Öcalan’dan Çarpıcı Mesaj: “Özgür Yurttaşlık” Vurgusu

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Öcalan’dan Çarpıcı Mesaj: “Özgür Yurttaşlık” Vurgusu

DEM Parti İmralı Heyeti, “süreç” raporunun oylama sürecinde PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın mesajını kamuoyuyla paylaştı.

Öcalan’ın mesajında “vatandaşlık tanımı” konusuna özel bir vurgu yapıldı.

“TASFİYE MANTIĞI ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ İFADE EDER”

İmralı’da 16 Şubat tarihinde Öcalan ile yaklaşık 3,5 saat süren bir görüşme gerçekleştiren heyet, yayımladıkları mesajda Öcalan’ın şu ifadelerine yer verdi:

“Hayatım, ailemdeki ilk isyanımdan bu yana sürekli bir hızla geçti. Hâlâ bu tempoyu sürdürüyorum. Geçtiğimiz süreç, özünde şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçiş yapabilme yeteneğimizi ve gücümüzü ortaya koymuştur.

TBMM Komisyon raporu, temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olmalıdır. Sürecin bir sonraki aşamasında komisyon raporunun bu nitelikte olması son derece önemlidir. “Terörü tasfiye” anlayışıyla yaklaşan bir siyaset, çözüm değil, çözümsüzlük getirir.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci, sürekli kendini yeniden değerlendiren ve strateji ile taktiğini belirleyen bir süreçtir. Bu toplantıyı, Demokratik Entegrasyona yönelik bir başlangıç toplantısı olarak görüyorum. Bu vesileyle Sırrı Süreyya arkadaşımızı büyük bir saygıyla anıyorum; benim için bir müjdeydi, değerli bir dosttu.”

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyetin, Türk ve Kürt birlikteliği üzerine inşa edildiğini ifade eden Öcalan, bu konudaki düşüncelerini şöyle sürdürdü:

“Değiştirilmiş olsa da tüm belgelerde bunun izleri mevcuttur. Kurtuluş Savaşı’nda, kongrelerde ve Cumhuriyetin ilanında bu duruş kabul görmüştür. Mustafa Kemal, 17 Ocak 1921’deki İzmit basın toplantısında Kürtlerle ilgili önemli tespitlerde bulunmuştur. Bu cumhuriyet kesinlikle Kürtsüz inşa edilmemiştir. Bunu inkâr edenler, her gün tahripkâr bir dille bu durumu yansıtıyorlar. Cumhuriyetin temelinde, mayasında Kürtler de vardır. Sonraki hukuksal metinlerin Kürtleri dışlaması ve Kürtçeyi yasaklaması, inkârı ve isyanı doğurmuştur. İçinde bulunduğumuz süreç, bu inkârı ve isyanı sona erdirmek içindir. Biz, artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde nasıl yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz.

Orta Çağ’da dinsel birliktelik üzerine kurulu bir ilişki vardı ve mirlikler düzeni buna dayanıyordu. Ancak günümüzde, çağdaşlık ölçüleri ve rasyonalitesi üzerinden cumhuriyetle bütünleşmemiz gerekiyor. Bu bütünleşmenin bir mimarisi olmalıdır. Kürt varlığının inkâr edilmemesi, bu mimarinin kurulması anlamına gelmez. Bu mimari, yasasız ve ilkesiz olamaz. Meseleyi birkaç ceza hukuku maddesi değişikliğiyle sınırlamak da doğru değildir. Entegrasyonun temel ilkeleri, 27 Şubat bildirgesinde mevcuttur. Bu, bir siyasi programdır.”

VATANDAŞLIK TANIMI

Öcalan, “Vatandaşlık tanımı” konusuna da değinerek, “Bir vatandaşlık tanımı meselesi var. Vatandaşlık, devletle kurulan bağı tanımlar. Etnisiteye, dile, inanca veya düşünce sistemine bakılmaksızın herkes devlete vatandaş olabilir. Sosyalist, kapitalist, Müslüman, Hıristiyan, Kürt veya Arap, hepsi devlete vatandaşlık bağı ile bağlıdır.” dedi.

