
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, okul saldırılarının ardından toplumun nasıl düşünmesi ve hareket etmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu:
“Bu tür bir saldırı, milletimizin yüreğine kor bir ateş düşürmektedir. Bu acı olayların siyasi polemiklere ve reyting kaygılarına malzeme yapılmaması, hem vicdani hem de ahlaki bir sorumluluktur. Acının siyaseti olmaz.”
Erdoğan, 20 Mayıs 2014 tarihinde TBMM’deki AKP Grup toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bu ülkenin Başbakanı olarak açıkça ifade edeceğim ki; Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı bir koyun bile benim mesuliyetim altındadır.”
Siyaset hayatının büyük bir bölümünü geçiren bir politikacı olarak bu gerçeği hatırlatmakta fayda var:
Toplumda meydana gelen her olayın ve sorunun bir siyasi karşılığı bulunur; siyasi partilerin varoluş nedeni de budur. Siyaset, bu sorunları çözmek için yapılır.
Sorunları çözebileceğine inandıran bir siyasi parti, seçimi kazanır; inandıramayan ise kaybeder.
Okul saldırılarının ardından hükümetin attığı her adım, siyasetin bu olaylarla olan bağlantısını ortaya koymaktadır.
Okul kapılarına güvenlik görevlisi yerleştirilmesi, Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü’nün “karşılıklı anlaşmayla görevinden ayrılması”, çocuklar için kontrollü GSM hattı sağlanması, VPN ve şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına erişim kısıtlaması gibi uygulamalar, siyasi kararlardır.
Erdoğan yönetiminin tercihi, “dindar nesiller” yetiştirme amacıyla okulları AKP’nin arka bahçesi haline getirmekti.
Bugün Türkiye’de okul müdürleri ve müdür muavinleri arasında imam hatip mezunlarının oranının yüksek olmasının sebebi de budur.
İmam hatip mezunlarının, diğer lise mezunlarına oranı yüzde 5 ile 10 arasında tahmin edilse de, müdür ve müdür muavini düzeyindeki okul yöneticileri arasında bu oran %50’ye yakın bir rakam olarak iddia edilmektedir.
Kahramanmaraş İl Millî Eğitim Müdürü’nün bir ilahiyatçı olması, bu durumu desteklemektedir.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın çocukların ruhsal gelişimlerine yönelik okul dışı faaliyetleri bazı tarikatlara devretme eğilimi de gözlemlenmektedir.
Bu durum da siyasi bir tercih olarak değerlendirilmektedir.
Çocuklarıyla yeterince ilgilenemeyen ebeveynlerin artışı, günümüzün bir gerçeğidir.
Bu nedenle her okulda özel eğitimli çocuk psikologlarının bulunması, çağımızın bir gerekliliğidir.
Ancak bu ihtiyaç yeterince karşılanmamaktadır.
Zira siyaset, mevcut kaynakların nasıl kullanılacağına dair kararlar alır. “Paramız yok” diyerek her okulda psikolojik danışman bulunduramayan bir yönetim, kaynakları başka alanlara aktarmıştır.
Cumhurbaşkanı’nın bu olayların siyasi sorumluluğunu kendi yönetiminden başkasına yüklemesi mümkün değildir.
24 Haziran 2018 tarihinde “Bu kardeşinize yetkiyi verin, faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır görün” diyerek yetki alan Erdoğan, faizle nasıl mücadele ettiğini göstermiştir. Türkiye, yüksek gıda enflasyonu ile karşı karşıyadır.
“Şunla bunla” mücadelesinin bir örneği de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlardır.
Dolayısıyla, “acının siyaseti olmaz” demek yanlıştır.
Yaşanan her olay, siyasetin bir sonucudur; alınan veya alınmayan kararların ve siyasi tercihlerin ürünüdür.
Elbette ki çocukların silahlandırılması ve okullarda katliam yapmaya yönlendirilmesi iktidarın doğrudan sonucu değildir.
Ancak iktidar, bazı siyasi tercihleri uygulamış, bazılarını ise gereksiz yere ertelemiştir.
Siyasi sorumluluk, bu tercihlerden doğar.
Türkiye’yi yöneten her kimse, bu olayların da siyasi sorumlusudur.
Ayrıca, “acıyı siyasete alet etmeyin” demek, bu sorumluluğun dolaylı olarak kabulü anlamına gelmektedir.
***
Kamu yönetiminde, görevli memurun bakanlıkla “karşılıklı bir anlaşma yaparak” görevinden ayrıldığını görmek ilginç bir durum.
Memurun gücü mü fazla, yoksa Millî Eğitim Bakanlığı’nın yetersizliği mi söz konusu, bunu anlamak zor.
Görevden ayrılan Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur
Cennet vatanımızda kaybettiğimiz değerlerden biri de “şaşırma yeteneğimiz.” 2018 yılında yayımladığım bir kitabın adı da bu konuyu ele alıyordu: “Şaşırma Duygumu Kaybettim, Hükümsüzdür – Son Birkaç Yılın Gayrı Resmî Politik Tarihi.”
Fakat görüyorum ki, AKP iktidarı hala beni dahi şaşırtacak olaylara imza atabiliyor; bu konuda kendilerine takdir ediyorum.
Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardından İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nde bir değişiklik gerçekleşti.
Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur’un, Millî Eğitim Bakanlığı ile yapılan değerlendirmeler sonucunda “karşılıklı alınan karar” ile görevden ayrıldığı öğrenildi.
Bu “karşılıklı alınan karar” durumunu tam olarak anlayabilmiş değilim.
<p class="
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



