Ölümden Dönüş: Bilinç ve Hayatın Sırları

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Ölümden Dönüş: Bilinç ve Hayatın Sırları

Üç gün önce doğum yapmış olan Miasha Gilliam-El, 27 Şubat 2012 tarihinde nadir görülen bir kalp rahatsızlığı nedeniyle bayıldı.

O anları şöyle anlatıyor: “Bedenimin dışında, kendimi izliyordum. İlk yardım ekibinin kalp masajı yaptığını görebiliyordum. Bir doktor, solunum yolumu açmak için boğazıma bir tüp sokmaya çalışıyordu.”

Gilliam-El, kalp atışlarının durduğunu gösteren monitörü de izliyordu. Nefes almıyordu.

“Sanki başka bir yere geçiş yapmış gibiydim,” diyor, “Bir tünelin içine çekilmiş gibi hissettim. Bu tünel son derece huzurluydu. Yürüyordum ve birinin elini tutuyordum. Duyduğum tek şey, kutsal metinden bir ayet: Ölümün gölgesinin vadisinden geçsem de…”

Öbür tarafa gidip geri dönenlerin hikayeleri genellikle benzer unsurlar içeriyor.

Belçika’daki Liege Üniversitesi’nden nörolog Charlotte Martial’ın liderliğindeki bir araştırma ekibi, geçen yıl Natural Reviews Neurology dergisinde yayınladıkları makalede yaşam ile ölüm arasında geçen deneyimlerin incelendiği 300 bilimsel çalışmayı derleyerek bir sentez oluşturdu.

Bu deneyimlerin ortak özellikleri arasında kişinin bedeninin dışında kendisini görmesi, parlak bir ışığa doğru bir tünelden geçmesi ve derin bir huzur duygusu yaşaması dikkat çekiyor.

Kanser radyoterapisi uzmanı Jeffrey Young da bu konuyla ilgili bir kitap yazdı.

Büyük kısmı kalp krizi

“Ölümden Sonra Yaşamın Kanıtı: Ölüm Yakın Deneyimlerinin Bilimi” adlı bu eserde 4.000’den fazla deneyim incelendi.

Kitap, bilincin ölümden sonra da var olmaya devam ettiğini öne sürüyor.

Ancak ölenlerin çok kısa bir süre sonra geri döndükleri için, gerçekten bilinçlerinin açık olup olamayacağına dair bir cevap bulunmuyor.

Ölümden dönenlerin yaklaşık yüzde 23’ü bu deneyimi kalp krizi sonrası yaşadıklarını belirtirken, yüzde 15’i yoğun bakımda uzun süre kaldıktan sonra, yüzde 3’ü de travma kaynaklı beyin hasarının ardından benzer deneyimler yaşadıklarını ifade ediyorlar.

Dr. Martial önderliğindeki ekip, kalp durmasından sonra beyin damarlarındaki gaz konsantrasyonlarındaki (oksijen azalması ve karbondioksit artışı) değişiklikleri inceledi.

Bu çalışma, kulağımızın arkasında ve hemen üstünde bulunan “temporoparietal kavşak” bölgesinde beden dışı deneyimlere benzer duyumların ortaya çıkabileceğini öne sürüyor.

Bilim insanlarını en çok zorlayan konu ise bilim ile inanç arasındaki karmaşık ilişki.

Dr. Martial’ın yazdığı makalenin yazarlarından emekli nöroloji profesörü Kevin Nelson, şunları kaleme alıyor:

“Bu öyküler, ölümden sonraki bilinç özlemlerimize umut veren, baştan çıkarıcı derecede güçlü anlatılar. Ben de böyle bir umut besliyorum, ancak kulaklarımda balmumu varken ve bilim beni zorla gerçekliğe bağlarken Sirenlerin şarkısına kapılmayacağım.”

Profesör Nelson’un “kulaklarındaki balmumu” ifadesinin arka planını açıklamak faydalı olabilir.

Efsaneye göre Odysseus, Truva Savaşı’ndan sonra memleketi Ithaka Adası’na dönerken, Sirenlerin güzel şarkılarını söyleyerek denizcileri kendilerine çektiği Sirenum Scopuli Adası’nın yanından geçmek zorundaydı. Bu kayalıkların, Türkler tarafından Foça kıyılarına yakın Orak Adası olarak bilindiği söylenir.

Herkesin kendine özgü bir rivayeti var elbette, koca Doğu Akdeniz’de.

Sirenlerin şarkılarıyla başları dönen denizciler teknelerinin kayalarda parçalanmasıyla ölüyorlardı ve Odysseus bunu çok iyi biliyordu.

Bu nedenle kulaklarını balmumuyla kapatıp kendisini gemisinin direğine bağlatarak Sirenlerin tuzağına düşmekten kurtuldu.

“Ölüp geri dönenlerin” bir sorunu var: Yaşadıkları deneyimi anlatma isteği var, ancak yalancı ya da deli olarak damgalanma korkusu taşıyorlar.

Virginia Üniversitesi’nden Algısal Çalışmalar Bölümü araştırma görevlisi Dr. Marieta Pehlivanova, bu tür bir etiketlenme korkusunun insanları yalnızlaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Yani, böyle bir deneyim yaşarsanız, çekinmeden paylaşmanızı öneririm. Başkalarının ne düşündüğüne aldırış etmeden, içinizde tutup kendinizi hasta etmektense, anlatın ve rahatlayın.

Sevilenler tramvayı

Oregon’da yaşayan 60 yaşındaki Valerie Kurkas, bir yıl önce kalp krizi geçirdi ve teknik olarak dört dakika boyunca hayatını kaybetti.

Geri döndükten sonra o dört dakikada, daha önce yalnızca bir kez gittiği San Francisco’daydı.

Kırmızı bir tramvaydaydı ve tramvay, daha önce ölmüş sevdikleriyle doluydu.

Annesinin açık kollarına atılmaya hazırlanırken, şok tedavisi ile hayata geri döndürüldü.

Yaşadığı deneyimi şöyle ifade etti: “Kendimi tamamen yenilenmiş, bambaşka bir insan gibi hissettim.”

Kurkas için asıl şok, iş hayatına döndüğünde ortaya çıktı.

Yöneticisi bir cuma günü öğleden sonraki toplantıda “bir haftayı daha geride bıraktıklarını” söylediğinde, “ben neredeyse bir haftayı daha atlatamayacaktım” diye ürperdi.

O anda duyguları boşaldı ve olaydan sonra ilk kez gözyaşları döktü.

Dr. Pehlivanova, bu deneyimin “nostaljik” bir yönü olduğunu belirtiyor.

“Birçok insan hayata geri dönmek istemez çünkü bu koşulsuz sevgiyi deneyimlemişlerdir ve şimdi derin yaralarla geri dönmek zorundadırlar” diyor.

“Birader, bu mübarek cuma günü içimizi kararttın” diyenleri duyabiliyorum.”

Bu konuda bir hafta sonu için pek de hoş bir konu olmadığını kabul ediyorum.

Ama ne yapalım, benim işim Oksijen için yılda 52 tane dalgalı yazılar yazmak.

Amacım, yaşadığınızı fark etmenizi

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın