
Ülkemizde her üç kişiden biri obezite ile mücadele ediyor. Obezite, yalnızca kişinin kilosunu ve görünümünü etkilemekle kalmayıp; tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, kalp-damar hastalıkları, eklem sorunları ve karaciğer yağlanması gibi birçok sağlık sorununa da yol açabiliyor. Ayrıca, obezite 13 farklı kanser türüne zemin hazırlayabiliyor. Son yıllarda obezitenin hızla artmasıyla birlikte, obezite cerrahisine olan ilgi de artış göstermiştir. Ancak, bu cerrahinin estetik bir kilo verme ameliyatı olmadığına dikkat çeken Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer, “Tedavi sürecinin amacı yalnızca tartıdaki rakamı azaltmak değil; obeziteye bağlı hastalıkları kontrol altına almak ve bireyin sağlık ile yaşam kalitesini artırmaktır. Ameliyat, tedavi sürecinin sonu değil; sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve düzenli kontrol ile sürdürülmesi gereken yeni bir dönemin başlangıcıdır” diye belirtiyor. Prof. Dr. Aziz Sümer, obezite cerrahisi hakkında sıkça sorulan 9 soruya yanıt vererek önemli uyarılarda bulunuyor.
OBEZİTE CERRAHİSİ KİMLERE UYGULANABİLİR?
“Metabolik ve bariatrik cerrahi” olarak bilinen obezite cerrahisi, sadece mide hacmini küçültmekle sınırlı bir işlem değildir. Cerrahi operasyon sonrası iştah, tokluk, bağırsak hormonları ve metabolizma üzerinde önemli değişiklikler meydana gelir. Yeterli sonuç alınamayan, vücut kitle indeksi (VKİ) 40 kg/m² ve üzerinde olan bireylerde cerrahi yöntemler gündeme gelebilir. VKİ 35-39,9 kg/m² arasında olan bireylerde ise obeziteye bağlı ciddi sağlık sorunlarının varlığı, cerrahi seçeneğinin değerlendirilmesini gerektirir. VKİ 30-34,9 kg/m² arasında olup uygun tedaviye rağmen tip 2 diyabeti kontrol altına alamayan hastalar da metabolik cerrahiden faydalanabilir. Ameliyat kararı, yalnızca kişinin kilosuna dayanarak verilmemelidir diyen Prof. Dr. Aziz Sümer, “Hastanın genel sağlık durumu, obeziteye eşlik eden hastalıklar ve daha önceki tedavi süreçleri dikkate alınmalıdır. Obezite cerrahisi, fazla kilosu olan her bireye uygulanacak standart bir yöntem değildir” şeklinde açıklamada bulunuyor.
OBEZİTE CERRAHİSİ YALNIZCA KİLO VERMEYİ Mİ SAĞLIYOR?
Obezite cerrahisi, kilo kaybıyla sınırlı bir etki yaratmamaktadır. Cerrahinin temel amacı, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde kilo vermenin yanı sıra obeziteye bağlı sağlık sorunlarının etkisini azaltmak ve erken ölüm riskini düşürmektir. Ameliyat sonrası, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, kan yağlarındaki bozukluklar ve karaciğer yağlanması gibi obeziteyle ilişkili birçok sağlık sorununda belirgin iyileşmeler gözlemlenebilir. Bazı tip 2 diyabet hastaları, kan şekeri seviyelerini daha kolay kontrol altına alabilir ve doktor gözetiminde ilaç dozları azaltılabilir. Ancak, ameliyatın diyabeti tamamen ortadan kaldırdığı düşünülmemelidir; zira hastalık yıllar içinde yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle cerrahiden sonra metabolik takibin düzenli bir şekilde sürdürülmesi önemlidir.
OBEZİTE CERRAHİSİ KANSER RİSKİNİ AZALTIYOR MU?
Obezite, menopoz sonrası meme, rahim içi ve yumurtalık kanserleri başta olmak üzere, kalın bağırsak, yemek borusu, midenin giriş bölgesi, karaciğer, safra kesesi, pankreas, böbrek ve tiroit kanserleri dâhil 13 farklı kanser türüne zemin hazırlayabilir. Yağ dokusundaki artışın östrojen düzeyleri, insülin direnci ve kronik inflamasyon üzerindeki etkileri, kanser gelişimine uygun bir ortam yaratabilmektedir. Prof. Dr. Aziz Sümer, cerrahinin sağladığı kalıcı kilo kaybı ve metabolik iyileşmenin, obeziteyle ilişkili bazı kanser türlerinin gelişim riskini azalttığını ifade ediyor. SPLENDID çalışmasında yaklaşık 30 bin kişinin değerlendirildiği veriler ise şöyle: “10 yıl içinde obeziteyle ilişkili kanser gelişim oranı, bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda yüzde 2,9, ameliyat olmayanlarda ise yüzde 4,9 olarak belirlenmiştir. Cerrahi yöntemle tedavi edilen grupta obeziteyle ilişkili kanser riskinin yaklaşık yüzde 32, kanserden ölüm riskinin de yaklaşık yüzde 48 daha düşük olduğu görülmüştür. Kadınlarda yapılan başka bir çalışmada ise cerrahiden sonra meme kanserinde yüzde 49, yumurtalık kanserinde yüzde 53 ve rahim içi kanserinde yüzde 67 oranında daha düşük risk saptanmıştır.”
EN SIK BAŞVURULAN OBEZİTE CERRAHİSİ YÖNTEMİ HANGİSİ?
Global ölçekte en yaygın olarak uygulanan yöntem, halk arasında “tüp mide” olarak bilinen sleeve gastrektomi ameliyatıdır. Bu yöntemde midenin büyük bir kısmı çıkarılarak daha küçük ve tüp biçiminde bir mide oluşturulmaktadır. Bu sayede yenilen gıda miktarı azalırken açlık ve tokluk mekanizmalarında da değişiklikler meydana gelir. Bir diğer önemli yöntem olan gastrik bypass ameliyatında ise mide küçültülerek, gıdaların bağırsaktan geçiş yolu değiştirilmektedir. Her yöntemin kendine özgü avantajları ve dezavantajları olduğu için her hasta için en uygun seçeneğin belirlenmesi büyük bir önem taşır.
HANGİ YÖNTEMİN UYGULANACAĞINA NASIL KARAR VERİLİYOR?
Obezite cerrahisinde her bireye aynı ameliyatın uygulanması doğru bir yaklaşım değildir. Yöntem belirlenirken hastanın kilosu ve vücut kitle indeksi yanı sıra yaşı, tip 2 diyabetinin varlığı, diyabetin süresi, reflü hastalığı, yeme alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar ve geçmişte geçirdiği ameliyatlar da göz önünde bulundurulur. Örneğin, ciddi reflü sorunu olan bazı hastalarda tüp mide yerine gastrik bypass daha uygun olabilmektedir. Diyabetin ön planda olduğu hastalarda ise metabolik etkisi daha güçlü olan bypass yöntemleri tercih edilmektedir. Ameliyattan önce hastanın genel cerrahinin yanı sıra endokrinoloji uzmanı, diyetisyen ve gerektiğinde psikiyatri veya psikoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Uzun dönemli başarı, doğru hastaya uygun ameliyatın seçilmesiyle sağlanır.
OBEZİTE CERRAHİSİNDEN SONRA NE KADAR KİLO VERİLİYOR?
En hızlı kilo kaybı genellikle ameliyatı takiben ilk 6-12 ay içinde gerçekleşmektedir. Kilo verme süreci 12-18 ay boyunca devam edebilir. Başlangıç kilosu, uygulanan ameliyat yöntemi, yaş, metabolik durum, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite seviyesi, sonuçları doğrudan etkileyen faktörlerdir. İlk 12-18 ayda kişinin fazla kilosunun yüzde 50-80’ini kaybetmesi hedeflenmektedir. Bununla birlikte, cerrahinin başarısı sadece kaybedilen kilo üzerinden değerlendirilemez. Obeziteye bağlı hastalıklardaki düzelme, hareket kapasitesinin artışı, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve elde edilen sonucun uzun dönemde korunabilmesi de başarının önemli göstergeleri arasındadır.
OBEZİTE CERRAHİSİ RİSKLİ BİR YÖNTEM Mİ?
Her cerrahi işlemde olduğu gibi obezite cerrahisinde de bazı riskler mevcuttur. Erken dönemde kanama, kaçak, enfeksiyon ve damar içinde pıhtı oluşumu; uzun dönemde ise reflü, safra taşı, fıtık ve vitamin-mineral eksiklikleri gibi sorunlar gelişebilir. Ancak cer
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın
İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Gündem HaberleriGaziantep Forum III, Dünyanın Farklı Ülkelerinden Akademisyenleri Buluşturdu
Gündem HaberleriSakarya Tığcılar’da Kentsel Dönüşüm Hız Kazandı: 45 Yapı Yıkıldı
Gündem HaberleriBursa Yıldırım’da Kentsel Dönüşüm İçin İlk Adım Atıldı
Gündem Haberleri