
Batı Afrika’nın kara ülkelerinden biri olan Mali, 2020 yılının ağustos ayında askeri bir darbe ile sarsıldı. Ülkenin derin köklü sorunlarına çözüm üretemeyeceği konusunda halk arasında geniş bir mutabakat sağlandı. Bu bağlamda, iktidardaki İbrahim Boubakar Keita hükümetinin devrilmesi, toplumda genel bir memnuniyetle karşılandı. Bunun üzerine Afrika Birliği ve bölgesel örgüt ECOWAS, Mali’nin üyeliğini derhal askıya alarak askeri yönetimi, anayasal düzene döndürmesi yönünde baskı altına aldı. Ekonomik yaptırımlarla askeri yönetim üzerinde etki yaratmaya çalıştılar; ancak bu çabalar sonuç vermedi. Askeri lider Asımi Goita’nın yönetimindeki Mali, son altı yıl içinde seçim takvimini gündemden kaldırarak siyasi faaliyetleri yasakladı ve demokrasiden uzaklaştı. Geriye dönüp bakıldığında, askeri yönetimin Mali halkının sorunlarını çözmede başarısız kaldığı ve verdiği taahhütleri yerine getiremediği açıkça görülüyor. Ülkenin geleceği, Rusya’ya yaslanan bu cunta yönetimi altında belirsizlik içinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.
Asımi Goita
Askerler ne söz verdiler ne yaptılar?
2020 yazında yönetime gelen askerler, Mali’nin 2011 yılından beri süregelen güvenlik krizini çözmeyi, ayrılıkçı ve cihatçı grupları mağlup etmeyi, yolsuzlukları sona erdirmeyi ve ekonomiyi canlandırmayı vaat ettiler.
Bu hedeflere ulaşmak için sivil bir geçiş dönemine ihtiyaç olduğunu ve seçimlerin makul bir süre içinde gerçekleştirileceğini belirttiler. Ülkedeki sivil kuruluşlar ve siyasi partilerin de bu sürece katkıda bulunmasının beklendiği ifade edildi.
Ancak verilen sözler zamanla unutuldu. Askerler, önce sivil geçiş dönemine dair taahhütlerinden vazgeçtiler, ardından seçim takvimini ertelediler ve siyasi faaliyetleri yasakladılar. ECOWAS üyeliğinden ayrılarak otoriter bir rejime dönüştüler.
ECOWAS
Uluslararası toplum Mali’yi terör karşısında yalnız bırakmadı
Mali’nin yalnız başına, Sahel bölgesindeki cihatçı terörle mücadele etmesinin imkânsız olduğu gerçeği göz önünde bulundurularak, uluslararası toplum 2013 yılından itibaren ülkeye yardım etmek için harekete geçti. Eski sömürgeci Fransa, BARKANE adlı müdahale kuvvetleri ile, BM Barış Gücü ise 15 bin kişilik MİNUSMA ile Mali ordusuna destek sağladı. Ayrıca, Sahel ülkelerinin oluşturduğu G5 SAHEL ve TAKUBA görev gücü de Mali Silahlı Kuvvetleri’ni teröre karşı mücadelede destekledi.
Albay Asımi Goita’nın batıyı dışlayarak Rusya’yı davet etmesinin mantıklı bir temeli yok. Ancak tüm bu uluslararası yardımlara rağmen, cihatçı grupların faaliyetleri durdurulamadı. Albay Goita, terörle mücadelede başarısızlıkları bahane ederek, Fransa’nın Mali iç işlerine müdahale ettiğini iddia etti ve uluslararası askeri desteğin kendileri için engelleyici olduğunu belirterek tüm yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesini talep etti. Bu karar, gözden uzak bir adım olarak değerlendirildi ve Mali batıdan koparak Rusya’ya yöneldi. Goita’nın bu dönüşümü, Sahel kuşağındaki diğer ülkeleri de etkiledi. 2017-18 yıllarında Afrika’ya geri dönen Putin yönetimi, 2022-23 döneminde Sahel bölgesinin silahlı gücü haline geldi.
Rusya ile balayı 2 yıl sürdü
Rusya destekli Mali için 2023 yılı, başarı ve zafer dönemine işaret etti. Wagner Grubu ve Türk SİHA’ları sayesinde, kuzeydoğudaki stratejik Kidal şehri terör gruplarından geri alındı ve bu durum cunta yönetiminin halk nezdindeki itibarını artırdı. Ayrıca, ECOWAS’ın tecrit, yaptırım ve müdahale tehditlerine karşı, Mali, Nijer ve Burkina Faso, aralarında bir askeri ittifak oluşturarak güçlerini birleştirdiler. Asımi Goita, hem batıya hem de bölgesel örgüte başkaldıran bir anti-sömürgeci lider olarak öne çıktı.
Nijer, Mali ve Burkina Faso Dışişleri Bakanları Bakary Yaou Sangare, Abdoulaye Diop ve Karamoko Jean Marie Traore, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile 3 Nisan 2025’te Moskova’da düzenlenen ortak basın toplantısında
Wagner güçleri pusuya düşürüldü
2024 yılı temmuz ayında, Mali’nin kuzeyinde, ayrılıkçı Tuareglerin Wagner konvoyunu pusuya düşürerek yüz civarında Rus ve Mali askerini etkisiz hale getirmesi, Rusya’nın bölgedeki imajını zedeledi. Bu durum, askeri yönetim için de sıkıntılı bir dönemin başlangıcını işaret etti. Bu hezimet sonrasında, cihatçı ve ayrılıkçı grupların saldırıları artarak devam etti. 2025 ve 2026 yıllarında, cunta yönetimi, silahlı gruplara karşı etkili bir karşılık veremedi.
Cihatçı gruplar başkent Bamako’yu nefessiz bıraktılar
2025 sonbaharında, başkent Bamako’da ciddi sorunlar baş göstermeye başladı. Cihatçı gruplar, hakimiyetlerini güneye ve batıya doğru genişleterek, başkenti akaryakıtsız bıraktılar. Bamako’ya petrol taşıyan tankerler hedef alındı ve bu durum enerji krizine yol açtı. Başkent karanlığa gömülürken, GSİM tarafından yakılan yüzlerce kamyonun görüntüleri yayımlandı. 2026 yılının ilkbaharında, cihatçı ve ayrılıkçı milisler, Kidal’ı ele geçirmek amacıyla birleşik bir harekat başlattılar. Aynı gün, Kati bölgesinde bulunan Savunma Bakanı Sadio Camara, intihar saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Kidal ve Tessalit’in yeniden isyancıların eline geçmesi, Mali’deki askeri yönetimin artık zor bir durumda olduğunu gösteriyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!




