Özbekistan: Türk Dünyasının Yükselen Gücü!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Özbekistan: Türk Dünyasının Yükselen Gücü!

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Özbekistan’ın bağımsızlığının 35. yılı münasebetiyle Taşkent’te bir dizi temas gerçekleştirdi. Özbekistan Cumhurbaşkanlığının davetiyle düzenlenen kutlama etkinliklerine katılan Ersoy, Âli Meclis Başkanı Nuriddin İsmoilov ile bir araya gelerek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kutlama mesajını iletti.

Ersoy, ziyaretinin ardından sosyal medya üzerinden detaylı bir değerlendirme yaptı. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev liderliğinde gerçekleştirilen reformlar ve “Üçüncü Rönesans” vizyonuna vurgu yapan Ersoy, Özbekistan’ın genç nüfusu ve ekonomik potansiyeli ile Türk dünyasının önemli güçlerinden biri haline geldiğini ifade etti. Türkiye ile Özbekistan arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin daha da güçlendirilmesinin, ortak gelecek açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.

Ersoy, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

​ÖZBEKİSTAN’IN ÜÇÜNCÜ RÖNESANSI: BAĞIMSIZLIKTAN TÜRK DÜNYASININ YÜKSELEN GÜCÜNE

Özbekistan, bağımsızlığının 35. yılına yaklaşırken, bin yılı aşan devlet ve medeniyet geleneği ile çağdaş dünyada dikkat çekici bir temsilci konumundadır. Son yıllarda Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in liderliğinde gerçekleştirilen reformlar, ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümünü hızlandırarak Özbekistan’ı Türk dünyasının yükselen merkezlerinden biri haline getirmiştir. Bu büyük potansiyeli, 100 milyar dolarlık yatırımla inşa edilen Yeni Taşkent şehri gibi önemli projelerle daha da ileri taşımaktadır.

​Bugün Özbekistan’da en çok konuşulan kavramlardan biri “Üçüncü Rönesans”tır. Bu kavram, tarihsel hafızanın yeniden canlandırılmasını, devletin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesini ve gelecek nesillerin daha refah içinde yaşaması için oluşturulan uzun vadeli vizyonu simgeler. Özbekistan’ın tarihsel gelişimine bakıldığında, bu vizyonun sağlam bir geçmişe dayandığı görülmektedir. Birinci Rönesans dönemi, 9. ve 11. yüzyıllar arasında Türk-İslam medeniyetinin en parlak dönemlerinden birini temsil etmektedir.

Semerkand, Buhara ve Harezm gibi bölgelerde yetişen Farabi, Biruni, İbn Sina ve Maturidi gibi önemli bilim insanları, sadece bölgenin değil, insanlık tarihinin ortak düşünce ve bilim mirasına yön vermiştir. İkinci Rönesans ise Emir Timur ve Timurîler döneminde yaşanmıştır. Semerkand’ın dünya çapında önemli bir bilim ve kültür merkezi haline geldiği bu dönemde, devlet yönetimi, bilim, sanat ve şehircilik alanlarında ortaya konan eserler günümüzde hala hayranlık uyandırmaktadır. Günümüzde Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev tarafından ortaya konan Üçüncü Rönesans hedefi, bu iki büyük tarihsel yükseliş döneminin çağdaş dünyadaki devamı olarak değerlendirilmektedir. Ülke, tarihi ve kültürel mirasını kapsayıcı yenileme çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu kapsamda tamamlanan ve ihya edilen İmam Buhari Külliyesi, Türk-İslam medeniyeti için sağlanan en büyük katkılardan biri olmuştur.

Mirziyoyev yönetimi, yalnızca ekonomik reformlara odaklanmakla kalmamış, aynı zamanda milli kimliğin güçlendirilmesi, kültürel mirasın korunması, aile yapısının desteklenmesi ve mahalle kültürünün yaşatılması gibi toplumun temel dinamiklerini de kalkınma sürecinin merkezine yerleştirmiştir. Özbekistan’ın en büyük avantajlarından biri, genç nüfusudur. Resmi verilere göre, nüfusun yaklaşık yüzde 60’ını gençler oluşturmaktadır. Bu durum, ülkeye önemli bir dinamizm kazandırırken eğitim, istihdam ve insan kaynağı planlaması açısından da sorumluluklar yüklemektedir.

2050 yılına doğru Özbekistan nüfusunun 50 milyona yaklaşması beklenmektedir. Bu, ülkeyi Türk dünyasının en büyük insan kaynağı merkezlerinden biri haline getirecektir. Ancak genç nüfusun tek başına bir avantaj olarak görülmesi yeterli değildir. Önemli olan, bu nüfusun nitelikli eğitimle desteklenmesi ve küresel rekabet ortamında etkin bir şekilde yetiştirilmesidir. Şu anda milyonlarca Özbek vatandaşı, Rusya başta olmak üzere farklı ülkelerde çalışmaktadır. Yurt dışındaki Özbek işçilerinin ülkeye gönderdiği döviz miktarı yıllık milyarlarca dolara ulaşmaktadır. Bu gelirler ekonomiye önemli katkılar sağlasa da uzun vadeli hedef, Özbek gençlerinin yalnızca emek gücü ihraç eden bireyler olarak değil; bilim insanı, mühendis, akademisyen, girişimci ve teknoloji üreticisi olarak dünya sahnesinde yer almasıdır.

Bu noktada, Kanada, Almanya, Türkiye ve Rusya gibi ülkelerde yaşayan Özbek gençlerinin başarı hikâyeleri dikkat çekmektedir. Geleceğin hedefi, Özbek vatandaşlarının yurt dışında bilgi, teknoloji ve yenilik üretme kapasiteleriyle öne çıkmalarıdır. Zira günümüzde ülkelerin gücü, nüfus büyüklüğünden ziyade yetişmiş insan kaynağıyla ölçülmektedir.

Özbekistan’ın son yıllardaki yükselişi yalnızca kendi sınırları içinde değerlendirilemez. Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesiyle birlikte, Özbekistan Türk dünyasının siyasi, ekonomik ve kültürel bütünleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Tarih boyunca Türk medeniyetinin önemli merkezlerinden biri olan bu ülke, bugün de ortak Türk geleceğinin şekillenmesinde belirleyici bir aktör konumundadır.

Bu süreçte Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin güçlenmesi adına Özbekistan’ın Ankara Büyükelçisi İlhom Haydarov’un gösterdiği çaba ve gayretler de takdir edilmelidir. İki ülke arasındaki dostluk çerçevesinde daha güçlü bağlar kurmak amacıyla yapılan ve yapılacak yatırımlar, kardeşlik ilişkisini ekonomik bir güç birliğine dönüştürmek açısından kritik öneme sahiptir.

Özbekistan’da oluşan bu büyük potansiyel karşısında Türk iş dünyasının daha fazla inisiyatif alması gerekmektedir. Türkiye’nin bu coğrafyayı daha yakından takip ederek, dinamik, cesur ve teşvik edici politikalarla bu tarihi fırsatı en iyi şekilde değerlendirmesi, ortak geleceğimiz açısından stratejik bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. ​

Özbekistan’ın başarısı; Türk dünyasının ortak başarısı, Özbekistan’ın istikrarı ise Türk dünyasının ortak istikrarı olarak değerlendirilmelidir. Semerkand, Buhara ve Türkistan coğrafyasının taşıdığı tarihsel miras yalnızca Özbek halkına ait değil, tüm Türk milletine ait ortak bir medeniyet hazinesidir. Özbekistan, bağımsızlığının 35. yılında tarihi mirasını geleceğe taşıyan, genç nüfusuna yatırım yapan, milli değerlerini korurken modernleşmeyi hedefleyen ve Türk dünyasının ortak geleceğine yön veren bir devlet görünümündedir. Şevket Mirziyoyev liderliğinde şekillenen Üçüncü Rönesans vizyonu, Özbekistan’ın önümüzdeki yıllarda bölgesel bir güçten küresel ölçekte etkili bir aktöre dönüşmesinin temelini oluşturmaktadır. Bu süreç, yalnızca Özbekistan için değil, ortak tarih ve kader birliğine sahip tüm Türk dünyası için umut verici bir gelişmedir.

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın