
iahaber Haber Merkezi
Demokratik Bölgeler Partisi (DEM) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt sorununa dair çözüm sürecinde beklenen yasaya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, “İmralı’da oluşan mutabakatın yasaya yansımasını bekliyoruz. Aksi takdirde bu yasa hukuka hizmet etmez, beklentileri karşılamaz ve geçiş döneminde oynayacağı rolü yerine getiremez” şeklinde ifadelerde bulundu. Cumhuriyetin demokratikleşmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, “Cumhuriyet, Alevi’siyle, Kürt’üyle barışmalıdır. Tüm farklı halklar ve inançlar eşit yurttaş olarak görülmelidir. Bunun için sadece silahların susması yeterli değil; barış inşa edilmeli, iktisadi adalet sağlanmalıdır” dedi.
Gülistan Doku soruşturması Süleyman Soylu’ya kadar uzanmalıdır
Tunceli’de gerçekleştirilen 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde konuşan Hatimoğulları, Gülistan Doku soruşturmasını gündeme getirdi. Hatimoğulları, “Gülistan Doku ile ilgili dönemin valisi, emniyet müdürü ve diğer yetkililere kadar uzanan bir soruşturma süreci var. Bu durum, tıpkı Susurluk skandalıyla benzerlik gösteriyor. Bu soruşturmanın dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya kadar uzanması gerekmektedir” dedi.
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
“Adeta Aleviliği pazarlamaya kalktılar, bunu asla kabul etmiyoruz”
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerini eleştiren Hatimoğulları, “Bu yıl 4 Mayıs’ta Tertele için Dersim’deydim ve çok acı bir gelişmeye tanıklık ettik. Tertele’nin yıldönümü, Kürtlerin ve Alevilerin acısının yıldönümü. Anmamızı yaparken, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın burada bir organizasyon düzenlediğini gördük. Devlet ve bakanlık, onları ‘dede’ olarak değil, ‘görevli’ olarak tanımlıyor. Bu organizasyonda 130 kişiyi Tertele günü toplantısına çağırdılar. Bu durumu asla kabul etmiyoruz. Aleviler, devletin Alevisi olmayacak ve inançlarından vazgeçmeyecek. Aleviler parayla satın alınamaz” şeklinde konuştu.
“Öcalan’ın çağrısı güçlü toplumsal örgütlenmenin çağrısıdır”
Devam eden çözüm sürecine de değinen Hatimoğulları, “Sayın Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, bu politikalar karşısında güçlü bir toplumsal örgütlenmenin çağrısıdır. Kürt halkı kendi kimliği, kültürü ve değerleri için mücadele ediyor. Alevi canlar da kendi kültürel değerleri ve inançları için savaş veriyor. Ancak mücadele alanlarını birleştirmezsek, baskılara karşı direnme olanağımız zayıflar. Türkiye’de 86 milyon insanın 50 milyonu açlık ve yoksullukla mücadele ediyor. Ekonomik adalet ve barış mücadelesi birleştiğinde daha güçlü bir sürece ulaşabiliriz” dedi.
“İmralı’da oluşan mutabakat özel yasaya yansımalıdır, aksi takdirde beklentiyi karşılamaz”
Yasa sürecinin geciktiğini kaydeden Hatimoğulları, “Bu yasanın çıkması sürecinin uzadığını biliyoruz. Biz bu yasadan, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik bir şekilde çözümüne zemin oluşturması ve bir geçiş dönemi sağlaması için çok net beklentiler içindeyiz. İmralı’da oluşan mutabakatın yasaya yansımasını bekliyoruz. Aksi durumda bu yasa, hukuka hizmet etmez ve kâğıt üzerinde kalır” ifadelerini kullandı.
“Barışı toplumsallaştırdıkça barış gerçekten barış olur”
Hatimoğulları, “Bu yasayı demokratik adımların atılması için bir aşama olarak değerlendiriyoruz. Ancak Kürt sorununun yüzyılı aşkın bir geçmişi olduğunu ve Alevi sorununun da bu topraklarda uzun süredir devam ettiğini unutmamalıyız. Bu sorunların bir yasa ile çözülmeyeceğinin bilincindeyiz. Barışı toplumsallaştırdıkça gerçek anlamda barış sağlanabilir. Farklı halklar ve inançlar olarak bizler barışı sahiplenirsek, bu topraklarda barış inşa edilebilir. Ayrıca kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi de barışın sağlanması için önemli bir adımdır” dedi.
“Cumhuriyet demokratikleşmelidir; Alevi’siyle, Kürt’üyle barışmalıdır”
Cumhuriyetin demokratikleşmesi gerektiğini yineleyen Hatimoğulları, “Cumhuriyet, Alevi’siyle, Kürt’üyle barışmalıdır. Tüm farklı halklar ve inançlar eşit yurttaş olarak kabul edilmelidir. Bunun için sadece silahların susması yeterli değil; barışın inşa edilmesi ve iktisadi adaletin sağlanması gerekmektedir. Bu amaç doğrultusunda hep birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



