Münih Konferansı: Yeni Düzen ve Gerginlikler

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Münih Konferansı: Yeni Düzen ve Gerginlikler

AKP ve MHP’nin temel iddiası, her alanda hem masada hem de sahada güçlü bir şekilde yer almak ve her iki tarafla da ilişkilerini kuvvetlendirmektir.

Bu bağlamda, küresel dikkatlerin toplandığı son önemli etkinlik Münih Güvenlik Konferansı oldu. 2026 yılında gerçekleşecek buluşma öncesinde gerginlikler hissedilmeye başlandı. Zira, bir önceki yılın Şubat ayında düzenlenen konferansta, ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan 80 yıllık düzenin sona erdiğini duyurmuştu. Bununla da yetinmeyen Vance, Almanya’daki seçimler öncesinde aşırı sağcı AfD ile yaptığı görüşme nedeniyle konferansın havasını iyice gerdi.

Bu ortamda 2026 Münih Güvenlik Konferansı “Under Destruction” yani “Yıkım Aşamasında” temasıyla açıldı. Bu yıl ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, önceki yıla oranla daha ılımlı bir üslup kullanarak Avrupalı müttefikleri eleştirse de, Almanya’nın Şansölyesi Friedrich Merz, mevcut düzenin yıkıldığını vurgulayarak bu durumu kabullenmiş görünüyor.

Rubio’nun Vance’ten farkı, üstünlükçü mesajlarını daha yumuşak bir dille ifade etmesi ve bu sayede alkış toplamasıydı.

Merz, Rubio’nun yumuşak üslubuna kapılmamakta haklıydı. Çünkü Rubio, Avrupalıların önemsediği Ukrayna toplantısına katılmak yerine, Macaristan’a giderek Viktor Orbán’a destek verdi. Ardından Slovakya’ya geçerek Başbakan Robert Fico ile buluştu. Avrupa Birliği ve NATO üyesi olan bu liderlerin, açıkça Putin’in yanında durması, NATO’nun Avrupa kanadı için ciddi bir endişe kaynağıdır. Bu gelişmelerin ardından Orbán ve Fico, Ukrayna’ya dizel ihracatını durduracaklarını açıkladılar.

Münih’te Türkiye’nin durumu dikkat çekiciydi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan veya Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler konferansta yer almazken, SDG komutanı Mazlum Abdi ve Kürt oluşumunun temsilcisi İlham Ahmed, Türkiye Hükümeti’nin zımni rızasıyla buraya geldiklerini ifade ettiler. Abdi ve Ahmed, Suriye Dışişleri Bakanı Esad’ın heyetiyle birlikte konferansa katılmışlardı.

Bu durum, Türkiye hükümetinin YPG’yi (ve PKK’nın Suriye uzantılarını) resmi muhatap kabul etmediği yönündeki söylemlerini çürütmüş oldu. Hükümet, terör örgütü liderliği suçlamasıyla hüküm giymiş Abdullah Öcalan’ı muhatap alırken, Selahattin Demirtaş’ı Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçe sayarak tutuklu bulunduruyor. Ayrıca CHP’ye yönelik siyasi operasyonlar çerçevesinde “kent uzlaşısı” suç sayılmakta, bu nedenle Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, tahliye edilmesine rağmen görevine iade edilmemektedir.

Merz’in konferansta duyurduğu “sıfır yılı” ifadesi, yeni bir transatlantik ilişki ve dünya düzeni için bir başlangıcı işaret ediyor. ABD’nin İran’a olası bir saldırısının eşiğinde olması ve İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşimlerini artırması, mevcut uluslararası barış mekanizmalarının ne ABD ne de İsrail’i sınırlayabileceğini gösteriyor.

Bu ortamda Hakan Fidan, Ramazan ayının ilk gününde Washington’da Erdoğan’ı temsilen Barış Kurulu’nda yer alıyor. Ekonomik zorluklar içinde Trump’ın kalıcı üyelik için istediği bir milyar doları ödemekten kaçınmıyor ve İsrail ile aynı masaya oturmaktan da çekinmiyor.

Trump, İran’a yönelik olası askeri müdahale için hazırlıklarını tamamladı ve nükleer müzakereler sonuçsuz kalırsa, her an harekete geçebilir.

ABD’nin İran’dan talepleri arasında uranyum zenginleştirmeyi durdurması, mevcut zenginleştirilmiş uranyumunu teslim etmesi, balistik füze programını sona erdirmesi ve silahlı gruplara desteği kesmesi yer alıyor. Ancak bu talepler, İran tarafından ulusal egemenlik konuları olarak değerlendiriliyor ve bu nedenle reddedilebilir. İran, Rusya ve Çin ile yapılan tatbikatlarla yalnız olmadığını vurguluyor.

Trump’ın karşılaştığı iki ana sorun var: İlk olarak, komutanlarından İran’ı kısa süreli bir müdahaleyle devirebilme garantisi almış değil. İkincisi, İran’ın çevresindeki yumuşak hedefleri vurma kapasitesinin bulunması, bu durumun sadece Ortadoğu’daki uluslararası varlığı değil, aynı zamanda ekonomik gidişatı da etkileyebilecek bir risk taşıdığı anlamına geliyor.

İran’da rejimi askeri müdahale ile devirmek ise daha karmaşık bir mesele. ABD’nin yeni strateji kitapçığında, Venezuela’da uygulanan gizli müzakereler gibi yeni yöntemler yer alıyor. Ancak bu tür bir senaryonun İran’da tutması oldukça zor görünüyor. İran’daki Devrim Muhafızları Ordusu, ekonomik alanda önemli bir kontrol sağlıyor ve mevcut yaptırımlar bu yapıyı zayıflatmaktan ziyade güçlendiriyor.

Sahne önünde görünen Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan veya Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı’dan çok, arka planda DMO kökenli isimlerin dini lider Ayetullah Ali Hamaney ile ilişkisi daha fazla önem taşıyor.

Bu arada, İran’daki yasadışı Kürt partileri ortak bir siyasal cephe oluşturmaya çalışıyor. PKK’nın İran kolu PJAK ile İ-KDP arasında bir uzlaşı sağlanmaya çalışılsa da, henüz nihai bir işbirliği mümkün olmuş değil. İran, bu partilerin liderlerini yalnızca kendi sınırları içinde değil, Irak Kürdistan Bölgesi’nde de hedef alıyor.

Tüm bu gelişmeler, Trump’ın yeni Ortadoğu düzeninde İsrail’in güvenliğini sağlamayı amaçladığını gösteriyor. Devlet altı oyuncuların devre dışı kalacağı, Suudi ve Körfez sermayesinin yeni düzenin dişlilerinin çalışmasını sağlayacağı öngörülüyor. Ancak, bu sürecin nasıl işleyeceği ve sonuçlarının ne olacağı konusunda belirsizlikler devam ediyor.

Kasım ayındaki ara seçimler, Trump’ın Temsilciler Meclisi’nde ve belki de Senato’da çoğunluğu kaybetme olasılığının bulunduğunu gösteriyor. Bu durum, Trump’ın kalan görev süresini zorlu hale getirecek.

Ankara, Suudi Arabistan ile savunma işbirliğini derinleştirerek, her durumda Trump’a siyasi yatırımlarını sürdürme çabasında. Münih’te Merz’in belirttiği gibi, ortaklıklar kurarak liderlik aramak, hegemonya fantezilerinden daha rasyonel bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.

Kimsenin “Ortadoğu’dan uzak durun” gibi bir tavsiyesi yok. AKP’nin iddialarının aksine, Cumhuriyet dönemi boyunca Türkiye, Ortadoğu politikalarını her zaman öncelikli konularından biri olarak belirlemiştir. Ancak bu tür bir gergin ortamda, hangi aktörlerle yan yana geldiğiniz son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, diğer aktörler de sahnede etkin bir şekilde yer alıyor.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın