Macaristan’da Tarihi Seçim: Orban İktidarı Sonlandı!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Macaristan’da Tarihi Seçim: Orban İktidarı Sonlandı!

Son günlerde Macaristan’daki seçimlerle ilgili gelişmelere dikkatle odaklanıyorum. Yüzde 78 gibi yüksek bir katılımla, Trump destekçisi otokrat Viktor Orban, 16 yıl aradan sonra iktidarını kaybetti. (Yazının kaleme alındığı sırada muhalefet, Orban’a karşı yüzde 10’luk bir fark elde etmişti. Ayrıca, muhalefet üçte iki oranında Meclis çoğunluğunu da kazandı.) Eski Adalet Bakanı ve Orban’ın eski eşi Peter Magyar, kurduğu Tisza Partisi ile zafer elde etti. Magyar, Avrupa Birliği ve NATO ile ilişkilerin öncelik kazanacağını ve yolsuzlukla mücadelenin önemli bir hedef olacağını belirtmişti. Seçim sürecinde, sadece seçimleri kazanmanın değil, aynı zamanda yargı bağımsızlığı ve medyanın üzerindeki baskının kaldırılması için gerekli anayasal değişikliklerin yapılabilmesi amacıyla üçte iki çoğunluğa ihtiyaç duyduğunu da vurgulamıştı.

Macaristan’daki seçimlerin önemi birkaç boyuta dayanıyor. İlk olarak, sağ popülist otokrat Orban’ın kaybı yalnızca Macaristan’ı etkilemiyor. Orban, uzun süre boyunca dünya genelindeki sağ popülist hareketlere öncülük etti. Orban’ın siyasi kişiliğini ele alan İlteriş Ergün’ün yazısı, bu durumu çok iyi özetliyor:

“Seçimlerin öneminin kaynağı Viktor Orban’ın siyasi kimliğidir. Orban, ABD’den Hindistan’a, İsrail’den Avrupa’ya kadar küresel sağ siyasetin lideri olarak algılanıyor. Orban, Macaristan’ı 2008 ekonomik krizi sonrası dünya genelinde yaygınlaşan milliyetçi-popülist-nativist dalganın model ülkesi haline getirdi. Ülkesini, ABD’de ‘post-liberalizm’ olarak adlandırılan, Avrupa’da ise milli-muhafazakarlık olarak bilinen yeni sağ ideolojinin anavatanı haline dönüştürdü.

Yürütmenin üstünlüğüne dayalı otoriter bir anayasal düzen kuran Orban’ın politikaları, yargı denetimini ulusal güvenlik zafiyeti olarak gören, bireysel özgürlük yerine ulusal çıkarları önceleyen, göçmen karşıtlığı savunan ve devletin piyasalara müdahalesini destekleyen yönleriyle diğer sağ siyasi partiler tarafından benimsenmiştir. Orban’ın yeni sağ ideolojinin teorik altyapısını güçlendirmek amacıyla kurduğu Szâzâdveg ve MCC gibi kuruluşlar, kamu kaynaklarıyla farklı ülkelerdeki muhafazakâr akademisyen ve düşünürlere destek sağlamış, konferanslar düzenlemiştir. Özetle, Orban Macaristan’ı yeni sağ ideolojinin bir hac merkezi haline getirmiştir.

Orban’ın kaybının bir diğer önemli boyutu ise Trump ile olan ilişkisi. Kampanya süresince Orban’a destek veren Trump, yardımcısı Vance’i Macaristan’a göndermişti. Bu kaybın, Trump’ın dünya genelinde zayıflayan imajının olumsuz etkisiyle de bağlantılı olduğu söylenebilir.

Gelecek süreçte, özellikle sağ otoriter rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerde yaşanacak gelişmeler dikkatle izlenecek. İlk olarak, iktidarın devri süreci ve bu sürecin nasıl şekilleneceği önemli bir konu. 16 yıl boyunca devleti yöneten gücün iktidarı devrinin şekli ve sonrası, kritik bir aşama olacaktır. Magyar, mitinglerinde yargı bağımsızlığı için gerekli olan üçte iki süper çoğunluğa ihtiyacını vurgularken, muhtemel geçiş sürecini de aklında tutuyordu. Ayrıca, Orban’ın seçimleri kaybettiğini kabul edip Magyar’ı araması da dikkat çekici bir durum olarak kaydedilmeli.

İkinci önemli konu ise Magyar’ın siyasi duruşudur. Cihan Tuğal’ın bu konudaki değerlendirmesi düşündürücü:

“Macaristan’da Orbán’ın rakibi, şimdilik liberalizme yönelmiş gibi görünen eski bir Orbáncı. Bunu bir tesadüf olarak düşünmeyin. Macaristan dahil tüm dünyada liberalizmin etkisi azaldığı için, aşırı sağa ancak böyle geçici ‘alternatifler’ üretilebiliyor.”

Sağdan gelen rakip tespitleri doğru olsa da, Orban’ın seçimleri kaybetmesi son derece önemli bir gelişmedir.

Dünya genelinde ve Türkiye’de Orban’ın kaybı ve bunun olası sonuçları tartışılırken, Türkiye yeni haftaya, ana muhalefete yönelik yargı odaklı operasyonlarla girmekte. İBB-İmamoğlu davası bugün Silivri’de devam ederken, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasının ardından partinin il başkanları Ankara’ya çağrıldı. Ana muhalefet üzerindeki yargı baskısı giderek artarken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, siyasetin alanının daraltılmaması için çaba gösteriyor. Özel’in ‘ara seçim’ önerisi, ilk bakışta siyasi bir manevra gibi görünse de, aslında siyasetin alanını yeniden tanımlama ve muhalefetin diğer partilerini harekete geçirme hamlesi olarak değerlendirilebilir.

Ara seçim talebi, şu soruyu gündeme getiriyor: “Siyasi temsil hâlâ toplumun güncel iradesini yansıtıyor mu?” Ekonomik kriz ve artan hukuk sorunlarına rağmen iktidar hala destek görüyor mu? Tartışma, yalnızca mevcut Meclis aritmetiği veya son yerel seçim sonuçları etrafında dönmüyor; seçmenin güncel eğilimleri, memnuniyeti veya itirazları da gündeme gelecek. Bu durum, muhalefetin baskılara rağmen gündem oluşturma çabasının bir yansımasıdır ve başarısızlık olarak nitelendirilmesi adil görünmemektedir. Türkiye’de iktidar blokunun en güçlü olduğu alanlardan biri, seçim kazanma kapasitesi üzerinden kurduğu psikolojik üstünlüktür. Özgür Özel’in önerisi, bu üstünlüğü yeniden sorgulama çağrısı olarak değerlendirilebilir. İktidar, bu öneriyi ciddiye almadığını ifade etse de, muhalefet için bir özgüven ifadesi olarak öne çıkmaktadır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın