
ÖHD ve 16 bölge barosundan Diyarbakır’da “umut hakkı” yürüyüşü: “AİHM kararları derhal uygulanmalı”
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) öncülüğünde, 16 bölge barosunun katılımıyla yüzlerce avukat, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanınması talebiyle Diyarbakır’da bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş, Sur ilçesindeki Ulu Cami önünden başlayarak adliye binası önünde sona erdi. ÖHD Eş Başkanı Ekin Yeter Moray, AİHM kararlarının derhal hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Umut hakkının geçiş yasasına ötelenmesi hukuk düzenine uygun olmayacaktır” dedi.
19 bölge barosundan avukatlar, ÖHD öncülüğünde Sur’daki Ulu Cami önünde toplanarak Adalet Sarayı’na kadar yürüdü. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapan ÖHD Eş Başkanı Ekin Yeter Moray, şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) alınan Abdullah Öcalan/Türkiye No.2 kararının verildiği 18 Mart 2014 tarihinden bu yana gündemimizde olan umut hakkı, Kürt sorununun siyasi barışçıl yöntemlerle çözümüne odaklanan ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde başlattığı ‘Barış ve Demokratik Toplum’ süreci, bir yılı geride bırakmıştır. Son bir yıl içerisinde atılan tarihi adımlar ve yaşanan gelişmeler, umut hakkı konusunda artık yasal adımların atılması gerektiğini göstermektedir.”
“BAKANLAR KOMİTESİ TÜRKİYE’YE YAZILI ÇAĞRILARDA BULUNDU”
TBMM bünyesinde kurulan komisyonun hazırladığı ortak raporda umut hakkının doğrudan düzenlenmediğini belirten Moray, AİHM kararlarının icrası başlığı altında değerlendirmeler yapıldığını ifade etti. Moray, şunları ekledi:
“Sayın Öcalan (2014), Sayın Kaytan (2015), Sayın Gurban (2015) ve Sayın Boltan (2016) hakkında verilen umut hakkı kararlarının icrası, 2016 yılından bu yana Gurban Grubu/Türkiye adıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından takip edilmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, daha önce eylem planlarının sunulmasını talep etmiş, umut hakkının derhal uygulanması için 2021 yılından itibaren Türkiye’ye yazılı çağrılarda bulunmuştur. Ancak Türkiye, Sözleşme’nin 46. maddesi gereği üstlendiği taahhütleri yerine getirmemiştir.
Komite, 17 Eylül 2025 tarihindeki son açıklamasında, tespit edilen ihlalin giderilmesi için gerekli tedbirlerin, belirli bir asgari süreden sonra gözden geçirme imkanı ve serbest kalma olanağı tanıyacak bir mekanizmanın hayata geçirilmesine bağlı olduğunu belirtmiştir. AİHM kararlarında yer verildiği gibi Komite de, uluslararası hukukta ağırlaştırılmış müebbet cezalarının en geç 25 yıl sonra gözden geçirilmesini öngören bir eğilimin bulunduğunu kaydetmiştir. Gerekli yasal ve diğer tedbirlerin henüz alınmamış olmasından derin üzüntü duyduğunu ifade etmiş ve yetkililere gerekli tedbirleri alması çağrısında bulunmuştur.”
“YASAL ENGELLER KALDIRILMALI, YENİ VE BAĞIMSIZ BİR MEKANİZMA KURULMALI”
Umut hakkının uygulanabilmesi için ilgili yasal düzenlemelerin koşulsuz kaldırılması gerektiğini belirten Moray, şu şekilde konuştu:
“Umut hakkının uygulanması; tahliye olanağını mutlak engelleyen (5237 sayılı yasanın 47, 5275 sayılı yasanın 25, 107/16, geçici madde 2, 3713 sayılı yasanın 17/4. maddeleri) yasal düzenlemelerin koşulsuz bir şekilde kaldırılmasını gerektirmekte, ardından infaz ve koşullu salıverilme sürelerinin değiştirilmesi ve bu cezaların uluslararası standartlara göre en geç 25 yılın sonunda gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yasal ve uygulamadaki engeller dolayısıyla gözden geçirme mekanizması, yeni, yargısal, bağımsız ve tarafsız, şeffaf, düzenli ve etkili bir şekilde oluşturulmalıdır.”
Moray, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine atıfla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan yararlanılması ve Meclis’e sunulan yasa değişikliği tekliflerinin kabul edilmesi yönünde önerilerde bulunduğunu da aktardı.
“UMUT HAKKI GEÇİŞ YASASINA ÖTELENEMEZ”
Meclis komisyonunun ortak raporu sonrası sürece özgü yasa tartışmalarının başladığını dile getiren Moray, şunları söyledi:
“Somut gelişmelerin Ramazan Bayramı sonrasında olacağı ifade edilmektedir. AİHM kararlarının uygulanması için geçiş yasası beklenmesinin gereksiz olduğu, bu sürecin derhal hayata geçirilebileceği belirtilmiştir. Ortak raporda da bu hususa vurgu yapılmıştır. AİHM kararlarına konu olan umut hakkı ile ilgili düzenlemelerin geçiş yasası tartışmalarına ötelenmesi, hukuk düzenine uygun olmayacaktır. Umut hakkı, diğer kararların icrası gibi herhangi bir gelişmeye bağlı kalmaksızın, AİHS madde 46 ve Anayasa madde 90 gereğince derhal icra edilmelidir; yasalar evrensel standartlara uyumlu hale getirilmelidir.
Sayın Öcalan, dünyanın dikkatle takip ettiği bu süreçte, en az yüz yıllık tarihi geçmişe sahip olan Kürt sorununu, teorik ve pratik gücüyle çatışmalı zeminden çıkarmıştır. Mezopotamya, Anadolu ve özcesi Orta Doğu’da halklara dayatılan savaş ve kan deryasının kader olmadığını ilan etmiş, alternatif siyasi ve demokratik yaşamın yolunu göstermiştir. Bunun tarihi önemi hesaplanamaz düzeydedir. Ancak barış, yalnızca çatışmalı sürecin ve şiddetin geride bırakılması değildir.”
Moray, kalıcı barış için hukuki zeminin oluşturulması gerektiğini belirterek, “Barışın, demokratik çözümün ve toplumsal adaletin hukuki zemini kurulmadan, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun derinleşen siyasal, toplumsal ve insani krizlerden çıkması mümkün değildir” dedi.
TBMM VE ADALET BAKANLIĞI’NA ÇAĞRI
TBMM ve Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunan Moray, şu şekilde konuştu:
“Umut hakkının hayata geçirilmesi; Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması; Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin hukuk dışı bırakılmasına son verilmesi ve demokratik entegrasyon hukukunun inşa edilmesi, kalıcı barışın temel koşuludur. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği olarak, TBMM’ni ve Adalet Bakanlığı’nı, umut hakkını güvence altına alan ve özgürlüğü hukukun merkezine yerleştiren yasal düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçirmeye davet ediyoruz.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



