
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Üsküdar’daki Tekin Kitapevi’nde bir araya gelen gazeteciler Özlem Gürses, Çiğdem Toker, Sevim Kahraman Yanardağ, Filiz Gazi, Evren Özalkuş ve Sedef Kabaş, 24 Ekim 2025 tarihinde casusluk soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteci ve yazar Merdan Yanardağ için “Merdan Yanardağ’a Dayanışma İmzası” etkinliğine katıldı.
Etkinlikte CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağ, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Tarık Balyalı, tutuklu İPA Başkanı Doc. Dr. Buğra Gökce’nin eşi Filiz Kahveci Gökce, gazeteciler Namık Koçak, Nasuh Bektaş ve Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe de yer alarak destek verdi.
“TUTUKSUZ VE ADİL YARGILAMA TALEBİMİZİN ALTINI BİR KEZ DAHA ÇİZMEK İÇİN BURADAYIZ”
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak konuşmasına başlayan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, şunları söyledi:
“Böylesi bir günde gazetecilerin özgürlüğünün kısıtlandığı bir ülkede yaşamak, hepimiz için derin bir sorgulama gerektiriyor. Gazetecilik; gerçeği arama, sorgulama ve kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğudur. Bu görevi yerine getiren gazetecilerin tutuklanması, sadece bir kişiye değil, toplumun haber alma hakkına yönelik bir hukuksuzluktur. Merdan Yanardağ bugün özgürlükten yoksun olabilir, ancak onun gazeteciliği ve kamu yararını önceleyen duruşu, ekranlarda ve gazetelerde halkla buluşmaya devam ediyor.
Tele1 kanalına hukuksuz bir şekilde atanan kayyum sonrası, kanalın emekçilerinin Tele2’yi kurarak gösterdikleri irade ve emek bu duruşun bir göstergesidir. Hepsine teşekkür ediyorum. Bugün burada, gazeteci Merdan Yanardağ ile birlikte Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere, özgürlüklerinden mahrum bırakılan herkes için buradayız. Tutuksuz ve adil yargılama talebimizin altını bir kez daha çizmek amacıyla toplandık.”
“10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ MAALESEF TÜRKİYE’DE ÇALIŞAMAYAN GAZETECİLER GÜNÜ HALİNE GELDİ”
Suat Özçağdaş ise 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün Türkiye’de çalışamayan gazetecilerin günü haline geldiğini belirterek gazetecilerin çalışma koşullarına dikkat çekti.
Özçağdaş, “Gazeteciler neredeyse bir nöbetle hapsediliyor, çalıştıkları mecralardan uzaklaştırılıyorlar ve sürekli tehdit altında yaşıyorlar. Bu durum son dönemde daha da artmış durumda. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bu ülkede de gazeteciler, zaman zaman ölümle burun buruna, büyük tehlike altında kalıyorlar. Çünkü gazeteciler, bir toplumun düşünen, sorgulayan ve kamu adına talep eden en önemli meslek gruplarından biridir.” dedi.
“ONUN ÜRETİMİNİ DURDURAMAZSINIZ”
Özçağdaş, Merdan Yanardağ’ın daha önce de hapsedildiğini ve onun susturulamayacağını vurgulayarak, “Umarım bu son olur. Yılbaşından önce Merdan Bey ile Silivri’de bir sohbet gerçekleştirdik. Kitabını yazmaya devam ediyor. Onun üretimini durduramazsınız. Açtıkları dava sadece Merdan Yanardağ’dan kurtulma davası değil, aynı zamanda son dönemin en etkili yayın organı olan Tele1’e el koyma ve onu susturma amacı taşımaktadır. Türkiye buna pabuç bırakmayacak.” şeklinde konuştu.
“MERDAN NE YAZIK Kİ YİNE HİÇ OLMAMASI GEREKEN BİR YERE GİTTİ”
Gazeteciler Özlem Gürses, Çiğdem Toker, Sevim Kahraman, Filiz Gazi, Evren Özalkuş ve Sedef Kabaş düşüncelerini şu şekilde ifade ettiler:
Özlem Gürses: “Merdan ne yazık ki yine hiç olmaması gereken bir yere gitti. Sadece o değil, birçok meslektaşımız sürekli baskı altındalar. Ama kimse onları oraya götürenleri değil, gazetecileri hatırlayacak.”
“KESİNLİKLE SUSMAYACAĞIZ! BU ÜLKEYİ SUSMAYANLAR KURTARACAK”
Sedef Kabaş: “Yaptığımız her iş, yazdığımız her haber, iletmeye çalıştığımız her mesaj aslında sizin için. Merdan’ın bugün içeride olmasının nedeni, kamuoyuna gerçekleri anlatma konusundaki kararlılığıdır. Merdan’ın duruşu hepimize cesaret veriyor. Biz burada, fikirlerinden dolayı hapsedilen herkesin sesi, gözü, kulağı ve haykırışı olacağız. Kesinlikle susmayacağız! Bu ülkeyi susmayanlar kurtaracak.”
“HALKIN HABER ALMA HAKKI İÇİN MERDAN YANARDAĞ’IN GAZETECİLİK FAALİYETİNİN CEZALANDIRILMASININ KABUL EDİLEBİLİR BİR TARAFI YOK”
Çiğdem Toker: “İfade özgürlüğünün bu kadar ağır kuşatma altında olduğu bir dönemde yan yana durmanın değeri paha biçilmez. İfade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin standartlarını hatırlamamız ve bu konuda ısrarcı olmamız gerekiyor. Merdan Yanardağ’ın gazetecilik faaliyetinin cezalandırılması, halkın haber alma hakkı açısından kabul edilemez.”
“BİR ÜLKENİN KADERİ BU OLMAMALI”
Filiz Gazi: “Buradan birkaç ay önce Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan ile birlikteydik. Gazeteci arkadaşım Furkan Karabay tutukluydu. Şimdi Merdan Bey için buradayız. Bir ülkenin kaderi bu olmamalı. Hrant Dink’e, Metin Göktepe’ye, Uğur Mumcu’ya saygılarımı sunuyorum. Merdan Bey’i de dışarıya alacağız.”
“BİZ BÜTÜN DOĞRU SÖYLEYENLERİ, GERÇEKLERİ İFADE EDENLERİ, CEZALANDIRANLARI BU ÜLKEDEN KOVACAĞIZ”
Evren Özalkuş: “Birlikte mücadele ederek çok güzel bir ülkeye kavuşacağız. Merdan bir kez daha mantıksız bir suçlamayla tutuklandı. Biz tüm doğru söyleyenleri, gerçekleri ifade edenleri, cezalandıranları bu ülkeden kovacağız.”
MERDAN YANARDAĞ’IN MEKTUBUNU OKUDU
Merdan Yanardağ’ın eşi Sevim Kahraman Yanardağ, eşinin mektubunu okudu.
Mektupta Yanardağ şu ifadeleri kullandı:
“Silivri’den merhaba. Bu önemli etkinlik için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Dayanışma, insanları yücelten en değerli erdemlerden biridir. Ülke, örgütlü bir kötülüğün saldırısına uğradığı zamanlardan geçiyor. Bizi teslim almaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Her birey, kuruma ve kesime karşı hukuku hiçe sayarak bir saldırı başlatmış durumdalar. Bu bir tür darbe rejimi içinden geçiyoruz.
Tele1’e ve bana yönelik saldırının anlamı da budur. Amaç, susturmadıkları Tele1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaktır. Ancak bu zorbal
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



