
“Tayyip Erdoğan’ın Kürt meselesine bakışı, sorunu çözmekten ziyade iktidarının devamlılığını sağlamak amacıyla dönemin koşullarına göre şekillenen bir stratejik araçtan ibarettir.
(…) Barış ve demokratikleşme iddiası taşımayan yeni süreçte, iktidar Kürt meselesini kendi siyasi geleceği ve uluslararası güçlerin bölgedeki planlamalarına göre yönetme konusunda ısrar etmektedir.
(…) Kürt Sorunu bağlamında bu sürecin gerçek bir çözüme ulaşmaktan ziyade, gerilimleri azaltmaya yönelik teknik düzenlemeler olarak kalacağı açıktır. (Ahmet Şık, Ayna / Heli, s.590 – 593).
Kürt Sorunu hakkında hem yurt içinde hem de yurtdışında yüz yılı aşkın süredir birçok dillerde sayısız araştırma ve kitap yayımlanmaktadır. Ancak, 2013’teki girişim ve Ağustos 2025’te TBMM’de kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” gibi çalışmalar, kapsamlı ve birinci elden bir inceleme sunmamıştır.
Ahmet Şık kaleme aldı
Bu eksikliği TİP Milletvekili ve gazeteci Ahmet Şık gideriyor.
Ahmet’in yeni eseri “Ayna / Heli, Kürt Meselesi: Kimlik İnkarı, Devlet Zihniyeti ve Yurttaşlık Krizi” başlığını taşıyor.
Ahmet Şık, kitabının önsözünde şu ifadeleri kullanıyor:
“Ayna yalansızdır, varlık nedeni budur; ne varsa onu gösterir, kendisine bakanın kendisini bilmesini, tanımasını ve gerçek olanı görmesini sağlar.”
Gerçekten de bu kitap, bir hesaplaşma niteliğinde!
“Ayna / Heli”, Osmanlı dönemini özetlerken, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet döneminden günümüze kadar gelen Kürt Sorunu’nu kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Tarihsel açıdan doyurucu, günümüze ışık tutan derli toplu bir başvuru kaynağı olarak öne çıkıyor.
Kitabın 600 sayfasının üçte ikisi 2002 yılına kadar gelen tarihi, kalan üçte biri ise yaklaşık 200 sayfa, 2002 sonrasındaki AKP dönemini kapsıyor.
Kitabın dikkate değer yönlerinden biri de, Ahmet Şık’ın Meclis’teki “Terörsüz Türkiye Komisyonu” üyesi olmasıdır. Komisyonun kurulduğu Ağustos ayından bu yana toplantılara katılıyor, tartışmalara tanıklık ediyor ve devletin güvenlik birimleri ile Dışişleri’nin sunduğu bilgileri dinliyor. Bu bağlamda kaleme aldığı eser, “birinci elden kapsamlı bir çalışma” olarak nitelendiriliyor.

İyimser bir bakış açısı yok
Ahmet Şık, “Kürt Sorunu çözümünde bugün neredeyiz, ne olup bitiyor, nereye evriliyor” sorularına yanıt aramaktadır.
Yazının başında alıntıladığımız gibi, çözüm konusunda pek umutlu görünmüyor. Bu görüşü, yalnızca izlenimlerinden değil, son yirmi dört yıldaki AKP iktidarında yaşanan olayları hatırlayarak ve değerlendirerek oluşturuyor. Bunun temel nedeni ise, Tayyip Erdoğan’ın izlediği çelişkili politikalar.
Erdoğan’ın perspektifinde Kürt Sorunu, zaman zaman “güvenlikçi devlet söylemi” çerçevesinde bir terör olgusu olarak, bazen de “insan hakları ve demokratikleşme ekseninde bölgedeki oy potansiyelinin değerlendirilmesi” olarak farklı yönlerde gelişiyor. Diğer zamanlarda ise “Kürt meselesi benim sorunumdur” gibi benimseyici ifadelerle öne çıkıyor. (A.g.k., s. 570 – 585).
Bu süreçte, HDP’li belediyelere kayyım atanıyor, milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıyor ve önde gelen partililer hapse atılıyor. Selahattin Demirtaş örneğinde olduğu gibi, AİHM kararına rağmen serbest bırakılmıyor.
Kapaktaki sembol
21 toplantı ve 58 oturumda 135 kişiyi dinledikten sonra, partilerin görüşlerini de alarak hazırlanan ortak komisyon raporu hayal kırıklığı yaratan bir içerikle sonuçlanıyor.
Kürt Sorunu’nu çözmek amacıyla oluşturulan komisyon raporunda, Kürt Sorunu’nun adı dahi geçmiyor.
Demokratikleşme ise adeta Kaf Dağı’nın ardında kalmış durumda!
Arada sırada Devlet Bahçeli’nin özgün çıkışları, ona destek veren HDP’li temsilcilerin ardından yaşanan siyasi polemikler dışında, Kürt Sorunu ile ilgili bir süreç veya komisyon var mı, diye sormak gerekiyor.
Ahmet Şık’ın “Ayna” adlı eseri, Kürtçesi “Heli” ifadesiyle birlikte, Kürt Sorunu’na ayna tutuyor. Kitap kapağında çizilen kırık bir ayna, çözüm sürecinde bulunduğumuz durumu yeterince ifade ediyor.
Son yıllarda bu alanda kaleme alınmış en iyi eserlerden biri olarak öne çıkıyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



