Muhalefet Gündeminde Kaos ve İktidar Kapma Yarışı!

HHaber Merkezi 1
0 okunma
Muhalefet Gündeminde Kaos ve İktidar Kapma Yarışı!

Muhalefet, her dönemde olduğu gibi, erken seçimi gündeme getirmeye başladı. Yerel seçimlerde vatandaş, iktidara yönelik bir ikazda bulunmuş ve muhalefete de “önce yerelde hizmet et, yaşam konforumu ileriye taşı, sonrasında sana iktidar olma imkanı tanıyayım” mesajını vermişti. Ancak muhalefet, bu önemli mesajı ya almadı ya da anlayamadı.

Suni tartışmalarla gündemi oluşturmanın yanında, muhalefetin eylemleri, sükutu hayale dönüşmüş bir atmosfer içinde gerçekleşiyor. Işık açma kapama ve kırmızı kart gibi hamleler, adliye ve belediye binaları önünde yapılan eylemlerle birlikte değerlendirildiğinde, muhalefetin gerçek bir programlardan uzak olduğu net bir şekilde anlaşılabiliyor.

Bugünkü muhalefetin Türkiye’nin geleceği üzerine düşündüklerinde ne gibi sonuçlar çıktığına dair gözlemler şaşırtıcı. Gazetecilerin suç işleme özgürlüğüne sahip olması gerektiği, suç işlerlerse gazeteci kimliği ile gereğini yapmamayı gerektireceği dile getiriliyor. Devletin cumhuriyet başsavcısının, bir belediye başkanı tarafından alenen çocuklarıyla tehdit edilebileceği ancak hukuki bir işlem yapılmadan geçiştirileceği söylentileri dolaşıyor.

15 Temmuz öncesinde devlete sızmış olan Zekeriya Öz gibi savcılar ile mücadele eden Akın Gürlek gibi savcılara geçmişte “Zekeriya Öz devletin saygın bir savcısıdır” diyen muhalefet, bu günlerde aynı benzetmeler ile agresif tutumlar sergileyebiliyor. Bu tür bir tutarsızlık, muhalefet içerisindeki çelişkilerin ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor.

Bolu Kartalkaya’daki yangın skandalı ile ilgili olarak, muhalefetin kendi partisi içindeki bir belediye başkanını korumak için sahte bilirkişi raporları kullanmaya yöneldiği belirtiliyor. Bu durum, adeta bilime karşı yürütülen bir mücadele olarak değerlendiriliyor. Fakat bu yanlış uygulamaları eleştiren seslerin yükselmesine rağmen, kimsenin bu tavırsızlığı sorgulamaması dikkat çekici.

Adliye önlerinde mitingler düzenlenerek, muhalefet potansiyel cumhurbaşkanı adaylarını mağdur olarak göstermeye çalışıyor. Ancak bu durumu eleştirenlere ses çıkarılmaması, haliyle, muhalefetin gerçek bir dönüşüm içine giremediğini gösteriyor. Böyle bir siyasi anlayış ve medya ilişkisi, dünyanın hiçbir yerinde kabul edilebilir bir durum değil.

Türkiye’de belediye başkanları, yaptıkları hizmetlerden ziyade, nerede oturdukları, verdikleri ifadeler sonrasındaki davranışları ve belediyelerdeki usulsüzlükler karşısında denetim eksikliği ile gündeme geliyor. Ekrem İmamoğlu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olma hevesi taşırken, bu hevesini başkanı olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi imkanları ile destekleme çabasında. Özgür Özel’in CHP’nin lideri olduğu dönemde bu durum oldukça belirgin hale gelmiş durumda.

2023 yılı Kasım ayında gerçekleştirilen CHP Kurultayı’nda, İmamoğlu’nun beklentileri karşılandığında, bir sonraki genel seçimde aday olması neredeyse kesin gözüyle bakılmıştı. Ancak 2023 yılı sonu ile 2024 yılının Ekim ayı aralığında, Özgür Özel’in, “Mansur Yavaş da Ekrem İmamoğlu da adayımız olabilir” şeklindeki açıklamaları, İmamoğlu’nu rahatsız etmiş durumda.

Geçen yılın Kasım ayı başında Özgür Özel’e tehdit gibi bir mesaj gönderdiği söyleniyor; İmamoğlu, “Eğer kendi adaylığım desteklenmezse kurultay sürecini işleteceğim” diyerek muhalefet içerisinde bir atışma yarattı. Bu durum, karşısındaki liderin çaresiz kalmasına neden oldu ve Özgür Özel, İmamoğlu’nun güdümüne girmek zorunda kaldı. Ancak ikili arasında güven zedelenmesi yaşandı.

Bu olaylardan sonra İmamoğlu,

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın