
iahaber Haber Merkezi
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Hatimoğulları’nın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
“Bugün 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı. Hawar’la başlayan tarihi süreç, şimdi ‘Perwerdeya Kurdî’ talebiyle devam etmektedir.
Bir dilin yüzyılı aşan mücadelesi, aynı zamanda varoluş, kimlik, hafıza ve onur mücadelesidir. Dili susturmak, bir halkın hafızasını silmek anlamına gelir.
Kürtçe ve diğer ana diller, bu coğrafyanın ortak mirasıdır. Bu diller, ananın sütü kadar bizim hakkımızdır. Kürtçe, evde, okulda, hastanede, mahkemede, belediyede ve Meclis’te yaşamalıdır. Eğitim hakkı sağlanmalı ve anayasal güvence altına alınmalıdır.
Celadet Ali Bedirxan şahsında, Kürt dilinin yaşaması için mücadele eden, büyük bedeller ödeyen herkesi saygıyla anıyorum.
Tüm Kürt halkının Kürt Dil Bayramı’nı kutluyorum.
Geçtiğimiz hafta Van Cezaevi’nde, Hakkâri Belediyemizin mevcut eş başkanı Mehmet Sıddık Akış ve önceki dönem eş başkanı Cihan Karaman’ı ziyaret ettik.
2014 yılından bu yana Hakkâri’de seçilen her belediye eş başkanımız cezaevine girdi: Dilek Hatipoğlu, Nurullah Çiftçi, Cihan Karaman ve son olarak Mehmet Sıddık Akış…
Her seçimden sonra halkın iradesi kelepçelendi ve mazbatanın yerine kayyım atandı. Yıllarca süren cezaevi süreçleri ve kesintisiz bir zulüm yaşandı.
Kürt meselesi, sandığa giden Kürt iradesinin cezaevine atılmasıyla sembolleşti. Hukukun neresinde bu? Bu durum, zulüm ve seçilmişlere müdahaledir.
Tutuklu tüm seçilmişlerin derhal serbest bırakılması ve kayyım zulmünün sona ermesi gerekiyor. Halkın iradesine ve sandığa saygı gösterilmeli, tüm seçilmişler görevlerine iade edilmelidir.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, işçi ve emekçi haklarını savunduğu için 58 gündür tutuklu.
Bugün, Mehmet Türkmen’in yargılandığı davanın duruşması gerçekleşiyor. Mehmet Türkmen’in ve direnen tüm işçilerin yanındayız.
Sendikal faaliyet suç değildir. İşçinin, emekçinin hakkını savunmak suç değildir. Hak arama mücadelesi yargı eliyle bastırılamaz. Mehmet Türkmen’in acilen serbest bırakılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.
Yarın Soma Katliamı’nın yıldönümü. Maden katliamında hayatını kaybeden 301 madenciyi saygı ve özlemle anıyorum.
Soma’da 301 madencimizin ölümü “kader” değil, kâr hırsı ve denetimsizlik yüzündendir. Uyarılar göz ardı edildi.
Gerçek sorumlular bugün korunuyor. Buna karşılık işçi haklarını savunan avukatlar Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay hâlâ cezaevinde. O dönemin Başbakanlık müşaviri maden işçisini tekmeledi. O görüntüyü hangi birimiz unutabilir? Bir işçiyi tekmeleme hakkını kendinde nasıl görebiliyor? Bunun cezasını çekmesi gerekirken terfi ile ödüllendirildi.
Bu durum, Türkiye’deki adaletsiz düzenin en açık kanıtıdır. Katillerin korunduğu, hak arayanların cezalandırıldığı ve mafyalaşan bir sömürü düzenine karşı emeğin onurunu sonuna kadar savunacağız.
İşçiler katlediliyor, sorumlular hesap vermiyor. Doğa talan ediliyor, iktidar talan politikalarına ruhsat vermeye devam ediyor. Kadınlar katlediliyor, failler korunuyor.
Sadece geçen ay 24 kadın erkekler tarafından katledildi. Yılın ilk dört ayında bu sayı 99’a ulaştı. Bu ülkede neredeyse her gün bir kadın yaşamdan koparılıyor.
Peki iktidar bu tablo karşısında ne yapıyor? Kadınları korumak için acil önlemler mi alıyor? Şiddet faillerine karşı caydırıcı düzenlemeler mi getiriyor? Hayır. Bunun yerine “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan ediyor.
Geçen yıl da “Aile Yılı” ilan etmişlerdi. Ne oldu? En az 299 kadın öldürüldü. Bu ülkede tek bir günde altı kadının katledildiği günler yaşandı.
Kadın cinayetlerini durdurmak için ortada tek bir somut eylem planı yok. Kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak tek bir acil tedbir yok.
Bakanlığın adından “Kadın”ı çıkarıp “aile”yi koymanız tesadüf değil. Kadını birey olarak değil, yalnızca aile içinde tanımlayan bu anlayışın sonuçları açıktır.
Kadın, doğuran bir makine midir? Kadın insan değil midir, eşit yurttaş değil midir? “Kadının adı yok” diyen zihniyet ile kadını yaşamdan koparan zihniyet birbirinden ayrı değildir.
Bu anlayış, kadınların özgürlüğünü, emeğini, hayallerini ve eğitim hakkını hedef almaktadır. Kadınları kendi yaşamları üzerinde söz sahibi bireyler olarak görmeyen bu politika, şiddeti ve eşitsizliği derinleştirmektedir.
Kadınlar, gösterişli kampanyalar değil, yaşam güvencesi istemektedir. Slogan değil, bütçe talep etmektedir. Vaat değil, etkin koruma beklemektedir. Bir kadın daha katledilmeden
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



