NATO’da ABD’nin Olumsuz Etkisi: Avrupa Tehlikede!

Haber MerkeziHaber Merkezi
2 okunma
NATO’da ABD’nin Olumsuz Etkisi: Avrupa Tehlikede!

Swaminathan Natarajan
BBC Dünya Servisi

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği yeni saldırılara Avrupa ülkelerinin aktif katılım göstermemesi, transatlantik ilişkilerde bir başka gerilim dalgasını tetikledi.

ABD Başkanı Donald Trump, Avrupa’daki müttefiklerine yönelik hayal kırıklığını dile getirmek için sıklıkla medya röportajları ve sosyal medya platformlarını kullanıyor.

Trump, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliğinden çekilme tehdidinde de bulundu.

ABD, NATO bünyesindeki savunma harcamalarının ve gelişmiş askeri teknolojilerin büyük bir kısmını karşılamaktadır.

Olası bir çekilme durumunda, Avrupa ülkeleri ABD ordusunun desteği olmadan etkili bir caydırıcılık sağlayabilir mi?

NATO’nun Tarihçesi ve Amacı

NATO, 1949 yılında ABD, İngiltere, Kanada ve Fransa dahil olmak üzere 12 ülke tarafından kurulmuştur.

Örgütün temel ilkelerinden biri, üye ülkelerden birine saldırı olması durumunda diğerlerinin onu savunmasıdır.

Kuruluşun temel amacı, Sovyetler Birliği’nin Avrupa’daki etkisini sınırlamaktı.

1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından birçok Doğu Avrupa ülkesi NATO’ya katıldı: Arnavutluk, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Çekya, Slovakya, Romanya, Litvanya, Letonya ve Estonya.

Tarafsız kalan İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik kapsamlı işgali sonrasında örgüte katıldı.

NATO, günümüzde Avrupa ve Kuzey Amerika genelinde 32 üye ülkeden oluşmaktadır.

NATO’nun kendi ordusu bulunmamaktadır; ancak üye ülkeler uluslararası krizlere müdahale etmek için ortak askeri eylemde bulunabilirler.

NATO güçleri, ilk kez 1994’te Bosna’daki uçuş yasağı operasyonu kapsamında muharebeye katılarak Sırp uçaklarını hedef aldı.

Devam eden askeri operasyonlar arasında Akdeniz’de gerçekleştirilen Deniz Gardiyanı operasyonu ve Irak’taki NATO misyonu yer almaktadır. (Bu operasyon, bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle şu anda Napoli’den yönetilmektedir.)

Ukrayna’nın NATO’ya katılma talebi ise şu anda beklemededir.

İttifak, nükleer bir süper güç olan Rusya ile doğrudan bir çatışmaya girmemek adına Ukrayna’ya asker göndermemiştir ve Kiev’in talebi doğrultusunda ülke üzerinde bir uçuşa yasak bölge oluşturmamıştır.

Bununla birlikte, üye ülkeler Ukrayna’ya silah ve teçhizat sağlamıştır.

Avrupa’nın Savunması

NATO oldukça güçlü bir yapı olmasına rağmen, uzmanlar ABD’nin ayrılması durumunda ittifakın güçlü bir rakibe karşı caydırıcılık yeteneğinin önemli ölçüde zayıflayacağını belirtiyor.

Reuters haber ajansının bildirdiğine göre, Aralık 2025 itibarıyla yaklaşık 68 bin ABD askeri, 31 üs ve 19 askeri sahada konuşlanmış durumda bulunuyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Council’da Transatlantik Güvenlik Girişimi Direktörü olan Dr. Torrey Taussig, “Amerika’nın NATO’ya olan bağlılığı hem konvansiyonel hem de nükleer açıdan vazgeçilmezdir.” şeklinde görüş belirtiyor.

Geçmişte ABD Savunma Bakanlığı bünyesinde Avrupa işleri ve NATO masalarında görev yapmış olan Taussig, ABD desteği olmadan Avrupa’nın “stratejik nakliye, istihbarat, gözetleme ve keşif kabiliyetleri ile füze savunma sistemleri” gibi kritik alanlarda zorluklar yaşayacağını vurguluyor.

İskoçya’nın Glasgow kentindeki Strathclyde Üniversitesi’nde uluslararası güvenlik alanında öğretim görevlisi olan Dr. Gavin Hall da olası bir çekilmenin Avrupa güvenliği açısından yıkıcı olacağı konusunda hemfikir.

Hall, “Diğer NATO üyelerinin askeri kabiliyetlerinin arkasındaki büyük güç hala ABD’dir.” diyor.

Ancak Avrupa ülkelerinin, ABD’nin yardımı olmadan anlamlı askeri kapasiteleri sürdürmeleri gerektiğinin farkında olduklarını belirten Hall, kıtadaki seferberlik ve konuşlandırmanın ilk aşamasının Avrupa kuvvetlerine dayandığını ifade ediyor.

“NATO’nun Balkanlar’daki hava polisliği görevleri ya da Akdeniz’deki deniz devriyeleri gibi operasyonlar, büyük ölçüde ABD’nin doğrudan katılımı olmadan yürütülüyor,” şeklinde ekliyor.

NATO Üyelerinin Savunma Harcamaları

Trump, üye ülkelerin savunma harcamalarını artırma konusundaki başarısızlıklarını göz önünde bulundurarak ittifaka karşı derin şüpheler beslediğini açıkça ifade ediyor.

2024’teki ikinci başkanlık dönemi seçim kampanyasında, başkan olması durumunda savunmaya GSYH’nin %2’sinden fazlasını ayırmayan NATO ülkelerine Rusya’nın saldırmasını teşvik edeceğini öne sürerek tartışma yaratmıştı.

2014’te NATO, tüm üye ülkelerden savunmaya GSYH’nin en az %2’sini ayırmalarını talep etmişti.

2025 yılı itibarıyla tüm üye ülkelerin bu hedefe ulaşması bekleniyor.

Üyeler arasında varılan en son hedef ise 2035 yılına kadar savunma harcamalarını GSYH’nin %5’ine çıkarmaktır.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne (SIPRI) göre, 2024 yılında NATO ülkelerinin toplam savunma harcamalarının %66’sı ABD tarafından finanse edilmektedir.

Taussig, Avrupa savunma bütçesinde bir artışın kaçınılmaz olduğunu şu şekilde açıklıyor:

“ABD, NATO’nun ortak bütçesinin yaklaşık %15′

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın