
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak Parti Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda, bölgeye yapılan ziyaretler ve saha izlenimleri hakkında bilgi verdiler.
Hatimoğulları, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile görüştüklerini belirterek, “Rojava topraklarını ziyaret ettik. Heyetimiz, DEM Parti, Demokratik Bölgeler Partisi, Demokratik Birlik İnisiyatifi, SODAP, TJA, Barış Anneleri, ÖHD ve baro temsilcilerinden oluşan geniş bir ekip ile bu görüşmeleri ve ziyareti gerçekleştirdik. Kuzey ve Doğu Suriye Dış İlişkiler Bürosu’yla bir araya geldik. İlham Ahmet ile de ayrıca bir görüşmemiz oldu” dedi.
“KÜRT KENTLERİNİ HER ŞARTTA SAVUNACAĞIZ”
Hatimoğulları, “Türkiye kamuoyunda ve dünya genelinde Suriye’deki 10 Mart mütabakatına SDG’nin uymadığı yönünde ciddi bir algı yönetimi yapıldığını” ifade etti. “Bir plan var. Bu plan, hem uluslararası hem de bölgesel bir komplo olarak üzerimizde işlenmek isteniyor. Bu planın ana teması, bir Kürt-Arap savaşını derinleştirmektir. Yaptığımız görüşmelerde, Suriye’de bugüne kadar ciddi anlamda bir Kürt-Arap çatışması olmadığını belirttiler. Tarihte böyle bir çatışma yokken, buna teşvik edenlere asla bu oyuna gelmeyeceğiz. Biz bu sürecin kan akıtmak istendiğinin farkındayız” şeklinde konuştu.
Rakka ve Deyrizor’dan SDG güçlerinin çekilmesini değerlendiren Hatimoğulları, “Bu çekilmelerin en önemli nedeni, bu komplonun bir Kürt-Arap savaşını derinleştirmek istediğinin farkına varmalarıdır. Ayrıca, 2011’den beri savaş ve çatışma içinde olan Suriye’de daha fazla can kaybı yaşanmasını istemiyorlar. Sadece Kürtler değil, tüm bölgede daha fazla sivilin ölmesini istemiyorlar” dedi.
“EĞER SURİYE’Yİ KÜRTSÜZLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORLARSA YANILIRLAR”
Hatimoğulları, SDG’nin 10 Mart Mutabakatı’na uyduğu yönündeki açıklamalara da yanıt verdi. “10 Mart Mutabakatı’nın son maddesinde, komisyonların oluşturulmasıyla ilgili SDG’nin her seferinde bu komisyonların kurulmasını teklif ettiği belirtildi. Ancak HTŞ, bu komisyonların oluşturulmaması için süreci uzattı” dedi.
Şam’da SDG ve Geçici Şam Yönetimi arasında 4 Ocak’ta bir görüşme yapıldığını hatırlatan Hatimoğulları, “Bu görüşmede, Şara’nın katılmaması SDG heyeti tarafından ilginç bulundu. Şara’nın katılmamasını gerekçe göstererek, sağlanan verimli bir mutabakatın imzalanmadığını ifade ettiler” dedi.
Hatimoğulları, “6 Ocak’ta Halep’te bir provokasyon hazırlandığını ve bunun 4 Ocak’taki mutabakatı etkilediğini” belirtti. “22 Ocak’ta Erbil’de SDG yöneticileriyle bir görüşme gerçekleştirildi ve 18 Ocak mutabakatı yeniden gündeme geldi” diye ekledi.
Hatimoğulları, “18 Ocak mutabakatının hayata geçirilebilmesi için ateşkesin uzatılması gerektiği konusunda hemfikir olunduğunu” ifade ederken, “Ateşkesin uzatılması olumlu bir gelişmedir, ancak bu mutabakata uyulmalı ve pratikte uygulanmalıdır. HTŞ’nin Kürtlere savaş açması desteklenmemelidir” dedi.
“TÜRKİYE’DE KÜRTLER VE TÜRKLER İÇİN DAHA FAZLA ÇABA GEREKİYOR”
Hatimoğulları, “Türkiye’de Kürtler ve Türkler, iç barış sağlanması için daha fazla çaba harcamalıdır. Aynı zamanda Türkiye devletinden ve hükümetinden beklenti, HTŞ’yi ve Geçici Şam Yönetimini Kürtler üzerinde bir etnik temizlik hareketi yürütürken desteklememesi ve bunun önünün kesilmesidir” dedi.
Ayrıca, garantör ülkelerin güvenilirliğinin sarsıldığını ifade eden Hatimoğulları, “10 Mart Mutabakatı’nın garantör ülkelerin güvenilirliği çerçevesinde ilerlemesi gerekirken, bu sağlanamamıştır. Garantör ülkeler, görevlerini yerine getirmeli ve Kuzey ve Doğu Suriye üzerindeki kuşatmanın kaldırılması için sorumluluklarını acilen yerine getirmelidir” şeklinde konuştu.
“İNSANLAR KATLEDİLİRKEN ALKIŞ ÇALMAK MÜMKÜN DEĞİL”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Rojava’da yaşanan acı dram, soykırıma varabilecek düzeyde saldırılar içeriyor. Bu durum, ciddi bir öfkeye yol açmakta. İnsanlar kardeşleri katledilirken burada alkış çalacak halleri yok” dedi.
Bakırhan, ateşkes ilan edildiğini hatırlatarak, “Ateşkesin herkes için geçerli olması gerekirken, Rojava’da durum böyle değil. Rojava’da tek taraflı bir ihlal söz konusu” diye tepki gösterdi.
Bölgedeki göç durumuna da dikkat çeken Bakırhan, “Dünyada en fazla göç eden halk Kürtlerdir. Bu duruma karşı başta Türkiye olmak üzere dünyanın demokratik kamuoyunun olumlu bir tepki ortaya koyması gerekmektedir” dedi.
“HEDEF KÜRTLERİN VARLIĞINI ORTADAN KALDIRMAKTIR”
Bakırhan, dünya kamuoyunun Kürtlerin dramını görmesi gerektiğini ifade ederek, “Şu anda büyük bir insanlık krizi var. İnsanlar donmakta, sağlık ve barınma krizleri yaşanmakta. Rakka’da IŞİD bayrakları yeniden dikiliyor. Bu duruma karşı dur denilmelidir” şeklinde konuştu.
Bakırhan, “Sivil hedef olan tüm askeri operasyonlar durdurulmalıdır. Ateşkese herkes uymalıdır. Bu, karşılıklı bir anlaşmadır” dedi. Ayrıca, “İnsani koridorlar açılmalı ve ihtiyaçlar karşılanmalıdır. Türkiye, Mürşitpınar ve Müsab sınır kapılarını bir an önce açmalıdır” ifadelerini kullandı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



