Mikroplastikler Ağız Sağlığını Tehdit Ediyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Mikroplastikler Ağız Sağlığını Tehdit Ediyor!

Mikroplastiklere tamamen veda etmek neredeyse imkansız. Bu minik plastik parçacıkları çevremizden soluyarak ve yutarak vücudumuza giriyor; bilimsel araştırmalar bu mikroplastiklerin kalp, beyin ve çeşitli organlarda varlığını tespit etti.

Plastik şişeler, kesme tahtaları ve saklama kapları uzun zamandır bilinen mikroplastik kaynakları arasında. Ancak yeni yapılan araştırmalar, diş fırçaları ve diş ipleri gibi ağız bakım ürünlerinin de mikroplastik bırakabileceğini gösteriyor.

Bazı bilim insanları, mikroplastiklerin ağız içindeki mikrobiyal dengeyi bozabileceği, iltihaplanmaları tetikleyebileceği ve DNA üzerinde hasar oluşturabileceği görüşünde. New York Üniversitesi’nde diş hekimi olarak görev yapan Dr. Bapanaiah Penugonda, diş ürünlerinin ne kadar mikroplastik saldığına dair kesin bir bilgi olmadığını ve bu maruziyetin sağlık üzerindeki etkilerinin henüz netleşmediğini belirtiyor.

Ağız sağlığı uzmanları, diş fırçalamanın ve diş ipi kullanımının vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor. Mikroplastik konusunda endişe duyan kişilerin, ev tozu, sentetik tekstil ürünleri ve plastik mutfak eşyaları gibi daha yaygın kaynaklara yönelmelerinin daha mantıklı olduğunu vurguluyorlar. Bununla birlikte, diş ürünlerinden kaynaklanan maruziyeti azaltmaya yönelik bazı öneriler de sunuluyor.

Diş ürünleri mikroplastikleri nasıl salıyor?

Günlük olarak kullandığımız birçok diş ürünü plastik içeriyor. Diş fırçalarında genellikle naylon kıllar kullanılırken, diş ipi de esasen plastik bir ipten oluşuyor. İtalya’daki Salerno Üniversitesi’nde ağız cerrahı olarak görev yapan Dr. Federica Di Spirito, fırçalama ve diş ipi kullanma sırasında ağız içinde küçük lifler veya parçacıkların kalabileceğini belirtiyor.

Diş macunu ve ağız gargaralarının riski ise ambalaj kaynaklı. Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles kampüsünde çevre mühendisi olarak çalışan Sanjay Mohanty, plastik tüp ve şişelerin üretim sürecinde ısıtılıp şekillendirildiğini, bu işlemin mikroplastiklerin ürüne sızmasına neden olabileceğini ifade ediyor. Daha önce bazı diş macunlarında temizleme amacıyla kullanılan plastik mikroboncuklar, 2015 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yasaklandı.

Dr. Federica Di Spirito, diş ürünlerinin diğer kaynaklara kıyasla ne ölçüde önemli bir mikroplastik kaynağı olduğunu henüz bilmediklerini söylüyor. Teorik olarak bu parçacıklar diş etlerindeki küçük çatlaklardan, ağız dokularından geçerek ya da yutularak vücuda girebilir. Ancak bunun ne ölçüde gerçekleştiği veya büyük bir kısmının tükürükle atılıp atılmadığı hâlâ belirsiz.

Sanjay Mohanty, mikroplastiklerin vücuda girmesinin doğrudan salındıkları anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.

Rochester Üniversitesi’nde ortodontist olarak görev yapan Dr. Dimitrios Michelogiannakis, farklı diş ürünlerinin mikroplastik salınımını karşılaştıran kapsamlı testlerin eksik olduğunu belirtiyor. Bu sebeple uzmanlar belirli bir diş fırçası, diş ipi veya diş macunu önerisinde bulunmuyor.

Plastik içermeyen alternatifler ise maliyet, kullanım kolaylığı ve performans açısından değişiklik gösteriyor. Bambu saplı diş fırçaları plastik atıkları azaltma potansiyeline sahipken, ağız içindeki sürtünme sürecini değiştirmiyor. Bazı ürünlerde ise domuz kılı kullanılıyor. Dr. Dimitrios Michelogiannakis, bu kılların sert olabileceğini, diş etine zarar verebileceğini ve yeterince kurumadığında bakteri üremesine neden olabileceğini aktarıyor.

İpek diş ipi kullananlar da mevcut. Üç farklı plastik diş ipi ile yapılan bir karşılaştırmada, ipek ip en az konforlu seçenek olarak değerlendirildi; tutuş açısından daha pratik bulunmadı ve daha kolay tiftiklenip kopma eğilimi gösterdi.

Bazı diş macunu ve ağız gargarası markaları, suda çözünebilen tablet formunda ya da alüminyum tüp ve cam şişelerde sunuluyor. Bu seçenekler mikroplastik temasını azaltabilir; ancak uzmanlar bunun ne kadar etkili olduğu ve daha yüksek maliyetin karşılanıp karşılanamayacağı konusunda kesin bir değerlendirme yapamıyor.

Maruziyeti azaltmak için neler yapılabilir?

Dr. Federica Di Spirito, diş fırçalamanın ve diş ipi kullanımının çürükleri, diş eti hastalıklarını ve diş kaybını önlemedeki önemini hatırlatıyor. Diş ürünlerinden kaynaklanan mikroplastik riskleri ise hâlâ net değil. Bu nedenle ağız hijyeninin öncelikli olması gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca bazı küçük önlemler de alınabilir.

Dr. Dimitrios Michelogiannakis, fırçalama ve diş ipi kullanımında nazik hareket edilmesini öneriyor. Sert ve agresif uygulamalar diş etine zarar verebilir ve daha fazla plastik parçacığın açığa çıkmasına yol açabilir. Yumuşak kıllı bir diş fırçası tercih edilmesi bu açıdan faydalı olabilir. Diş ipi kullanırken ipi diş arasına yerleştirip dişin etrafında kıvırarak yukarı aşağı nazik hareketlerle temizlemek öneriliyor.

Diş fırçasının düzenli olarak değiştirilmesi de önem taşıyor. Plastik kıllar zamanla yıpranır. Dr. Dimitrios Michelogiannakis, diş fırçasının en geç üç ila dört ayda bir değiştirilmesini; eğer kıllarda açılma fark edilirse daha erken yenilenmesini tavsiye ediyor.

Sanjay Mohanty, plastiklerin ultraviyole ışık ve yüksek sıcaklık altında daha hızlı bozulduğunu belirtmektedir. Bu nedenlerle diş ürünlerini doğrudan güneş ışığından uzak tutmak ve diş fırçasını UV ışıkla ya da çok sıcak suyla temizlememek gerekiyor. Ilık veya soğuk su yeterli kabul ediliyor.

Fırçalama ve diş ipi sonrasında ağızda kalan kalıntıları iyice tükürmek de öneriler arasında. Florürün diş yüzeyinde kalması için diş hekimleri genellikle yoğun çalkalamayı önermiyor. Ancak Sanjay Mohanty, elde alınan küçük bir yudum suyla hafif bir durulamanın kalıntıları ve olası mikroplastikleri uzaklaştırabileceğini ifade ediyor.

Uzmanlar, küçük değişimlerin sağlıklı bir fark yaratabileceğini, ancak aşırı kaygının gereksiz olduğunu hatırlatıyor. Dr. Federica Di Spirito, temel yaklaşımın panik yapmak değil, riskleri bilinçli bir şekilde yönetmek olduğunu vurguluyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın