Nadir Elementler: Teknolojiyle Çevre Arasında Denge

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Nadir Elementler: Teknolojiyle Çevre Arasında Denge

Nadir toprak elementlerinin teknolojideki kullanım alanlarının artması, bu maddelerin stratejik önemini de yükseltiyor. Savaş uçaklarından cep telefonlarına, rüzgâr türbinlerinden yeni nesil otomobillere kadar birçok yüksek teknoloji ürününde yer alan bu elementler, petrol kadar vazgeçilmez bir hammadde haline gelmiş durumda.

Dünyanın bu madenlerin tedarikinde neredeyse tamamen Çin’e bağımlı olması, Türkiye’de büyük bir rezervin bulunduğunun açıklanmasıyla heyecan yarattı. Ancak uzmanlar, bu elementlerin aslında “nadir” olmadığını, onları değerli kılanın üretim ve işleme süreçlerindeki zorluklar olduğunu vurguluyor ve özellikle çevresel etkileri konusunda uyarıyorlar.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Etem Karakaya, mıknatıs üretimi için gereken neodimyumun, geleneksel metallere kıyasla çok daha fazla toprağın kazılmasını gerektirdiğini belirtiyor.

Kazı çalışmaları, kullanılan araçların neden olduğu emisyonların yanı sıra bitki örtüsünün yok edilmesi, su kaynaklarının kirlenmesi, zehirli atık üretimi ve hava kirliliği gibi pek çok sorun yaratıyor.

Neodimyum, “nadir toprak elementi” olarak tanımlanan 17 elementten biridir ve özellikle mıknatıs üretimi için önemli bir malzeme olarak öne çıkmaktadır.

“Nadir element çelikten daha kirli”

İklim konularına odaklanan haber ajansı İklim Masası’na konuşan Karakaya, nadir elementlerin işlenmesi sırasında ortaya çıkan emisyonların, geleneksel metallere göre oldukça yüksek olduğunu ifade ediyor:

“Uluslararası Enerji Ajansına göre, neodimyum gibi elementlerin üretiminden kaynaklanan emisyonlar, demir-çelik, alüminyum ve nikel gibi yaygın metallere kıyasla çok daha fazladır. Neodimyum, kirli olarak nitelendirdiğimiz çeliğe göre neredeyse 40 kat, alüminyuma göre ise sekiz kat daha fazla emisyona sebep olmaktadır.”

Çin’deki bir limanda nadir toprak elementi cevherini taşıyan kamyon ve vinçler

Harvard Üniversitesi Mühendislik ve Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin 2016 tarihli bir çalışmasında, nadir toprak elementlerinin işlenmesi sürecinin “zaman alıcı, pahalı ve tehlikeli” olduğu belirtiliyor; bir ton nadir toprak elementinin işlenmesinin 2 bin ton zehirli atık üretebileceği ifade ediliyor.

Batılı ülkeler neden Çin’in gerisinde kaldı?

Prof. Dr. Karakaya, Çin’in bu alandaki hâkimiyetinin nedenlerinden birinin yüksek ekolojik maliyetler olduğunu savunuyor:

“Çin’in nadir toprak elementleri pazarındaki liderliğinin bir nedeni de bu yüksek çevresel maliyetlerdir. Batılı ülkelerde çevresel düzenlemeler son derece sıkı olduğundan, kirletici sektörler ya yasaklandı ya da maliyetleri yükseldi. Buna karşın Çin, bu tür çevresel kaygılardan büyük oranda feragat ederek, bu endüstrileri düşük maliyetlerle sürdürebildi.”

Eskişehir’in Beylikova ilçesinde 694 milyon tonluk bir rezervin keşfedildiği açıklanmıştı. Ancak bu rezervin ekonomik değerinin ne olduğu henüz netlik kazanmadı. İklim Masası’nın aktardığına göre, Eskişehir’deki akademik çalışmalar, yatakların yüzde 0,2 ila yüzde 2’sinin nadir toprak elementlerinden oluşabileceğini gösteriyor. Bu durumda, kullanılabilir rezervin gerçekte 1,4 milyon ila 14 milyon ton arasında olduğu tahmin ediliyor.

Karakaya, çevresel maliyetler dikkate alınmadan burada üretime başlanması durumunda ciddi felaketlerin yaşanabileceği konusunda uyarıyor: “Ayrıca Eskişehir’deki cevherin önemli miktarda toryum içermesi nedeniyle ilave çevresel maliyetler de söz konusu olacaktır.”

Toryum, radyoaktif bir elementtir. Bu, rafinasyon sürecinde ortaya çıkacak atıkların uzun vadeli bir radyoaktif atık yönetimini gerektireceği anlamına gelmektedir.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın