Öcalan’dan Barış Çağrısı: Yeni Dönem Başlıyor!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Öcalan’dan Barış Çağrısı: Yeni Dönem Başlıyor!

DEM Parti, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın birinci yıl dönümünde, terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan’ın yeni mesajını kamuoyuna duyurdu.

Toplantıya, Öcalan’la birlikte İmralı’da bulunan ve önceki çözüm sürecinde sekreterya görevini üstlenmiş olan, yakın zamanda tahliye edilen terörist Veysel Aktaş katıldı. Aktaş’ın yanı sıra İmralı Heyeti Üyeleri TBMM Başkan Vekili Pervin Buldan, görevden alınan eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, milletvekili Mithat Sancar ve terör elebaşısının avukatı Faik Özgür Erol ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan; DEM Parti milletvekilleri Saruhan Oruç, Meral Danış Beştaş, Ayşegül Doğan, Gülistan Kılıç Koçyiğit; Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile partililer de toplantıda yer aldı.

SIRRI SÜREYYA ÖNDER ANILDI

Toplantı, yaşamını yitiren ve sürecin başında DEM Parti İmralı Heyeti’nde bulunan eski TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in 27 Şubat 2025 tarihli ilk çağrıda yaptığı konuşmanın izlenmesiyle başladı.

Bu esnada, Öcalan’a ait yeni bir fotoğraf da paylaşıldı.

ÖCALAN’IN MESAJI OKUNDU

DEM Partili Pervin Buldan, Öcalan’ın mesajının Türkçe metnini kamuoyuyla paylaştı.

Öcalan’ın mesajından bazı önemli ifadeler şöyle:

“27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin gerçekleştiği yerde silahın anlamını yitireceğinin ve tercihin siyasetten yana olduğunun ilanıdır. Negatif isyan dönemini, esasen tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçiş yeteneğimizi ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, yalnızca resmen değil, zihnen de şiddetten uzaklaşmayı ve siyasi bir tercihi ortaya koymuştur. Bu durum, cumhuriyetle zihnen barışmanın da bir ifadesidir.

Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı sağlayan tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha saygı ve özlemle anıyorum.

Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihi bir özgünlüğü mevcuttur.

Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini simgeliyordu. 27 Şubat çağrımız, bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekanizmasını kırmayı hedefledik. Sorunun tarihsel boyutunu, ciddiyetini ve yaratabileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlarla hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığını kural haline getirmeye çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yerine getiriyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılır sorularını tartışmak istiyoruz.

Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci başlatmayı hedefliyoruz ve her kesimi bu yönde sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet yapısının temel taşlarıdır. Pozitif aşama, zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dışlar. Pozitif inşanın amacı, herhangi bir kurumu ya da yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilmesi için gereken sorumluluğa ulaşmasını sağlamaktır. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde gerçekleştirmektir. Ezilen kesimler, etnik gruplar ve dinsel ile kültürel gruplar, kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadelenin sayesinde kendi yaratılarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte, devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması büyük önem taşımaktadır.

Demokratik entegrasyon, Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. O kadar anlam, gelecekte güç ve zenginlik barındıran bir çağrıdır. Temelinde, demokratik toplum modeli bulunmaktadır. Ayrıştırıcı ya da tersi asimilasyon yöntemlerinin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarının gerekliliğini doğurur. Demokratik toplum çözümü, siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun inşasını öngörür.

Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin temel nedeni demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini sağlayacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.

”DİN VE DİL GİBİ MİLLİYET DE EMPOZE EDİLMEMELİ”

Vatandaşlık ilişkileri, millete aidiyet üzerinden değil, devletle bağ esas alınarak oluşturulmalıdır. Dininde, milliyetinde ve düşüncesinde özgür olmayı esas alan bir özgür yurttaşlık anlayışını benimsiyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi, milliyet de edilmemelidir. Anayasal vatandaşlık ilişkisi, dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsamalıdır.

Günümüzde hiçbir düşünce sistemi, demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir; demokrasi er ya da geç kalıcı olandır. Çağrımız, yalnızca Türkiye’de değil, Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşımaktadır. Tüm gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz.

Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri ve ataerkil baskı, kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel yansımalarıdır. Bu nedenle kadınlar, demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür.

”BUYURGAN OTORİTER BİR DİL OLMAZ”

“Dönemin dili, buyurgan ve otoriter bir dil olmamalıdır. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını sunmayı esas almalıyız.

Tüm bu unsurların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir.

Selam ve Saygılarımla,

AYRINTILAR GELİYOR…

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın