

Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum, sosyal medya platformu X üzerinde yayımladığı “Devlet ve Kürtler” başlıklı yazısında, ‘Kürt sorunu’ yerine yeni bir kavram önererek, bu kavramın devletin egemen yaklaşımını oluşturduğunu savundu.
‘KONU’YA DÖNÜŞTÜ’
Uçum, yazısında, “Türkiye’de Devlet ile Kürtler arasındaki gündem, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimlerinde ‘mesele’ olmaktan çıkmış ve giderek ‘konu’ya dönüşmüştür. Bu meseleden konuya geçişin halen devam ettiğini vurgulamak mümkündür. Ancak, ‘sorun değil konu’ perspektifi artık devletin egemen yaklaşımı haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.
“KÜRTÇE’NİN GERÇEK BENLİĞİNE KAVUŞTURULMASI”
Uçum, bazı kesimlerin ‘Kürt sorunu’ ifadesini kimlik siyaseti ile Türkiye’nin bütünlüğünü hedef almak amacıyla kullandıklarını dile getirirken, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından ‘Kürt sorunu’ teşhisinin var olmadığını dile getirdi. Yıllardır devam eden terör sorununu ise sadece ve sadece Türkiye’nin Kürtlerini değil, bölgedeki bütün Kürtleri istismar eden emperyalist bir operasyon olarak değerlendirdi. Bu durumu asla ‘Kürt sorunu’ olarak adlandırmanın mümkün olmadığını belirtti.
Uçum, geldiğimiz aşamanın Devletin Kürtlerle ilişkisinin sorunlar değil konular üzerinden değerlendirilmesi gereken yeni bir aşama olduğunu vurguladı. Bu konular arasında, ayrılıkçı eğilimlerin tamamen ortadan kaldırılması, Kürtlerin devletle tam bir bütünleşme sağlaması ve Türk milletinin tüm unsurları ile Kürtlerin Türkiye’nin demokratik gelişimi ve güçlenmesi konusunda sorumluluk alması gerektiği ifade edildi. Ayrıca, Kürtçenin özgürlüğünün güçlendirilmesi ve gerçek benliğine kavuşturulması gerektiğine dikkat çekti.
Tüm bu konularla daha güçlü adımlar atabilmek için ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin ulaşılması gereken bir temel koşul olduğunu vurgulayan Uçum, silah bırakma çağrısının kesinlikle şartsız olması gerektiğini ve bunun aksi durumların kabul edilemeyeceğini ifade etti. Bu konudaki herhangi bir koşulun, başka bir koşula bağlı olamayacağını belirtti.
BÖLÜCÜLÜK PROJELERİNİN TASFİYESİ
Uçum, Türkiye’nin yirminci yüzyılın başından itibaren yürüttüğü politikaların sonucunda Türk milletinin ve Türk vatandaşlığının olgusal ve hukuksal anlamda Kürtleri kapsadığının giderek daha belirgin hale geldiğini belirtti. Bu süreçte, 12 Eylül 1980 darbe dönemi gibi referanslar verilerek oluşturulan şüpheler ve kara propagandalara rağmen, Türk Milleti ve Türk Vatandaşlığı kavramlarının kapsayıcı ve derin içerikleri sayesinde daha çok benimsenir hale geldiğini ifade etti.
Uçum, Türkiye’nin hukuk sistemi çerçevesinde Türk vatandaşlığının etnik, dini ya da ırki bir bağ yerine sadece hukuki bir bağ ile düzenlendiğini ve bu nedenle vatandaşlıkta farklılıkların dikkate alınmadığını vurguladı. Ayrıca, vatandaş olan herkesin eşit haklara ve ödevlere sahip olduğunu, bu sebeple hukuken eşit vatandaşlık konusunda bir sıkıntı olmadığını belirtti. Kürtlerin de bu ülkenin gerçek eşit vatandaşları olduğuna kalpten inandığına dair herhangi bir duygusal engelin olmadığını ifade etti.
Ancak, Uçum, ‘eşit vatandaşlık’ kavramında hukuki ve duygusal bir sorunun bulunmadığını, vatandaşlar arasında eşitlik duygusunun pratikte egemen olmasını sağlamanın
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



