Migrenin Tehlikesi: Aşırı İlaç Kullanımı!

Haber MerkeziHaber Merkezi
1 okunma
Migrenin Tehlikesi: Aşırı İlaç Kullanımı!

Uzmanlar, migrenin şiddetli bir baş ağrısı türü olduğunu ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguladı. Bu baş ağrıları, 3 saatten 3 güne kadar sürebiliyor.

İSTANBUL (İGFA) – Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin farklı türleri, tetikleyicileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler sundu.

Dr. Celal Şalçini, migrenin primer baş ağrıları arasında yer aldığını ve kendine özgü özellikleri bulunduğunu belirtti. Genellikle tek taraflı ve zonklayıcı bir karaktere sahip olan migren, nabız atışı şeklinde hissediliyor. Ataklar sırasında ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusma gibi belirtilerin sıklıkla eşlik ettiğini ifade eden uzman, fiziksel aktivitelerin migren ağrısını artırabileceğini de vurguladı. Özellikle merdiven çıkma, eğilme, öksürme veya zorlanma gibi durumların ağrıyı artırabileceğine dikkat çekti. Migren ağrısının şiddeti genellikle 10 üzerinden 7-8 civarında seyrediyor.

Migrenin iki ana tipi olduğuna değinen Dr. Şalçini, bunların auralı ve aurasız olarak sınıflandırıldığını söyledi. Auralı migren durumunda, baş ağrısından önce görsel belirtilerin ortaya çıktığını belirten uzman, bu belirtilerin arasında ışık çakmaları, zikzaklı çizgiler, bulanıklık ve parlamaların bulunduğunu ifade etti. Aura belirtilerinin genellikle baş ağrısından yaklaşık yarım saat önce başladığına dikkat çekti.

Migren ataklarını tetikleyen faktörlerin kişiden kişiye değiştiğini belirten Dr. Şalçini, parlak ışıklar, keskin kokular, çikolata, mayalı içecekler, lodos, deterjanlar, parfümler ve klima gibi unsurların sık rastlanan tetikleyiciler arasında yer aldığını açıkladı. Hastaların kendi tetikleyicilerini tanımasının tedavide büyük önem taşıdığını vurguladı.

Aşırı ağrı kesici kullanımının, ayrı bir baş ağrısı türüne yol açabileceğini ifade eden Dr. Şalçini, ayda 10-15 günden fazla ağrı kesici kullanan bireylerin “aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı” riski taşıdığını belirtti. Bu durumun tanı ve tedavi sürecini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

Migrenin bazı bireylerde yaşam boyu sürebileceğini, bazılarında ise zamanla kaybolabileceğini aktaran Dr. Şalçini, tedavi yöntemlerinin iki ana başlık altında toplandığını söyledi. Bu başlıklar arasında atak tedavisi ve koruyucu tedavi yer alıyor. Koruyucu tedavi, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlıyor. Ayda 3-4’ten fazla şiddetli baş ağrısı yaşayan hastaların mutlaka bir doktora başvurması gerektiğini vurgulayan Dr. Şalçini, ilk kez ortaya çıkan, 50 yaş sonrası başlayan, ilaçlara yanıt vermeyen ya da nörolojik belirtilerle birlikte seyreden baş ağrılarının ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Migrenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Şalçini, günümüzde klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil enjeksiyon tedavileri, akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi alternatif seçeneklerin bulunduğunu belirtti. Ayrıca, hasta-hekim iş birliğinin ve doğru bilgilendirmenin tedavi başarısını artırdığına da dikkat çekti.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın