Ömer Çelik: Erdoğan’ın Adaylığı Hazine Değeri

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Ömer Çelik: Erdoğan’ın Adaylığı Hazine Değeri

AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından basın mensuplarının karşısına geçen Parti Sözcüsü Ömer Çelik, önemli değerlendirmelerde bulundu. Özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin açıklamalarına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylık sürecine ilişkin olarak, “Sayın Cumhurbaşkanımızın sahip olduğu siyasi birikim ve liderlik kapasitesi, devlet ve millet hayatı için vazgeçilmez bir hazinedir. Dolayısıyla devam etmesini arzu ederiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Benim tekrar aday olma gibi bir derdim yok” diyor, CHP’ye yeni anayasa çağrısı yapıyor: Gelin el ele verelim

Çelik, yeni dönem gündeminin terörizmin olmadığı bir Türkiye olduğunu belirterek, yurtdışındaki unsurların da silah bırakması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, MİT ve TSK’nın sahadaki varlığına da dikkat çekerek, silah bırakmanın doğrulanması için gerekli mekanizmaların oluşturulacağını kaydetti.

AKP MKYK toplantısı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirildi ve toplantının ardından Ömer Çelik, gündeme dair kritik yorumlarda bulundu.

Bahçeli, Erdoğan’ın “adaylık derdim yok” ifadesini ‘adil ve hakkaniyetli’ bulmadı: Yolundan cayma hakkı yoktur

Çelik’in yaptığı açıklamalardan bazı önemli noktalar şu şekilde özetlendi:

“AK gençlik, Cumhurbaşkanımızın en kararlı destekçilerinin başında geliyor”

“Öncelikle birkaç saat önce vefat ettiği haberini aldığımız İlhan Şeşen’in ailesine başsağlığı diliyoruz. Kendisi değerli bir sanatçıydı. Allah’tan rahmet diliyoruz, mekanı cennet olsun.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, siyasi hayatımızın belki de en absürt durumlarından birine imza atarak, AK gençliğini Cumhurbaşkanımızdan farklı bir tutuma çağırmış. Ancak AK gençlik, Cumhurbaşkanımızın en kararlı takipçilerinin başında yer alıyor. AKP, her zaman sahada bulunuyor.”

‘Suriye’yi detaylı bir şekilde takip ediyoruz’

Suriye’deki gelişmeleri yakından izliyoruz. Cumhurbaşkanımızın sürekli olarak takip ettiği gibi, yaptırımlarla ilgili önemli gelişmeler yaşandı. Trump da bu bağlamda Cumhurbaşkanımızın geliştirdiği hassasiyeti bilirerek olumlu bir tutum izledi. Suriye’de siyasi bir çözüm üretmek yerine, bu zor günlerde halkının yanında olmak esastır. Tüm grupların bir arada, kardeşlik içerisinde yaşamasının sağlanması önemli bir hedef olmalıdır.

Suriye bağlamında, tüm kesimlerin bir arada kardeşçe yaşaması ve toplumsal hayat ile yönetimde temsil edilmeleri büyük bir değer taşıyor. Suriye’ye katkı sağlanarak, istikrarsızlık unsurları azaltılmalıdır. Esad’ın görevde olduğu dönemde Suriye’nin yeni bir Afganistan’a dönüşmesi tehlikesi söz konusuydu, fakat şu an bu tehditler azalmaktadır. Şu anda, bölgedeki istikrarsızlığın temel sebebinin ise İsrail’in saldırıları olduğunu görüyoruz.

Netanyahu’nun yönetimi altında uygulanan katliamcı politikalar, Suriye’ye de yayılma çabası taşımaktadır. Suriye’de yürütülen vekalet savaşlarının en büyük savunusu DEAŞ ile mücadeledir. Türkiye’nin ortaya koyduğu tezler ve Suriye yönetiminin ihtiyaçları, asıl istikrarın Suriye’nin kendi dinamikleriyle sağlanacağı gerçeğini göstermektedir.

Suriye’nin istikrarı konusunda attığımız adımları dikkatle izliyoruz ve bu desteği gelecekte de sürdüreceğiz. Dünyanın dikkatini çeken, İsrail’in yürüttüğü soykırım ve katliam siyaseti her gün yeni acılar doğurmaktadır. Bu bağlamda, İngiltere’nin İsrail ile olan ticaret müzakerelerini askıya alması önemli bir gelişmedir. ABD ve diğer dünya ülkelerinden gelen seslerin bu denli net olması da kayda değer bir durumdur. Esas önemli olan, somut adımların atılmasıdır.

“Suriye’de terör yapılanması sona ermelidir”

Devletlerin Filistin’i tanıması, politik irade açısından son derece önemli bir mesaj niteliği taşımaktadır. Uluslararası camianın ortak iradesiyle somut adımların atılması ise oldukça değerli olacaktır.

Gelecek dönemlerde Suriye’ye katkı sağlamak önemli bir hedef olacaktır. Esad’ın görevde olduğu dönemde Suriye’nin yeni bir Afganistan’a dönüşmesi tehlikesi gündemdeydi, fakat bu durumdan uzaklaşıldığını görmekteyiz.

Terör örgütünün tüm unsurları silah bırakmalı. Gündemde olan konu, terörsüz bir Türkiye’dir. Irak’ta yürütülen süreçlerde, hükümetle olan diyaloglarımız sürmektedir. Bağdat, Süleymaniye ve Erbil ile koordine olmak adına ilerleme kaydedilmektedir. MİT ve TSK, sahada kuruluşlar aracılığıyla silah bırakma sürecini doğrulama mekanizmaları oluşturmaktadır. Bunun seviyesinin teyit edilmesi ve her aşamada kontrol edilmesi sağlanacaktır. Ayrıca, Suriye’de de terör yapılanmalarının sona ermesi gerekmektedir. Bu mesele, Türkiye’nin sınırları içerisinde ve dışında çeşitli mekanizmalarla takip edilecektir.

Türkiye’nin hedefi terörsüz bir ülkedir ve bu hedeften sapılmaması önemlidir. Farklı anlayışlar ve tutumlarla yanlış değerlendirmeler yapılabilmektedir. Buna verilecek en net cevap, kararlı bir şekilde terörsüz bir Türkiye çerçevesinde ilerleme kaydetmektir. Türkiye’nin hukuk devleti ve Türkiye Yüzyılı hedefleri açısından, bu strateji oldukça kritiktir. Sahada somut olarak ortaya koyulması gereken meselelerden biridir. Bu meselenin doğrulama mekanizmalarının işlemesi, siyasi partiler açısından da süreçlerin olgunlaşmasını sağlayacak biçimde önem taşımaktadır.

“Her zaman söylediğimiz gibi adlarımız farklı olsa da soyadımız Türkiye Cumhuriyeti’dir”

Bu sürece katkıda bulunan yaklaşımlar, diyaloglar ve karşılıklı istişareler büyük sonuçlar doğurmuştur. Dolayısıyla, bu trafiği önemsiyoruz. Siyasi sabotaj ve söylemler dışında, elbette ki siyasi eleştiriler olacaktır ve bu, demokrasinin doğasıyla da örtüşmektedir. Ancak bu konularda makul cevaplarımızın olduğunu belirtmek isterim. Eleştirilerin, Türkiye’nin terörden arınmasına odaklanması gerekmektedir. Türkiye’nin milli değerlerinden ödün verilmeden, kazanımlarının kaybedilmesi endişesi taşıyan yaklaşımların önemi çok az. Devletin ve milletin nitelikleri konusunda pazarlığa girilmemelidir. Tüm vatandaşlarımızın ortak geleceği çerçevesinde terörün Türkiye gündeminden çıkartılması öncelikli hedeftir.

Vatandaşlarımız farklı kimliklerle kendilerini tanıtmakta; mezhep, dini aidiyetler gibi farklılıklardan yola çıkmaktadırlar. Ama ne olursa olsun, adlarımız değişse de soyadımız Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ülkemizin karşılaştığı meseleleri, kendi irademizle, kapasitemizle Türk, Kürt, Alevi, Sünni ve diğer tüm unsurlarla birlikteliğimizi güçlendirerek çözmeliyiz. Önümüzde daha hassas ve yoğun tartışmalara sahne olacak süreçler bulunmaktadır. Odağımızın Türkiye Yüzyılı’nda terörsüz bir Türkiye çerçevesinde olması son derece doğru bir yaklaşım olacaktır.

Cumhurbaşkanımızın siyasi kariyerine devam etmesini arzu ederiz. Demokraside halkın iradesi esastır ve Cumhurbaşkanımızın siyasi birikimi büyük bir değer taşımaktadır.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın