Kürt Meselesinde Barış Çağrısı: Özgür Özel

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Kürt Meselesinde Barış Çağrısı: Özgür Özel

TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, önemli bir konuyu ele aldı:

Bugün burada, Türkiye’nin en zorlu ve uzun süreli sorunlarından birini tartışmak üzere toplandık.

Bu kanun teklifini sunanların açıkça ifade etmemiş olsalar da, konunun adını doğru bir şekilde ortaya koymak zorundayız. Bugün Kürt meselesini ele alıyoruz. Bu mesele sadece bir terör sorunu değildir. Sadece güvenlik boyutuyla sınırlı kalamaz. Hiçbir şekilde yalnızca bir örgütün silah bırakmasıyla da alakalı değildir.

Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama anlayışıyla ilgilidir. Her bireyin kendi kimliği, dili, kültürü ve inancıyla bu ülkenin eşit bir yurttaşı olarak kendini hissetmesi meselesidir.

Aynı zamanda, Edirne, İzmir, Trabzon ve Manisa’daki vatandaşlarımızın güven içinde yaşamalarını sağlamak, çocuklarını terörün etkisinden korumak da bu konunun kapsamındadır. Yıllardır canımızı, malımızı ve kaynaklarımızı harcadığımız bu mesele, aslında 86 milyon yurttaşımızın ortak sorunudur. Demokrasimizin, kalkınmamızın, bölgesel gücümüzün, toplumsal huzurumuzun ve ortak geleceğimizin de bir parçasıdır.

“ÜNİTER DEVLET YAPIMIZ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”

Biz, Cumhuriyeti kuran, milli egemenliği tesis eden ve Türkiye’yi çok partili demokrasiye taşıyan siyasi mirasın sahipleriyiz.

Cumhuriyetimiz, üniter devlet yapımız ve ülkemizin bölünmez bütünlüğü bizim kırmızı çizgimizdir. Kürt meselesinin demokratik çözümünü bu ilkelerin karşısında değil, tam tersine bu ilkelerin güvencesi olarak görüyoruz.

Çünkü toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil, en güçlü dayanağı ve güvencesi olarak düşünüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete ve cumhuriyete bağlılığı, korkuyla değil; eşitlikle, özgürlükle ve aidiyet duygusuyla güçlenmelidir. Korku üzerine inşa edilen bir devlet, sağlam duramaz.

Devlet, öz güvenle ayakta kalır. Yurttaşlarını baskıyla yöneten iktidarlar, devletlerini güçlendirmek yerine toplumu kutuplaştırır, aidiyeti zayıflatır ve bölünme riskini artırır.

Cumhuriyeti kurmak ve çok partili demokrasiye geçiş, üniter yapımızı zayıflatmamış; aksine güçlendirmiştir.

Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi, devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Bu soruna hiçbir zaman seçim takvimine göre yaklaşmadık.

“İŞİNE GELDİĞİNDE KÜRTLERİ TERÖRİST İLAN EDENLERDEN OLMADIK”

Biz anketlere göre hareket etmedik. Konjonktür değiştiğinde söz ve tavır değiştirmedik. İşine geldiğinde çözüm diyen, işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde durduk. Dün söylediklerimizi bugün de aynen tekrar ediyoruz.

“TÜM SABOTAJLARA RAĞMEN MASADA KALDIK”

Bu mesele, şiddetle değil, siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil, milletin gözü önünde ve rızasıyla ele alınmalıdır. Bir kişinin iradesiyle değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyetiyle çözüme kavuşturulmalıdır. Herkesin kaygısını, acısını ve umudunu yüreğinde taşıyan bir toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllardır bu görüşü savunduk. Bu meselenin çözüm adresinin Meclis olduğunu söyledik.

Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik, kurulduğunda katılım gösterdik. Tüm tahriklere ve sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle, bazen aynı salonda buluştuk, bazen farklı düşündük ama meselenin kendisinden kopmadık ve yapıcı katkımızı esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk.

“ÖNDER’İ HAPSE ATIP SONRA ARKASINDAN TİMSAH GÖZYAŞI DÖKENLERDEN OLMADIK”

Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik: Destekleyeceğiz, katkı sunacağız ve denetleyeceğiz. Her aşamada yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz bu süreçte, koyduğumuz ilkelerden sapmadık.

Çünkü bizim tutumumuz günlük değil, tarihi bir duruştur; konjonktürel değil, ilkeseldir. Siyaset ilkesel bir temele dayanır. Biz işine gelince çözüm, işine gelmeyince terörist diyen; süreci başta masaya koyup sonra buzdolabına kaldıranlardan, Dolmabahçe’de görüştükleri rahmetli Sırrı Süreyya Önder’i hapse atıp arkasından timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık.

“BARİŞIN ÖNÜNDE DURMAYACAĞIZ”

Barışın önünde durmayacağız. Bir annenin daha evladının tabutuna sarılmasını önlemek için barışın önünü açacağız. Türkiye’nin bir ve bütün olması, güçlü olması için barışın önünü açacağız. Biz, ölüm yerine hayat olmasını sağlamak için bu sorumluluğu üstleneceğiz.

Asıl hedefimiz demokratik çözümdür. Terörün kökünü yalnızca demokrasi kazır. Barışı çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz. Silahın bırakılması için bugün kapı aralanıyor, o kapıyı kapatan olmayacağız. Ancak asıl mücadele şimdi başlıyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın