
iahaber Haber Merkezi
DEM Parti, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın süreç komisyonu ortak raporunun yayımlanmasının ertesi günü kaleme aldığı değerlendirmeyi kamuoyuyla paylaştı. Metinde, Öcalan, İmralı Heyeti Üyesi Sırrı Süreyya Önder’e teşekkür ederek sözlerine başladı. “Ortaya çıkan raporu, daha önceki Meclis komisyonlarının raporlarıyla karşılaştırmak, atılan adımın tarihsel önemini anlamamak demektir” diyen Öcalan, bu raporun tüm siyasi çevreleri somut politikalar üretmeye yönlendireceğini ifade etti. Raporun içeriğine karşı çıkan siyasi partilere de değinen Öcalan, “Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri son derece önemlidir” şeklinde konuştu. Tarihsel tecrübelere dayanarak en küçük bir adıma sahip çıkmanın doğru bir siyasi tutum olduğunu vurgulayan Öcalan, “Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur. Rapor bunun yolunu açıyor ve bu fırsattan sonuna kadar yararlanılmalıdır” dedi.
18 Şubat’ta oy çokluğu ile kabul edilen raporun, sorunların tamamen çözüleceği yanılsamasına kapılmamak gerektiğini belirten Öcalan, ortak raporun kabul edilmesinin başlangıç niteliğinde olduğunu ifade etti. Değerlendirmesinde, “Rapor, parlamentonun gündeminde uzun süre kalabilir; bazı çevreler bu süreci sabote etmek için fırsat yaratabilir” diyerek, “eskisi gibi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda olmadıklarını” vurguladı.
Raporun bir kavram seti sunduğunu belirten Öcalan, “Demokratik bir mücadele ve diyalog ile hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, Cumhuriyetin demokratikleşmesine dair bir yol haritası sunmaktadır. Bu, bir nirengi noktasıdır” dedi. Öcalan, örgütüne de “Hukuki güvence olduğu sürece hiçbir kesim şiddete, silaha veya çatışmaya yönelmez; eğer yönelirse tecrit olmaktan kurtulamaz” mesajını iletti. Süreci başarıya ulaştıracak olanın demokratik siyasetteki çalışmalar olacağını belirten Öcalan, “Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin yapılmasına yönelik olacaktır” ifadelerini kullandı.
Süreç komisyonu ortak raporunun tamamı, “Tutuksuz yargılama, AİHM ve AYM kararları hakkında kritik detaylar” başlığı altında yer almaktadır.
Öcalan imzalı metnin tamamı ise şu şekilde: “TBMM ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’, dün itibarıyla raporunu yayımladı. Raporun yayımlanması, ülke ve bölge gündemine oturarak siyasal açıdan ne denli önemli olduğunu göstermektedir.
Bu rapor, Sn. Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu irade ile Sayın Bahçeli’nin çağrısına benim cevap olmamla İmralı’da başlayan diyalog sürecinin bir sonucudur. İlgili tüm tarafların bu gerçeği kabul ederek raporun gerektirdiği yasal ve kurumsal pratik sürecini başlatması, silahın gündemimizden düşmesini garanti edecektir. Raporun hazırlanmasında emeği geçen siyasi partilere, hitap ettikleri kitlelere ve bu süreçte vefat eden değerli yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder’e teşekkür ederim.
İmralı’da yürütülen diyalog süreci ciddi bir mücadeledir. Geleceğimizi kurtarmak isteyen herkesin yoğun çabalarıyla sürdürülmektedir. Aynı şekilde, Komisyonun değerli üyeleri de bu süreci parlamentonun çözümüne sunmak için oy hesabı yapmamışlardır. Dolayısıyla, ortaya çıkan raporu, önceki Meclis komisyonlarının raporlarıyla kıyaslamak, atılan adımın tarihsel önemini kavrayamamak demektir. Onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak rapora yaklaşmak en doğrusudur.
Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni bir süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Tüm siyasi çevreleri, somut politikalar üretmeye zorlayacaktır. Gerçeklikten kopmuş, dar siyasi gündemlere sıkışmış çevrelerin ucuz siyaset yapma imkânlarını ellerinden almıştır. Rapora karşı çıkan siyasi partilerin dar bakış açılarına ısrar etmesi, en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır. Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirip hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir.
Doğru yaklaşımı tutturmak
Bu raporla sorunların tamamen çözüldüğü veya çözüleceği yanılgısına düşülmemelidir. Bu bir başlangıçtır. Türkiye’nin demokratikleşmesi, demokrasi ikliminin tüm çevrelere yayılması ve birikmiş sorunlara bir raporla yanıt verilemeyeceği açıktır. Ancak rapor önemli bir başlangıçtır. Raporun sonuç alıcı hale gelmesi, gereklerinin pratikte gerçekleşmesi yine mücadeleye bağlı olacaktır. Rapor, parlamentonun gündeminde uzun süre kalabilir ve çeşitli çevreler bu süreçten yararlanarak diyalog sürecini sabote edebilir. Tüm bunlar bizim için şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak, eskisi gibi böylesi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda değiliz. Doğru bir yaklaşımla bu tür hamleleri aşabiliriz.
Rapor, bir kavram seti sunmaktadır. Demokratik bir mücadele ve diyalog ile hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, Cumhuriyetin demokratikleştirilmesine dair bir yol haritası sunmaktadır. Bu, bir nirengi noktasıdır.
Örgütün, sürecin ruhuna uygun adımlar atması, içinde bulunduğumuz tarihi anın gereğidir. Demokratik inşa, silah ve çatışma ile değil, diyalog ve karşılıklı anlayış ile gerçekleşecektir. Hukuki güvence olduğu sürece hiçbir kesim şiddete, silaha veya çatışmaya yönelmez; eğer yönelirse tecrit olmaktan kurtulamaz.
Artık ülke gündeminin silah değil siyasetle belirleneceği bir dönem başlamaktadır. Hukuki güvenceyi sağlayacak olan ise demokratik bilinçtir. Bilinçle sürece sahip çıkılmadığı takdirde hangi hukuk maddesi kimi koruyabilir? Hukuki güvencenin sağlanması önemli bir adımdır. Süreci başarıya ulaştıracak olan demokratik siyaset çalışmalarıdır.
Kardeşlik vurgusu
Raporda dikkat çeken bir diğer husus da Kürt-Türk kardeşliğine yapılan vurgudur. Geçen yüzyılda tarifsiz acılar yaşandı. İlk kez resmi bir raporda Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yapılması önemli bir adımdır. Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin yapılmasına yönelik olacaktır.
Eğer siyaset gerektiği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlenmesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden ve demokratik toplumun yararına bir gelişme yaratamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır. Demokratik mücadele ve demokratik bilinç olmadan, istenilen tarzda bir anayasa çıksa bile bir anlam ifade etmez.
Yine norm-dışı bir güç ortaya çıkacak, anayasayı rafa kaldırıp kendi yasalarını topluma dayatacaktır.
Siyasetin gücü, silahın gücünden çok daha etkili sonuçlar doğurur. Silah yeni sorunlara yol açarken, siyaset sorunları
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



