Kürtlerin Özgürlük Mücadelesi: Savaş ve Adalet

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
Kürtlerin Özgürlük Mücadelesi: Savaş ve Adalet

İran’a yönelik saldırının 11. günü geride kaldı. Ortadoğu’nun gökyüzü, füze, savaş uçağı ve insansız hava araçlarıyla dolup taşıyor. Ortam son derece kaotik.

Bu karmaşanın içinde iki temel gerçek öne çıkıyor. İlk olarak; bir rejimi güçlü kılan unsurlar, nerede olursa olsun, ne füzeler ne de savaş uçaklarıdır. Asıl güç, devletin halkından aldığı destekle şekillenir. Bir halk, devlete ve iktidara ne kadar rıza gösterirse, o ülkenin gücü de o kadar artar.

Ancak İran’daki yönetim bu gerçeği bir türlü kavrayamadı. Halktan destek almak yerine, varlığını silahlara dayandırdı. Kadınların tüm özgürlüklerini kısıtladı, ekonomiyi kötü yönetti ve kimliklere özgürlük sunmadı. Her gün onlarca Kürt ve muhalif insanı idam etti. İran halkıyla ilişkilerinde zulüm tohumları ekti ve şimdi öfke biçiyor.

İkinci gerçek ise dış müdahalelerle bir ülkede rejim değiştirmenin, o ülkeye demokrasi ve mutluluk getirmeyeceğidir. Bu savaştan çıkarılabilecek en önemli derslerden biri budur.

Bir ülkeye demokrasi ve refahın gelmesi, halkın öz iradesiyle mümkündür. Savaş büyüdükçe sınırlar değil, acılar genişler; küresel ve bölgesel güçlerin çatışması sırasında halklar ezilir. Dış müdahaleler sona ermelidir ve inkâr eden rejimlerin de değişmesi gerekmektedir. Sadece dış müdahalelere karşı değiliz; bu inkârcı rejimlerin değişmesini de savunuyoruz.

Sizlerin önünde meseleyi nasıl ele aldığımızı bir kez daha net bir biçimde ifade ettik. Ancak Kürtlerin ve Kürt örgütlerinin bu yaklaşımı bilmesine rağmen, hâlâ Kürtlere akıl vermeye çalışanlar var. Çünkü bu kişiler, Kürtleri söz sahibi olan, siyaset yapabilen, strateji geliştirebilen ve en önemlisi kendi geleceği hakkında karar verebilen bir halk olarak görmüyorlar.

Dünyanın herhangi bir yerinde bir mermi patladığında, hemen Kürtleri arayan analistler ekranda boy gösteriyor. Aniden, andıç gibi açıklamalar yapıyorlar. Bu noktayı vurgulamak istiyorum: Kendini Kürtlerin koruyucusu olarak gören siyasetçiler ve Kürtlere akıl vermeyi alışkanlık haline getiren analistler, artık şu tür ifadelerden vazgeçmeli: “Kürtler dış güçlerin kendilerine bir fayda sağlamadığını anlamalı… Kürtler kart olarak kullanılmaya izin vermemeli…”

Bu tür boş laflarla gerçeği örtmeyi bırakın ve Kürtlere akıl vermekten vazgeçin. Ne söylesek, sözlerimizi başka bir yere çekmeye çalışan, had bildiren bir kesim var.

Bu azınlık düşünceleri bir kenara bırakalım. Bağırıp çağıranların gürültüsüne kulak asmayın. Bugün, göz ardı edilen, çarpıtılan ve üstü kapatılan bir gerçeği burada konuşacağız. Sorular soracağız ve yanıtlarını birlikte arayacağız.

Son bir haftadır dünya, Kürtleri tartışıyor ve odak noktası İran. Bir ay önce de dünya, Kürtleri konuşuyordu; bu sefer odak Suriye’ydi. Peki, dünya neden sürekli Kürtleri gündeme getiriyor? Bölge devletleri bunun üzerine ciddi şekilde düşünmeli. Her altüst oluşta gözler bir halka çevriliyorsa, burada bir sorun yok mu? Kürtlerin bu kadar gündemde olmasının, dünyanın dört bir yanında konuşulmasının sebebi nedir?

Kendinize bir kez daha sorun. Eğer Kürtler yaşadıkları ülkelerde eşit ve özgür yurttaşlar değilse, kimliksiz ve baskı altında yaşıyorsa, elbette Kürtler konuşulacaktır. İran’da neyi tartışacağız? Tabii ki kimliksiz Kürtleri ele alacağız.

En acı gerçek ise, Kürtleri kullanılmakla suçlayanların, yüzyıllardır inkâr ve asimilasyon politikalarıyla Kürtleri görmezden gelmiş olmalarıdır. Eğer bugün Kürtler konuşuluyorsa, bunun sorumluluğu Sykes-Picot Anlaşması ve bölge devletlerine aittir.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın