
Berlin’de yaşayan sanatçı Mehtap Baydu, Türkiye’de, özellikle İstanbul’da bir müzede kişisel sergi açma fırsatını yakaladı. Arter, kendisini ‘Sanat Mekânı’ olarak tanımlasa da, Baydu’nun sergisi ‘Seni Sevmek Çok Zor!’ (ünlem işaretiyle birlikte) hem yeni hem de geçmişteki eserlerini bir araya getiriyor. Performans, heykel, fotoğraf, yerleştirme ve video çalışmalarıyla dikkat çeken sanatçının sergisinin küratörlüğünü Arter’in baş küratörü Selen Ansen üstleniyor. Bingöl doğumlu olan Baydu, şu anda Berlin’de yaşamakta ve 1.5 aydır İstanbul’daki sergisi için hazırlık yapıyor.
Selen Ansen, sanatçıyı tanımlarken “Farklı yaşamları kendi yaşamına yapıştırıyor, sanat yapıtıyla eylem arasında karşılıklı bir ilişki kuruyor. Kendi bedeninden ya da kişisel deneyiminden yola çıkarak, ötekilerle arasında hem yakınlık kuruyor hem de mesafe yaratıyor” şeklinde yorumda bulundu.
Baydu ile sergisini gezmeden önce, Arter’in içindeki cam odanın önünde buluştuk. O, 16 metrekarelik odanın zeminine oturmuş, elinde büyük yarı saydam bir balonla aralıklarla üflüyordu. Bu performansı ilk kez 2019 yılında Berlin’in Kreuzberg semtinde bir vitrinde gerçekleştirmişti. İnsanlar günde yaklaşık 20 bin kez nefes alıyor ve 12 metreküp hava taşıyor. Baydu, bu performansı 20 gün boyunca belirli saatlerde Arter’de tekrarlayacak. Balonu üflemesiyle odanın içini ciğerlerindeki hava ile dolduracak; böylece hem bir boşluk hem de sıkışmışlık hissi yaratacak. Sanatçıyı, şişirdiği balon odayı doldurana kadar izledik. Balonun hacmi genişledikçe, sanatçının hareket alanı daraldı ve sonunda odadan çıkmak zorunda kaldı, ama nefesini içeride bırakarak.
Nefes
Selen Ansen, bu performansı değerlendirirken, “Camın bu tarafındaki bizler de içinde yaşadığımız dünyanın boğuculuğu karşısında nefes alıp vermekte giderek zorlanıyoruz. Özgürce sevmek ve sevilmek için asgari miktardan daha fazla havaya ihtiyaç duyduğumuzu unutuyoruz. Sanatçı, nefesini bize armağan ediyor; nefesin maddi ağırlığı ve manevi hafifliği var. Havanın tüm canlılar arasında özgürce dolaşabilmesi için gerekli mesafeyi korumamız gerekiyor” şeklinde ifade etti.
Baydu, “Kendi nefesim bana bir tehdit olarak geri dönüyor, bir sıkışmışlık yaratıyor” diyerek sanat pratiğinde sık sık karşılaştığımız yakınlık, yokluk, bir aradalık ve mesafe temalarını açıkladı.
Mehtap Baydu (sağda) ve Serfiraz Ergun
Sergideki duvar yazılarından birinde “Seni Sevmek Çok Zor!”, arzunun özünde yatan mesafe ve gerilimin Baydu’nun pratiğinde önemli bir yer tuttuğu belirtiliyor. Sergi boyunca mesafe, gerilim, varlık ve yokluk gibi kavramlar sürekli karşımıza çıktı. Baydu’ya bu kavramların neden bu kadar sık geçtiğini sordum.
“Yakınlaşma ve yakın durmak bir tür yoğunluktur, tamamlanmışlıktır. Ancak mesafe olmadığında bu tamamlanmışlık gerçekleşemez. Ben bir yapıtı gerçekleştirmeden önce çok uzun mesafeler kat ederim. Ben bir konsept sanatçısıyım. Epey materyal ve mecra kullanıyorum. Bunlara karar vermeden önce elbette kafamda bir konsept oluşmuştur. Uzun bir mesafe giderim. Galeri Nev Ankara’daki solo sergimin başlığı da ‘Ben ve Her Şey Arasındaki Mesafe’ idi. Nasıl mesafe alabilirim, mesafe olmadan yakınlaşabilir miyim?” diye yanıtladı.
Sanatçı, “Hangi malzemeyle neyi üreteceğimi baştan düşünmüyorum. Önce aklımdaki fikri geliştiriyorum. İşlerimdeki medyumların hepsi birbiriyle akrabalık taşıyor. Aklımdaki tema gelişir; ‘Hadi kendime bir performans yapayım, bir heykel yapayım’ diye yola çıkmam. Ben bu derdimi neyle daha iyi anlatabilirim diye düşünürüm” dedi.
Kendisiyle bedenine yönelik çalışmaları hakkında konuştuğumda, “Benim amacım ne kadar zor bir iş yaptığımı göstermek değil. Nefes performansımda, bu 16 metrekareyi doldurabilmek için ne kadar zor bir iş yaptığımı ifade etmek istemiyorum. Ben nefesimle bir mekânı dolduruyorum ama aslında nefesim bana bir tehdit yaratıyor” şeklinde yanıtladı.
“Genellikle kendi bedenim üzerine çalışırım; bazen de başka insanların bedenleri de buna dahil olur. Bu sadece fiziksel beden değil; benim bedenimin kalıbını almış bir elbisemin formu da olabilir. Hepimiz çok biçimliyiz, çok parçayız. Kendimi bozup yeniden oluşturabilirim. Selen beni bu mekâna davet ettiğinde, buraya özgü bir şey yapmak istedim. ‘Wilbersaule-Omurga Sütunu’ heykelim, uzun zamandır aklımda olan bir projeydi” dedi.
Sanatçı, kendi bedeninin parçalarını üst üste koyarak büyük bir omurga oluşturuyor. Bu, bedenin yapısal bir kolona dönüşümünü simgeliyor.
Omurga
Omurga eserinin detayı
Sergi mekânında yere bırakılmış gibi görünen uzun bir ağaç dalı var; ucunda bahar açmış bir beyaz çiçek. Dalın etrafına serpiştirilmiş bahar çiçekleriyle birlikte, beyaz porselen taç yapraklar da Baydu’nun beden fragmanlarından dökülen kalıplar. Bu iki malzeme arasındaki ikilik, yakınlık ve uzaklık hissi yaratıyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!




