
7 Ağustos 2026 16:41
Güncelleme: 7 Ağustos 2026 16:48
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın ayrıntıları gün yüzüne çıktı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan bu anlaşma, “herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi” amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği olarak tanımlanıyor.
BU HABERİ, iahaber ABONELERİNİN DE
SAĞLADIĞI KATKIYLA OKUYORSUNUZ.
iahaber’E ABONE OL,
BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ DESTEKLE!
ABONE OL
Zaten abone misiniz?
Üye girişi yapın
Anlaşma, herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı artırmayı hedefliyor. Üç devletten birine yönelik silahlı saldırı, diğerlerinin de hedef alınmış sayılmasını öngörüyor. Bu düzenleme, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliği ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi de amaçlıyor.
“Herhangi bir ittifaktan kopuş anlamına gelmiyor”
Yetkililer, Mekke Anlaşması’nın mevcut ittifak ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği artırdığını ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği ortamı sunduğunu belirtiyor.
Türkiye’nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirini tamamladığını vurgulayan yetkililer, bu anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe oluşturmadığını, aksine bölgesel istikrarı sağlama amacını taşıdığını ifade etti.
Mekke Anlaşması’nın, hedef almadığı ve mevcut diyalog kanallarını kapatmadığı belirtilirken, silahlı saldırıların, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi çerçevesinde ortak savunma ve meşru müdafaa kapsamına girdiği ifade edildi.
Anlaşmanın, yalnızca üç devletin savunma taahhüdü ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırmayı hedeflediği kaydedildi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bölge ve İslam dünyası için tarihi bir anlam taşıdığı yorumunu yapan yetkililer, bu anlaşmanın bölgedeki güvenlik mimarisini yeniden şekillendirdiğini belirtti.
Türkiye’nin başka çatışmalara sürüklenmediğini ve bölgesel etkisini güçlü aktörlerle birleştirdiğini dile getiren yetkililer, bu anlaşmanın, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini artırarak ihracat ve enerji tedarikine katkıda bulunacağını ifade etti. Ayrıca, Türk askerinin her krizde yer alacağı anlamına gelmediği, kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararlarının anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacağı vurgulandı.
Yetkililer, Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine zarar vermediğini belirtti. “Anadolu’dan Hicaz’a, İslamabad’dan Riyad’a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini simgeliyor. Mekke Anlaşması, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliğinin tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik yansımasıdır. Bu ilişkiler, yalnızca devletler arası çıkarlara değil, aynı zamanda ortak tarih, inanç ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır.” ifadeleri dikkat çekti.
Üç ülkeden ortak açıklama
Anlaşmaya ilişkin yapılan ortak açıklamada, savunma anlaşmasının “bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmeyi, güvenli ve müreffeh bir gelecek için ortak hareket etmeyi” hedeflediği ifade edildi. Anlaşmanın, kolektif caydırıcılığı güçlendirme amacı taşıdığı ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağı bilgisi verildi. Ayrıca, anlaşmanın, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngördüğü belirtildi.
Mekke Anlaşması’nın tam metni ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



