
Kuşadası’nda kurulan “adalet ve dayanışma çadırı”nda, tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in Silivri’den gönderdiği mektup kamuoyuna duyuruldu.
Günel, eşi Duygu Gül Günel aracılığıyla iletilen mektubunda şunları ifade etti:
“Sevgili hemşehrilerim, mesai arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, değerli çocuklar ve destek için başka şehirlerden gelen dostlarım; hepinize selamlar. 41 gün sonra eşimle, büyük oğlum Ada’ya ikinci kez, küçük oğlum Rüzgar Ali’ye ise ilk kez sarıldım. Bu an, 23 Nisan’da gerçekleşti. Çocuk Bayramı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Ne büyük bir çelişki ve trajedi ki, millet iradesinin hiçe sayıldığı, seçilmiş kişilerin aldatıcı iftiralarla hapsedildiği bir dönemde, çocuklarımızın bayramıydı. Ancak ben, çocuklarıma sarılarak bu bayramı kutladım. Çünkü yanlış olan, bayram olarak kutlanan o büyük gün değil, cumhuriyetin ve onun temel ilkeleri olan demokrasi ile hukuk devleti ilkelerinin yok sayılmasıydı. Onlara inat, evlatlarıma daha sıkı sarıldım. Bayramınız kutlu olsun.
Hepiniz Cumhuriyet’e sıkı sıkı sarılın, adaletsizliğe alışmayın, yalana ve yoksulluğa alışmayın; çünkü alışmak en tehlikeli uyuşturucudur. Silivri’de her gün 6 gazete okuyorum, haberleri takip ediyorum. Ülkemin adaletle olan sınavına sizler gibi tanıklık ediyorum. Kuralların doğru bir şekilde uygulanmadığı, siyasilerin ve onların destekçilerinin kuralları adamına göre uyguladığı bir ülkede adaletin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Adalete güvenin olmadığı bir ülkede, ekonomik refahtan söz edemeyiz.
“GELİNEN BU DÜZENDE SİZ DIŞARIDA BİZ İÇERİDE TUTSAĞIZ”
Silivri’de bile 20 bin TL’ye zor geçinebiliyorsunuz. Isınma ücretsiz, kira yok, su ücretsiz. Ulaşım maliyeti yok; zira 4 duvar arasında yaşıyoruz. Sosyalleşme imkanı yok, kimseye bir şey ısmarlayamıyorum. İnternet yok, dolayısıyla maliyet sıfır. İki takım kıyafet yeterli, fazlasına ihtiyaç yok. Kitaplara para vermiyorum, dostlar sağ olsun. Bir de kütüphane var. Haftalık harcama limiti 5 bin TL, bu da aylık toplamda 20 bin TL yapıyor; tam da ucu ucuna yetiyor. Peki, 20 bin TL emekli maaşı alan Kuşadalı hemşehrilerim ne yapıyor? Gelinen bu düzende siz dışarıda, biz içeride tutsağız. Neden tutsağız? Sosyal belediyecilik hizmetlerimizle sizlerin yoksulluğunu paylaştığımız için. İyilik yaptık, iyi olduk diye. Kim rahatsız oldu; başta Aydın’daki kötü ve onun destekçileri.
Bizi tutsak ettiniz ama milletle olan gönül bağımızı koparabildiniz mi? Hayır. Peki, yüzde 17 ile sizin milletle gönül bağınız kaldı mı? Hayır. Yüzde 17’nin faturasını yanındaki vicdansıza kesmişsin, komiksin. O bedeli sen ve destekçilerin millet vicdanında, Allah katında ödeyeceksiniz. Kıymetli dostlar; aklını Aydın’daki kötüye kiraya vermiş olanlar bilsinler ki, kıymetleri olmayacak. Makam ve mevki peşinde haksızlık ve hukuksuzluğun aparatı olanlar, ne o kötü tarafından ne de milletçe hatırlanacak. Çakma anket firmalarına anket yaptırıp, ‘yıkılmadım ayaktayım’ diye bağıran kötü; hadi Türkiye’nin en itibarlı 3 firmasına anket yaptıralım. Sen para vermeyi sevmezsin, almayı seversin; parasını da biz verelim. Var mısın? Sonuçlarına yüreğin yeter mi? Sende yürek var mı, yoksa hepsi mide mi?
“SİZLERİN KARARLIĞI VE İNANCI KARŞISINDA KARANLIKLAR DAĞILACAK”
Milletin çoğunluk oylarını alan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel iftiralarla tutuklanırken, Eşme Belediye Başkanı’nın polis başına basıyor, Aydın’daki kötü müteahhit Aziz İhsan Aktaş’ın tüm adli kontrolleri kaldırılıyor, Aydın’daki kötü beraat ediyor ve etrafa utanmadan ayar veriyor. Kahramanmaraş’ta çocuklarımız silahla katlediliyor, Balıkesir Kepsut İlçe Milli Eğitim Müdürü elinde silahla paylaşım yapıyor ve ‘hazır olmalıyız’ diyor. Bir eğitimci silahla neye hazır olacak? Çıplak bedenlerine ‘açız, çıplağız’ yazarak alın terlerinin karşılığını isteyen madenciler gözaltına alınıyor. Kenti korumakla, halka sahip çıkmakla görevli devletin valisi, Gülistan’ı öldürüp yok etmekle tutuklanıyor. Vay ülkem vay. Vay hukuk vay.
Bu arada, hukuk devleti ilkesinin çiğnendiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı, hakim teminatı ilkesinin korunmadığı bir ülkede yargının üçüncü ayağı savunma mesleğinin temsilcileri ortalarda yok. 42 günde Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nı 2 kez haberlerde gördüm; Anıtkabir ziyareti ve Akbelen direnişçisi Esma Işık ziyareti. Neredesin Sayın Barolar Birliği Başkanım, neredesiniz 81 il baro başkanları? Şimdi konuşmayacaksınız da, milletin önüne çıkmayacaksınız da ne zaman çıkacaksınız? Anıtkabir’deki deftere ‘yurttaşlarımızı hak arayışında asla yalnız bırakmayarak, mücadeleyi sürdüreceğiz’ diye yazmışsınız. Sözü yazdınız, peki eylem?
Kıymetli dostlar; elbet bugünler geçecek, milletin, sizlerin kararlılığı ve inancı karşısında karanlıklar dağılacak. Ama dostlarımızın sessizliğini de unutmayacağız. Umut ve inancınızı kaybetmeyin. Çünkü küçük bir umuttan daha güçlü bir şey yoktur. Özgürlükte ve emekte buluşmak umuduyla.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



