Öcalan ile Görüşme Çağrısı: Barış İçin Zaman!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Öcalan ile Görüşme Çağrısı: Barış İçin Zaman!

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’de oluşturulan komisyondan Abdullah Öcalan ile derhal bir görüşme gerçekleştirmesini talep etti.

Hatimoğulları, Öcalan’ın bu komisyonun kurulmasını sürekli olarak talep ettiğini ve parlamentodaki önemini tekrar tekrar vurguladığını belirterek, “Eğer bu süreçte baş müzakereci Abdullah Öcalan ise, Meclisteki komisyonun zaman kaybetmeden acilen görüşme yapması ve dinlemesi büyük bir önem taşımaktadır. PKK ile devlet arasındaki müzakerelerde tek başına müzakereci olan kişidir. Kendisiyle görüşmenin gecikmesi ya da aksatılması, sürecin olumsuz etkilenmesi anlamına gelir ki bu, Türkiye halklarının kesinlikle istemeyeceği bir durumdur. Bu nedenle, bu görüşmelerin hemen gerçekleştirilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, Adana’da partilileriyle bir araya gelerek gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Toplantıda yaptığı konuşmada, Hatimoğulları, başta Kürt halkı olmak üzere özgürlük ve demokrasi mücadelesinde fedakarlık yapan herkese teşekkür etti. “Bu coğrafyada en ağır bedelleri ödeyenler sizlersiniz. Özellikle Barış Anneleri, evlatlarını kaybedenler ve köyleri yakıldığı için Çukurova’ya göç etmek zorunda kalan Kürt aileler, büyük acılar yaşadı” dedi.

“KÜRT AİLELER VE BARIŞ ANNELERİ BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”

Hatimoğulları, Barış Anneleri’nin evlatlarının cenazelerinin kargo ile gönderilmesine, mezar taşlarının parçalanmasına ve bazı annelerin çocuklarının kemiklerine bile ulaşamadığına dikkat çekerek, barış talebinden vazgeçmediklerini belirtti. Türk annelerle empati kurarak hiçbir annenin ağlamaması için mücadele eden Barış Anneleri’nin, anaların gözyaşının renginin aynı olduğunu ifade ettiklerini dile getiren Hatimoğulları, bugün barışın konuşulabiliyor olmasının, beyaz tülbentli annelerin yıllardır sürdürdüğü mücadelenin büyük bir sonucu olduğunu söyledi.

“‘BİZLER SİLAHLARI YAKARAK YEPYENİ BİR MÜCADELENİN SAYFASINI AÇIYORUZ’ DEDİLER”

Türkiye’de önemli bir sürecin Ekim ayında başladığını vurgulayan Hatimoğulları, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı barış ve demokratik toplum çağrısının tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

Bu çağrının ardından PKK Kongresi’nin fesih kararı aldığını ve 11 Temmuz’da Süleymaniye’de düzenlenen silah yakma törenine katıldığını belirten Hatimoğulları, “Orada çok güçlü bir mesaj verildi. ‘Bizler silahları yakarak yepyeni bir mücadelenin sayfasını açıyoruz. Demokratik mücadelenin yasal ve hukuki zemininde haklarımızın kabul edilmesi için vereceğimiz mücadelenin çok önemli bir dönüm noktasıdır’ dediler. Bu gerçekten anlamlı bir yaklaşımdı” dedi.

“ÖCALAN’IN BARIŞ ÇAĞRISI TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞME İHTİYACINI ORTAYA KOYUYOR”

Tülay Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın barış ve demokratik toplum çağrısının temel amacının demokratik siyasetin önünün açılması ve Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözülmesi olduğunu ifade etti. Hatimoğulları, “Bugün Kürt halkı, Rojava ve Kobani direnişiyle yalnızca Orta Doğu’da değil, dünya genelinde de tanınan bir direniş sembolü haline geldi” dedi.

Hatimoğulları, Öcalan’ın çağrısında Türkiye’nin genel anlamda demokratikleşme sürecine girmesinin şart olduğunu vurgulayarak, “Demokratik olmayan bir Türkiye’de hiçbir halk hakkını alamaz, kalıcı bir barış da mümkün olamaz. Kalıcı barış için Türkiye’nin demokratikleşmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Çağrının işçilere, yoksullara ve emekçilere de hitap ettiğini belirten Hatimoğulları, “Türkiye’de 50 milyon kişi açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Barışa en fazla işçi, emekçi ve yoksulların ihtiyacı vardır. Eğer bu bilinçle örgütlenirsek, demokrasi kapılarını sonuna kadar açmış olacağız” dedi.

“GENÇLER UYUŞTURUCU VE SUÇ ÖRGÜTLERİNE YÖNELİYOR”

Hatimoğulları, farklı sendikaların iktidarın önerdiği ücret zammını reddettiğini ve kamu emekçilerinin toplu iş sözleşmesi sürecinde alanlarda birlikte önemli bir mücadele verdiğini söyledi.

Abdullah Öcalan’ın barış çağrısında kadın özgürlüğüne vurgu yaptığını ve savaşın en ağır bedelini kadınların ödediğini belirten Hatimoğulları, barış ve demokratikleşme sürecinde kadınların ön planda olacağını ifade etti.

Hatimoğulları, Türkiye’deki orman yangınlarının iklim krizinin yanı sıra iktidarın hatalı ekolojik politikaları ve şirketlere sağlanan ayrıcalıklar nedeniyle ortaya çıktığını belirterek, Öcalan’ın barış çağrısında, kadın özgürlüğüne ve ekolojik bilinçle doğaya sahip çıkmanın önemine vurgu yaptığını söyledi.

Adana başta olmak üzere gençlerin uyuşturucu ve suç örgütlerine yönelmesine karşı etkili bir mücadelenin demokratik toplum için zorunlu olduğunu kaydeden Hatimoğulları, Öcalan’ın “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır” çağrısıyla gençlere seslendi.

“BARIŞ, DEMOKRASİSİZ; DEMOKRASİ İSE BARIŞSIZ OLMAZ”

Hatimoğulları, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin şunları aktardı:

“Bu süreç, bir al-ver süreci değildir. Bu süreç, bir masanın etrafında oturup maddeler üzerinde anlaşmaya varılan bir süreç de değildir. Bu, bir mücadele sürecidir. Bu yüzden bahsettiğim tüm siyasal ve toplumsal alanlara düşen en temel görev, barışı kendi kulvarlarımızdan, kendi cümlelerimizle, kendi özgünlüğümüzle hep birlikte yükseltmektir. Bize düşen en önemli görev ise bu seslerin birleşimini güçlü bir toplumsal örgütlülüğe dönüştürmek ve kalıcı çözümler üretmektir. Biz bu dönemi örgütlenme, dönüşüm ve yepyeni bir inşa süreci olarak tanımlıyoruz. Çok iyi biliyoruz ki barış demokrasisiz; demokrasi ise barışsız olamaz.”

“BU OPERASYONLAR, SÜRECİ SABOTE ETMEKTEDİR”

Tülay Hatimoğulları, CHP’li belediye başkanlarına yönelik operasyonlara karşı çıkarak, bunun Türkiye’nin demokrasi ve barış sürecine zarar verdiğini ifade etti. Kayyum politikaları ve seçilmişlere yönelik baskılara geçmişte partilerinin de maruz kaldığını hatırlatan Hatimoğulları, “Bu baskılara karşı örgütlendik, yılmadık, boyun eğmedik, direndik ve bugüne geldik. Şimdi benzer uygulamalar ana muhalefetin belediyelerine yöneliyor” dedi.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar dahil bazı belediye başkanlarının tutuklandığını anımsatan Hatimoğulları, bu operasyonların süreci sabote ettiğini belirterek, “Biz, ‘Diyarbakır’da demokrasi, İstanbul’da baskıcı rejim olmaz’ dedik. Bu nedenle, bu operasyonların bir an önce durması, bu sürecin sağlıklı ilerlemesi için çok önemlidir. Bu operasyonlar, muhalefetin oluşturduğu Türkiye’nin yarısının bu sürece uyum sağlamasının önünde engel teşkil etmektedir. Barış, toplumsallaşmalı ve siyasi partiler üstü bir yaklaşımla sahiplenilmel

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın