Mitolojiyle Kesişen Yenilik: Hybris Tiyatrosu

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Mitolojiyle Kesişen Yenilik: Hybris Tiyatrosu

Tiyatro dünyasına yenilikçi bir bakış açısı getiren CoLab (Collaboration Laboratory) topluluğu, Argonautika mitosunu temel alarak sahneye taşıdığı Hybris adlı oyunda Medea ve Iason’un öyküsünü kibir, ihanet ve kader temaları çerçevesinde yeniden yorumluyor.

18 Mayıs’ta Kadıköy Boa Sahne’de izleyiciyle buluşacak olan oyunun yaratıcı ekibi, yazar ve yönetmen İpek Sarı, yardımcı yönetmen Aykut Sezgi Mengi, dramaturg Burcu Şişli ile hareket ve ses tasarımcısı Mehmet Seven, Antik Yunan’dan günümüze uzanan insan doğasının değişmezliğini, iktidarın kırılganlığını ve Türkiye’de bağımsız tiyatro yapma azmini iahaber’e aktardı.

Söyleşinin tamamını dinlemek için tıklayın

– Hybris sahnede bize kimin ve neyin hikâyesini anlatıyor?

İpek: Argonautika, milattan önce üçüncü yüzyılda Rodoslu Apollonios tarafından kaleme alınmış bir mit. Teselya Krallığı’ndan Kolhis Adası’na giden Iason’un hikâyesini ele alıyor. Iason ile Medea’nın tanışması, yaşanan olaylar ve Medea’nın ailesine ihanet etmesi gibi unsurlar etrafında dönen bu mit, aşkı ve ihaneti de barındırıyor. Medea denildiğinde genellikle Euripides’in Medea’sı hatırlanır; ancak biz bu oyunda ondan önceki olayları ele alıyoruz.

Hybris, yani “kibir” üzerinden bu hikâyede karşıtlıkları yansıtmaya çalıştık. İhanet, sadakat, aşk ve iktidar gibi kavramları karakterler aracılığıyla sergiliyoruz. Örneğin Kral Aietes, yıkılmaz bir iktidara sahip olduğunu düşünürken, Medea ve Iason bu iktidarı bir anda alt üst ediyor. Medea’nın annesi Idyia ise soyunu ve ailesini koruma çabası içindeyken, işler beklediği gibi gitmiyor.

Adada yer alan iki büyücümüz de var: Kirke ve Leukothea. Kirke, toprak ve vicdanı temsil ederken; Leukothea ise su ve tutkuyu simgeliyor. İkisi arasında Medea üzerinde büyük etkiler yaratan bir çatışma yaşanıyor. Hybris, 50 dakikalık süresi boyunca bu ikilikler üzerinden bireyin kendi hikâyesini yazdığı bir yolculuğu izleyiciye sunuyor.

İpek Sarı (ortada)

– Bir tragedya uyarlama fikri nasıl ortaya çıktı?

İpek: Antik Yunan tragedyalarını her zaman çok sevmişimdir. Bu eserlerin büyüklüğü ve trajik atmosferi beni derinden etkiliyor. Günlük hayatta yaşadığımız sıradan konulardan uzaklaşarak, büyük ve heybetli temaları işlemek beni cezbetti. Aietes ve Kirke gibi karakterlerle çalışmak, bu noktada büyük bir ilham kaynağı oldu.

– Geçtiğimiz haftalarda Londra’da Iphigenia tragedyasını izledim. Modern uyarlamalar üzerine düşünmeye başladım. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Burcu: Belki de bu eserlerin evrensel bir dili olduğu içindir. Uzun bir süre bireysel ve gündelik konulara odaklandık. Ancak şimdi daha büyük dertler etrafında toplanma ihtiyacı hissediyoruz. Dünyanın mevcut durumuna bakıldığında, kendi iç dünyamızda kaybolmanın kimseye bir faydası yok. Bu dertler hepimize ait.

Burcu Şişli (ortada)

Aykut Sezgi: Antik Yunan, birçok hikâyenin kaynağını oluşturuyor. Günümüzde de bu hikâyelerin etkilerinin arttığını düşünüyorum. Örneğin, Hollywood filmlerinde de Antik Yunan mitleri sıkça yer alıyor. Geleceğe Dönüş ve Minority Report gibi yapımlar, bu mitolojik unsurları barındırıyor. Antik Yunan, hikâye anlatımında sonsuz bir kaynak sunuyor.

Burcu: Son dönemdeki politik sebeplerle, bireysel hikâyelerin yanı sıra daha nesnel ve büyük dertlere yönelmeye başladık. Tiyatroda, sinemada ve müzikte daha geniş bir perspektife ihtiyaç duyuyoruz. Antik Yunan mitolojisi, bu anlamda bize çok şey katıyor.

Aykut Sezgi Mengi, Mehmet Seven ve Elif Gezgin (soldan sağa)

– Bugünün modern dünyasındaki güç zehirlenmesi ile nasıl bir köprü kurdunuz?

Aykut Sezgi: Oyun, Medea’nın bir seçim yapması etrafında dönüyor. Tüm karakterler bir seçim yapıyor; kimisi kendi iktidarını, kimisi geleceğini seçiyor. Ancak bu seçimlerin sonuçları her zaman beklenildiği gibi olmuyor. Hybris, insanın sorumluluk alma ihtiyacını sorgulayan bir köprü kuruyor.

Mehmet: Antik Yunan oyunlarında karakterlere belirli kavramlar atfedilir. Günümüzde de politik baskılar altında bu güçlerin etkileri gözlemleniyor. İktidarın tek bir kişide yoğunlaşması ve bunun altında yatan dinamikler, iki dönem arasında benzerlikler oluşturuyor.

Burcu: Gücü ele geçirince davranışların nasıl değiştiği de önemli bir veri.

Aykut Sezgi: Gücün kırılganlığı, Aietes karakteri üzerinden açıkça görülüyor.

Mehmet: Antik Yunan’daki güç figürleri, belirli bir sosyal tabakadan geliyor. Günümüzde de benzer bir durum söz konusu.

İpek: İnsan, karmaşık bir varlık değil. Yüzyıllar boyunca aynı sorunlar var. Günümüzdeki ilişki problemleri de bu döngünün bir parçası. Medea ve Iason’un hikâyesi, bu döngüyü pekiştiriyor.

Aykut Sezgi: Son günlerde Müge Anlı programına dair gözlemlerim oldu; o sahneler günümüzle ne kadar örtüşüyor.

<img decoding="async" alt="" data-error-handled="true" height="366" src="https://media </p>

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın