
iahaber Haber Merkezi
Türk Tabipleri Birliği (TTB), yaptığı açıklamada, “Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyoruz. Emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
168 aydının, sanatçılar, akademisyenler, gazeteciler, hukukçular, eğitimciler, siyasi parti ve meslek odası temsilcileriyle birlikte “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnine imza atmasının ardından TTB, “Laiklik Halklarımızın Güvencesidir; Laikliği Savunmak Suç Değil, Tarihsel Bir Görevdir” başlıklı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “Son dönemde, laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamaların yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil, aynı zamanda işçi sınıfının ve emekçilerin tarihsel kazanımlarını da tehdit ettiği” ifade edildi.
Laikliğin, bu ülkenin kurucu ilkelerinden biri olduğu ve emekçilerin birliği, eşitliği ve hakları açısından vazgeçilmez bir unsur olduğu vurgulandı. Laiklik, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlığın teminatı olarak tanımlandı. Herkesin inancını özgürce yaşayabilmesi ve farklı kimliklerin eşit haklarla bir arada var olabilmesinin güvencesi olduğu belirtildi. Laikliğe zarar verecek her hamlenin, işçilerin ve emekçilerin inançlarına göre ayrılmasına ve ötekileştirilmesine yol açacağı ifade edildi.
Ekonomik sıkıntıların arttığı ve sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, adaletsizlik ve güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitlelerin kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istendiği kaydedildi. Yoksullaşmaya ve artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek amacıyla ayrımcı politikaların devreye sokulduğu vurgulandı. Bu nedenle, laikliği, barışı ve demokratik bir cumhuriyeti savunmanın emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevi olduğu belirtildi.
Açıklamada, sermaye iktidarını korumak amacıyla inançların kullanılmasının işçilerin ve emekçilerin haklarının gasp edilmesine yol açtığı ifade edildi. Laikliğin, kaderciliğe ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyüttüğü dile getirildi. Laik bir düzende işçilerin hak aramasının günah olarak yaftalanamayacağı, iş cinayetlerinin faillerinin “kader” denilerek aklanamayacağı belirtildi. Laikliği savunmanın, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmak olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesinin, Cumhuriyet’in niteliklerini “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımladığı hatırlatıldı. Ancak bu niteliklerin son yıllarda ağır bir tahribata uğradığı ifade edildi. Laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesinin, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle aynı sürecin parçaları olduğu vurgulandı. Laikliği savunmak, anayasal bir hak olarak değerlendirildi ve emek örgütleri olarak bu durumu reddettiklerinin altı çizildi. Eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir cumhuriyet için mücadeleye devam edileceği ifade edildi.
Yusuf Tekin, laiklik bildirisine tepki göstererek, “Ben Anadolu çocuğuyum, Özgür Özel kadar midesi geniş değilim, kusura bakmayın” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, laiklik bildirisine sert bir yanıt vererek, “Azgın güruhun hezeyanlarına, Ramazan’a gölge düşürmelerine eyvallah demeyeceğiz!” ifadesini kullandı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



