
Ömer Çelik’in Açıklamaları
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İstanbul İl Başkanlığı binasında yaptığı açıklamalarda gündemdeki konulara dair önemli mesajlar verdi. Çelik, öncelikle Gazze halkının Ramazan’ını kutlayarak, onlara en kalbi sevgilerini iletti. Ardından, 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleşen ve Türkiye’nin siyasi tarihindeki en karanlık dönemlerden biri olarak nitelendirilen postmodern darbenin yıl dönümüne dikkat çekti. Bu dönemi, milletin değerlerine karşı yapılan her türlü girişimin tarihin çöplüğüne atılması gereken bir dönem olarak tanımladı. Cumhurbaşkanına, bu darbenin etkilerini bertaraf eden belgede imzası bulunan bir lider olarak şükranlarını ileterek, bu imzanın demokrasi mücadelesinin bir sembolü olduğunu belirtti.
Çelik, açıklamalarına Diyarbakır’daki 12 Ağustos 2005 tarihli konuşmaya atıfta bulunarak devam etti. Bu konuşma, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkede yasakların kaldırılması ve vesayet uygulamalarının ortadan kaldırılması yönündeki iradesinin bir ifade biçimi olarak önemli bir yer tuttu. Çelik, Erdoğan’ın “Türkiye ne kadar İstanbul ve Konya ise o kadar Diyarbakır’dır” ifadesinin, ülkenin her yerinin farklı bir lezzeti olduğunu vurguladığını hatırlattı. Bu açıklamanın yanı sıra, Kürt sorununun Türkiye’nin tamamına ait bir sorun olduğuna vurgu yaptı ve bu konunun yalnızca etnik bir meseleyi aşan bir ulusal mesele olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Ömer Çelik, “terörsüz Türkiye hedefine ulaşma zamanının geldiğini” belirterek, Türkiye’nin iç cephesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu noktada, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yapılacak açıklamaların ve takip edilecek eylem planlarının önemine dikkat çekti. Çelik, ayrıca MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye’deki iç cepheyi güçlendirme çağrısının yeni bir irade ortaya koyduğunu ifade etti. Bu bağlamda, terör örgütlerinin silah bırakmasının ve kendini feshetmesinin şart olduğunu ifade ederek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “silahlarını gömsünler ve öyle terk etsinler” ifadelerini anımsattı.
Ömer Çelik, dünya genelindeki bazı siyasi akımların ve özellikle Netanyahu’nun yürüttüğü siyasetlerin dikkat çekici olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin jeopolitik gerçeklerine uygun bir kardeşlik siyaseti ortaya koyduğunu vurguladı. PKK, YPG ve PYD gibi örgütlerin terör örgütü olarak tanımlandığını ve bunların kendilerini feshetmesi gerektiğini tekrarladı. Bu ifadeler, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının etnik kimlik farklılıklarına rağmen ortak bir aidiyet duygusu beslemesi gerektiğini belirten bir bilinç oluşturdu. Çelik, “Hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti” vurgusuyla, etnik çeşitliliğin zenginliğini ve ortak kimliğin önemini öne çıkardı.
Ayrıca Çelik, “Devletin pazarlığı söz konusu değil” diyerek, medeni ilişkilerin ve uluslararası hukukun önemine değindi. Terörle mücadelede net bir duruş sergilendiğini, Türkiye’nin emperyalist emellere karşı müsaade etmeyeceğini vurguladı. Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatlarının, devletin kararlılığını ortaya koyan önemli örnekler olduğunu ifade etti.
Çelik, “Bütün güvenlik birimlerimiz Türkiye Cumhuriyeti demokrasisini ve vatandaşını korumak için mücadele etmektedir,” diyerek, güvenliğin ve barışın sağlanmasında devletin rolünün altını çizdi. Terör örgütlerine yönelik silah bırakma çağrısının, Türkiye’nin iç güvenliğine odaklanması gerektiğini belirtirken, terör
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