“Ben özgür yurttaş demeyi tercih ediyorum. Anayasal vatandaşlık da denebilir ama özgür yurttaşlık, bu tanımdan daha geniştir. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmalıdır. Türkiye’deki vatandaşlık tanımı bu gereklilikleri karşılıyor mu? Biraz belirsizdir. Dinsel, ideolojik ve milliyetsel varlıklarını özgürce ifade edecekleri bir ortam sağlanmalıdır.”

Özgür yurttaş, dinini, mezhebini ve düşüncesini ifade ederken ne kadar özgürse, ulusal aidiyetini de o kadar özgürce ifade edebilmelidir. Başkalarına dinini ve dilini empoze edemeyeceği gibi, milliyetini de empoze etmemelidir. Her birey, kendi milliyetini ve kimliğini özgürce ifade edebilmelidir.

Biz, Demokratik Toplum olarak yaşamak istediğimizi ifade ettik ve bunun başına “Barış” kelimesini koyduk. Demokratik toplum, toplumsal kimliğini özgürce inşa edebilme hakkını ifade eder. Toplumun kültürel unsurları; sağlık, eğitim, spor ve ekonomi kurumları gibi unsurları olmalıdır. Eğer toplum bu unsurları özgürce inşa edebiliyorsa, demokratik bir nitelik kazanır. Güçlü bir devlet, bunun esnekliğini gösterebilen bir devlettir.

Bunlar entegrasyonumuzun ana ilkeleri ve örgütlenme modelidir. Burada üniter devlet de dahil olmak üzere, milliyetçilik veya dincilik anlamında bir durum yoktur. Demokratik toplumun kurumları ve inşasından bahsediyoruz. Şüphesiz burada şiddete yer yoktur. Demokratik Cumhuriyete entegrasyon, Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemlidir. Tüm çalışmalarımızı Demokratik Cumhuriyet perspektifi ile sürdürüyoruz. Kürtlerin entegrasyonu, Cumhuriyet’in en temel unsurlarından biri olacaktır. İki yüz yıldır ters giden kardeşliği düzeltmek ve kardeşlik hukukunu tesis etmek için çaba gösteriyoruz. Bu, yeni yüzyılın ve yeni bin yılın inşasıdır.”

“SURİYE İÇİN YEREL DEMOKRASİ” ÖNERİSİ

Suriye’deki entegrasyon tartışmalarına değinen Öcalan, “Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır. Suriye için önerdiğimiz de budur. Yerel demokrasi dediğim, bir kent ya da köyün kendilerini özgürce ifade etme ve yönetme hakkına sahip olmasıdır. Yerel yönetimlerin şartları bellidir. Ayrı bir devlet veya bölge talep etmiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali, bu önerilere güçlü bir dayanak oluşturur. Bu öneriler, bulundukları yerlerde sadece Kürtlerin değil, tüm diğer halkların ve inanç topluluklarının varlığını ve hukukunu gözetmektedir. Kürtler tarih boyunca bir kenara atılmamıştır; Kürdistan’ı ilk ilan eden Sultan Sencer’dir. Kanuni, sırtını oraya yasladığını ifade etmiştir. Kürt korkusuna dayalı bir siyasetten ve Kürtleri bir fobi olarak görme anlayışından kaçınılmalıdır.” dedi.

“SİYASET YAPACAĞIZ”

Öcalan, “Bizim meselemizin bir güvenlik boyutu vardır, fakat bunun yanı sıra daha geniş kapsamlı bir siyasi boyutu da bulunmaktadır.” diyerek devam etti:

“Çünkü biz siyaset yapacağız. Silah ve şiddet terk edilmiştir. Güçlü bir demokratik siyaset yürüteceğiz. Toplumumuzun bu konuya ekmek ve su kadar ihtiyacı var. Her şey güvenliğe boğulmamalıdır. Güvenlik siyaseti, aynı zamanda siyaset de güvenliği esas almalıdır. Biz siyasi bir topluluk olacağız: Demokratik siyaset topluluğu. Kürtlerin birliği meselesinde, gerek Kürtlerin kendi içinde gerekse parçalı Kürtlerin aralarındaki ilişki biçiminde benim önerim “Demokratik Birlik”tir. Bu, ayrı bir devlet değil, kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir.”

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın