
Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 21. toplantısını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında Meclis Tören Salonu’nda gerçekleştirdi.
Uzun zamandır beklenen Süreç Komisyonu raporu, komisyonda 47 kabul, 2 red ve 1 çekimser oyla onaylandı.
Rapora Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) ret oyu verirken, CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi çekimser kaldı.
Kararın ardından açıklama yapan Demokrasi ve Emek Partisi Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bundan sonra Meclis’in, komisyon raporunda belirtilen yasa tasarılarını hızlı bir şekilde hayata geçirmesi gerekmektedir” dedi.
Meral Danış Beştaş ise “Abdullah Öcalan, bu sürecin mimarlarından biri olarak özgürce çalışabilmelidir” ifadelerini kullandı.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, “Burada bir Türkiye ittifakı ortaya çıktı. Raporda ortak aklın ve kardeşlik vurgusunun ön plana çıkması oldukça önemlidir. Türkiye’de artık paradigmanın değiştiğini görmekteyiz” şeklinde konuştu.
Kurtulmuş, 7 bölümden oluşan ortak raporun ana başlıklarını açıkladı:
- Komisyon çalışmaları
- Komisyonun temel hedefleri
- Türk-Kürt kardeşliği tarihi
- Komisyonda dinlenen kişilerin analizleri
- Terör örgütü PKK’nın kendini feshetmesi
- Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri
- Demokratikleşmeye yönelik öneriler
Yaklaşık 60 sayfadan oluşan rapor, İmralı Süreci’nin yol haritasını ve bu süreçte hayata geçirilmesi planlanan idari ve hukuki düzenlemeleri kapsamaktadır.
Komisyonda incelenen rapor için yapılacak oylamada AKP, CHP, MHP ve DEM Parti’nin “evet” oyu vereceği öğrenildi.
Kanuni düzenlemelerin kabul edilebilmesi için nitelikli çoğunluk gerekmektedir. Bu doğrultuda, 51 üyeli komisyonda en az 31 “evet” oyu aranacaktır.
AYLARDIR TARTIŞILAN RAPOR…
“Nihai rapor”un bazı bölümleri kamuoyuna sızdırıldı. Raporda, sürecin ilerleyişi için silah bırakmanın tespit ve teyidine dayalı bir yol haritası öneriliyor ve buna eşlik edecek kapsamlı yasal düzenlemeler sunuluyor.
DEM Parti, İmralı Süreci kapsamında hazırlanan komisyonun Ortak Rapor Taslağı’na itiraz ettiğini açıkladı.
DEM Parti’nin açıklamasında, “Ortak Rapor Taslağının hazırlık sürecinde uzlaşma zeminini zorladığımızı ve yapıcı bir rol üstlenmek için özen gösterdiğimizi belirtmek isteriz” ifadeleri yer aldı.
DEM PARTİ’DEN “TERÖR” ŞERHİ
DEM Parti’nin rapora “şerh” koyarak “evet” oyu vereceği öğrenildi. Ancak açıklamada, raporda kullanılan bazı terimlere itiraz edildiği belirtildi.
DEM Parti, “Terörsüz Türkiye süreci”, “terör örgütü” ve “terör belası” gibi ifadelerin uygun olmadığını savundu. Partinin mevcut süreci “Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı çağrıya ismini veren Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak tanımladığı kaydedildi.
PKK’NIN TÜM UNSURLARIYLA SİLAH BIRAKMASI…
Raporda, sürecin en kritik aşamasının PKK’nın tüm unsurlarıyla silah bırakması olduğu vurgulandı. Silah bırakmanın devletin güvenlik birimleri tarafından tespit ve teyit edilmesi gerektiği ifade edildi. Bu aşama, yalnızca silahlı tehdidin sona erdiğinin ilanı değil, aynı zamanda yeni bir hukuki ve siyasi çerçevenin başlangıcı olacağı belirtildi:
“Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit edilmesidir.”
Örgütün tasfiyesi ve silahların teslimi sürecinde yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu, bu konuda genel bir anlayış birliği bulunduğu kaydedildi:
“Örgütün tüm unsurlarıyla tasfiyesi ve silahların teslimi sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.”
MÜSTAKİL VE GEÇİCİ YASA ÖNERİSİ
Silah bırakma süreciyle birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması amacıyla özel bir yasal çerçeve önerildi. Bu düzenlemenin süreci ve sonrasını etkili bir şekilde yönetebilecek nitelikte olması gerektiği vurgulandı:
“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.”
“Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini hedeflemelidir.”
“Bu doğrultuda, kanun yalnızca silah bırakma sonrası hukuki durumları tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir.”
Söz konusu yasanın demokratik siyaset zeminini güçlendirmesi gerektiği de ifade edildi:
“Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir.”
YASAL GÜVENCE VURGUSU
Raporda, sürecin yürütülmesinde görev alan kişilerin hukuki güvence altına alınması gerektiği ifade edildi:
“Yürütülen süreçte görev alanlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına katılanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanların faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir.”
UMUT HAKKI VE İNFAZ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK
Raporda, Umut Hakkı tartışması da insan hakları temelinde yeniden ele alındı:
“İnfaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir.”
Raporda, hasta ve yaşlı tutuklular için infaz ertelemesi önerisi de yer aldı:
“Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir.”
Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM’nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir.”
ÖRG
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



