
ABD Başkanı Trump, dün sabaha karşı Gazze Barışı’nın ilk aşaması için bir anlaşmaya varıldığını duyurduğu sırada kafamda bir soru belirdi:
Bu anlaşma nasıl gerçekleşti?
İkinci ve üçüncü aşamaların güvenliği ne düzeyde sağlanacak…
Gazetecilik merakı, bu müzakerelerin detaylarını öğrenme isteğiyle beni sarhoş etmişti.
İki tarafın kanlı temsilcileri Şarm el Şeyh’te
Bir düşünün…
İsrail ile Hamas arasındaki çatışma oldukça derin.
İsrail, Hamas yetkilileriyle aynı odada asla bir araya gelmez.
Onlar için Hamas’ın bir üst düzey yöneticisi, “her an takip edilip öldürülmesi gereken birisidir”…
Peki, bu iki taraf nasıl bir araya gelip barış görüşmeleri yapacak?
Şarm el Şeyh’e gitmedim ama detayları araştırdım.
7 Ekim’i planlayan ve 67 bin Gazzeli’nin ölüm emrini verenler orada
Üstelik, iki tarafın en sert temsilcileri de orada bulunuyordu.
Örneğin, Halil El Hayya…
7 Ekim saldırısını planlayan kadroda yer aldığı iddia ediliyor.
Bir diğer isim, Zaher Jabarin…
İsrail’de 14 yıl hapis yatmış eski bir militan.
Filistin’in Batı Şeria’daki mali yapılanmasından sorumlu.
İsrail tarafında ise, 67 bin insanı öldürme ve Gazze’yi yerle bir etme emrini veren Netanyahu’nun en yakınındaki kişi var.
Başdanışmanı Ron Dermer, güvenlik odaklı bir karakter olarak dikkat çekiyor.
Şarm el-Şeyh’teki “GIS” merkezinde buluşan dört istihbaratçı
Mısır’ın Kızıl Deniz kıyısındaki Şarm El-Şeyh şehrinde bu kişiler nasıl bir araya geldi?
Yapılan araştırmalar, bu anlaşmanın esasen siyasilerden ziyade dört istihbaratçı tarafından sağlandığını gösteriyor.
Çünkü Netanyahu’yu ikna etme görevi Trump’a, Hamas’ı ikna etme görevi ise Müslüman tarafına aitti.
Arabuluculuğun ev sahipliğini Mısır üstlendi.
Görüşmeler, Şarm El-Şeyh’te Mısır İstihbarat Servisi “GIS”inin merkezinde gerçekleştirildi.
Mısır müzakerelerindeki Hamas delegeleri
Dört istihbaratçının kimler olduğu
Koordinatörlük görevini Mısır İstihbarat Servisi Başkanı Abbas Kâmil yürütüyordu.
Katar adına Muhammed el-Emadi katılım sağladı.
Görünüşte bir istihbaratçı değil, resmi unvanı Katar’ın “Filistin Büyükelçisi…”
Ancak gayri resmi olarak daha fazlasını temsil ediyor.
Hem Filistinlilere hem de İsraillilere açık iletişim kanalları mevcut.
Bu nedenle, konunun en iyi bilen isimlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Şarm el-Şeyh müzakerelerinde ise daha çok Gazze’nin savaş sonrası inşası ve organizasyonu masaya yatırıldı.
Türkiye adına son iki günde MİT Başkanı İbrahim Kalın da müzakerelere dahil oldu.
İsrail istihbaratı adına Mossad ve Şimbet’ten kimlerin katıldığı henüz bilinmiyor.
Karşılaşmadan önce “Go between” müzakereleri
İsrail ve Hamas müzakerecileri asla bir araya gelmedi.
Her iki taraf, GIS Merkezindeki yetkililerle ayrı ayrı görüşmeler yaptı.
Mesajlar güvenilir aracılar aracılığıyla iletildi.
Bu durum, anlaşmanın siyasilerden ziyade “Orta Doğu’nun istihbaratçıları” tarafından sağlandığını gösteriyor.
Savaşın en kötü günlerinde bile Türkiye, Mısır, Katar ve İsrail’in istihbarat birimlerinin liderleri arasındaki iletişim kesintisiz devam etti.
Tel Aviv’de rehine yakınları barışı kutluyor.
İki taraf arasındaki bayram havası neyi işaret ediyor?
Dün sabah itibarıyla Gazze ve İsrail’den gelen görüntüleri izledim.
Her iki taraf da büyük bir bayram havasında.
Bu durum, Gazze halkının Hamas yönetiminden, İsrail halkının ise Netanyahu yönetiminden bıktığını açıkça ortaya koyuyor.
İki tarafın memnuniyetsiz kesimleri ise azınlıkta kalan fanatik gruplar.
Bu savaşın Kudüs meselesine bağlanmasını isteyen dini fanatikler her iki taraf için de mevcut.
Gazze’de ateşkes kutlanıyor.
Kanada Başbakanı Türkiye’ye neden teşekkür etti?
Peki Türkiye’nin bu ateşkesteki rolü neydi?
Dün New York Times’ın sabah yayımlanan haberine baktım.
Trump’ın rolü detaylandırılırken, bölgede sadece Katar ve Mısır’ın etkisine vurgu yapılıyordu.
Aynı gazetede yer alan başka bir haberde ise Kanada Başbakanı’nın Trump, Mısır ve Katar’ın yanı sıra Türkiye’ye de teşekkür ettiği belirtiliyor.
Trump da Türkiye’ye teşekkür edenler arasında yer alıyor.
Bu durum, Türkiye’nin rolünün küçümsenmeyecek kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Hamas’ın iknasında Türkiye’nin etkisi neydi?
Türkiye’nin bu barış anlaşmasında belirleyici bir rol oynadığı görüşündeyim.
Hatta Hamas’ın ikna edilmesinde en büyük katkıyı Türkiye’nin sağladığını söyleyebilirim.
İsrail ile ilişkilerin bu kadar gergin olmasına rağmen, Türkiye’nin devreye girmesi beni şaşırttı.
Bu durum, gelecekteki Türkiye-İsrail ilişkileri açısından olumlu bir işaret olarak değerlendirilebilir.
Kamuoyundaki belagat Sumud filosuna katılmadı
Türkiye’nin bu anlaşmadaki dezavantajı, İsrail ile ilişkilerini gereğinden fazla ağır bir belagatla sınırlamasıydı.
İsrail’de bazı yetkililerin buna sert bir şekilde karşılık vermesi, ilişkilerde toksik bir etki yaratmış durumda.
Öte yandan, Cumhurbaşkanı’nın uluslararası düzeyde “Hamas terör örgütü değildir” tezini savunması, onu Hamas’ın gözünde etkili bir kon
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!
Yeni Bir Yorum Bırakın
İlginizi Çekebilecek Diğer Bloglar
Gündem HaberleriBaşkan Aşgın, Muhtarlarla Mahalle Hizmetlerini Değerlendirdi
Gündem HaberleriBaşkan Sami Er: “Malatya’yı Spor, Kültür ve Eğitimde Öne Çıkan Bir Şehir Yapacağız”
Gündem Haberleri63. Antalya Altın Portakal Film Festivali “DAİMA” Temasıyla Başlıyor
Gündem Haberleri