyu Cengiz ile daha derinlemesine ele almak lazım.

Son günlerde gündemde “failleri meçhul kadınlar” öne çıkıyor. Tekrar açıldığı duyurulan “faili meçhul cinayetler” dosyası, acılı aileler için bir umut ışığı olabilir. Yıllardır kapatılan dosyalarla yok olan hayatların, en azından bir mezara kavuşma ihtimali var.

Bu fırsatı neden değerlendirmeyelim ki? Yıllarca acı çeken insan sayısı oldukça fazla. Ancak gerçek bir temizlik sağlanabilir mi, bilinmez. Ancak bu süreçte elde edilen her kazanım, önemli bir adım olacaktır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın