
Eski rock severler olarak, CHP’den daha fazla gruplara ayrıldığımızı söyleyebilirim. Yaşımız ilerledikçe, elimizdeki bastonları birbirimize sallayarak “En iyisi Pink Floyd!”, “Hayır, Beatles’tan büyüğü yoktur!”, “Rolling Stones da efsanedir!” diye tartışmaktan geri durmuyoruz. Bana sorarsanız, en iyisi Led Zeppelin’dir. Zevkler ve tercihlerin tartışmaya kapalı olduğu gerçeğini göz ardı etmeyin.
Artık kulaklarımız iyi duymadığı için müziği sonuna kadar açarak evdekilerin ve komşuların canına okuyoruz. Belki de iyi bir şey yapıyoruzdur; en azından cahiller iyi müzik dinlesinler. Yedi yaşına kadar çocuklar ve yetmiş yaşından sonra yaşlılar, her neyi istiyorlarsa yapabilirler ya da öyle zannederler.
Led Zeppelin neden en iyisi?
Rock tarihinin önemli isimleri arasında yer alan Led Zeppelin, bir dönemi, bir duruşu ve sınırsız yaratıcılığı simgeler. 1968 yılında kurulan grup, dört devrimci müzisyeni, Jimmy Page, Robert Plant, John Paul Jones ve John Bonham ile müziğin sınırlarını zorlamış ve dünyaya rock müziğin eşsiz eserlerini sunmuştur.
Led Zeppelin, blues’un ham duygularını, folk müziğin büyülü melodilerini, klasik müziğin karmaşık yapısını, Ortadoğu ezgilerini ve psikedelik rock’ın sonsuzluğunu ustalıkla bir araya getiren bir simyacı gibidir. “Kashmir” parçasını dinlerken insan kendini mistik bir yolculuğa çıkmış gibi hisseder. Rock and Roll ise doğrudan damarlarınıza adrenalin pompalamaktadır.
Onlar, blues, folk ve rock’ın elementlerini parçalayarak yeniden bir araya getiren bir doğa olayıdır.
Jimmy Page’in gitarı adeta sihirli bir değnektir. Efsanevi tonları, laboratuvar titizliğiyle hazırlanmış gibidir. Onun riffleri, bazen bir çöl fırtınası kadar sert, bazen de sisli bir İngiliz sabahı kadar gizemlidir.
Robert Plant, grubun vokalisti olarak rock tarihinin en karizmatik seslerinden birine sahiptir. Altın Tanrı olarak anılan Plant, hem bir meleğin zarafetini hem de bir fırtınanın vahşetini yansıtabilen, rock vokalistliğinin standartlarını yükselten bir sanatçıdır.
Bas gitar ve klavye ustası John Paul Jones ise grubun gizli dâhisidir. Müziğe derinlik, sofistikasyon ve ruh katan Jones, karmaşık düzenlemeleriyle grubu sıradan hard rock kalıplarının ötesine taşır.
John Bonham, davulun efendisidir. Gücü, tekniği ve saldırgan tavrıyla rock tarihinin en iyi davulcularından biri olarak kabul edilen Bonham, grubun kalp atışıdır. Davula bir alacaklı gibi vurur ve soloları yeri yerinden oynatır. 1980 yılında hayatını kaybeden Bonham, grubun dağılmasına neden olmuştur.

Led Zeppelin: Stairway to Heaven / Cennete Merdiven (1971)
“Stairway to Heaven”, rock müziğinin en önemli ve tartışmalı kompozisyonlarından biridir. 1971 tarihli dördüncü albümde yer alan bu sekiz dakikalık eser, grubun teknik becerisinin ve mistik vizyonunun zirvesini temsil eder.
“Stairway”, çağın saf iyimserliğini, folk-rock’tan ağır metale uzanan müziği ve grubun tüm yeteneklerini tek potada eriten bir yapıttır. Parça, dinleyiciyi bir yolculuğa çıkarır; merdivenin bizi götürdüğü yer belki cennet değildir ama parça bittiğinde dünyaya farklı bir perspektiften bakma şansı sunar.
Şarkı, müzikal yolculuğuna yumuşak akustik flüt ve gitarla başlar ve Plant’in vokali ile Page’in gitar solosuyla doruklara ulaşır. Yavaşça yükselir, büyür ve sonunda adeta gökyüzünü yarar.
Plant, şarkının sözlerini antik Kelt mitolojisinden ve mistik metinlerden esinlenerek kaleme aldığını belirtir. Sözler, her şeyi parayla alabileceğini düşünen bir kadının hikayesini anlatırken, maddiyat ile maneviyat arasındaki çatışmayı gözler önüne serer.
Led Zeppelin: Kashmir / Keşmir (2012)
“Kashmir”, Led Zeppelin’in en iddialı ve karmaşık eserlerinden biridir. “Stairway to Heaven”ın içe dönük mistisizminden farklı olarak, dışa dönük ve destansı bir başyapıt olarak öne çıkar.
“Kashmir” parçasının doğuşu, Robert Plant’ın 1973’te Fas ve Cezayir üzerinden yaptığı bir yolculuğa dayanır. Sanatçı, Sahra Çölü’nün uçsuz bucaksız genişliğinden ve ağır, büyüleyici sessizliğinden etkilenir. Şarkının adı, egzotik ve muhteşem havasını yansıttığı için seçilmiştir.
Jimmy Page, Plant’in bu görsel ve duygusal anlatısını duyduğunda, üzerinde çalıştığı bir gitar riffini bu parçaya uyarlar. Sonuç, Batı rock müziği ile Doğu müziğinin mükemmel bir füzyonudur. Şarkı, adeta çölde ilerleyen dev bir kervan hissi verir.</
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



