
İSTANBUL (İGFA) – Türkiye’nin ekonomisinde önemli bir yer tutan otomotiv sektörü, sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünü sürdürüyor. Düşük emisyonlu üretim süreçleri, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve ürün yaşam döngüsü yönetimi, sektörün yeniden şekillenmesinde belirleyici unsurlar haline geliyor.
Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, otomotiv sektöründeki sürdürülebilirliğin stratejik önemine vurgu yaparak, “Otomotiv sektörü, Türkiye için yaklaşık 40 milyar ABD doları ihracat hacmiyle kritik bir rol oynuyor. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilirlik artık bir seçenek olmaktan çıkmış; ihracatın sürekliliği ve rekabet gücü açısından bir zorunluluk haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
Elektrikli araçlara geçiş süreciyle birlikte batarya sistemleri ve kritik hammaddelerde ithal girdi oranlarının arttığını belirten Atacan, bu durumun jeopolitik gelişmelerle birleştiğinde sektörde yeni kırılganlık alanları ortaya çıkardığını ifade etti.
Özellikle batarya hammaddelerine erişimin, gelecekte stratejik bir hazırlık dönemi olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Avrupa Birliği’nin düşük emisyon, karbon ayak izi, geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı ve ürün yaşam döngüsü performansı konularında giderek sıkılaşan düzenlemeler uyguladığını hatırlatan Atacan, bu sürecin firmalar tarafından bir geçiş dönemi değil, hazırlık süreci olarak algılanması gerektiğini vurguladı.
YERLİ TEDARİK VE BATARYA YATIRIMLARI ÖNE ÇIKIYOR
Uzmanlar, otomotiv sektöründe yerli ve bölgesel tedarik kapasitesinin güçlendirilmesi, batarya üretimi ve batarya bileşenlerine yönelik yatırımların artırılması ile karbon ayak izinin ölçülmesi ve azaltılmasına yönelik çalışmaların, firmalar için rekabet avantajı sağlayan temel unsurlar arasında yer alacağını öngörüyor.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



