
Haber: Esma TURAN
(MUĞLA) – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Muğla’da Akbelen Ormanı etrafındaki 679 parselin kömür madeni için acele kamulaştırılmasına itiraz eden köylüleri ziyaret etti. Özdağ, “Bu mücadele yalnızca Akbelen mücadelesi değil, aynı zamanda Türk vatanını savunma mücadelesidir. Vatan sadece madenden ibaret değildir” ifadelerini kullandı.
Özdağ ve beraberindeki heyet, Milas’ta acele kamulaştırmaya karşı direniş gösteren Muhtar Esra Işık ve köylülerle nöbet alanında bir araya geldi.
Burada yaptığı konuşmada Özdağ, “Bu bölgenin, AKP hükümetinin maden şirketleri aracılığıyla Türk vatanını 19. yüzyıldaki Avrupalıların Afrika’da uyguladığı yöntemlerle sömürmesine karşı bir direniş sembolü haline gelmesi gerekiyor. Akbelen’deki direniş, yalnızca Akbelen için değil, Türk halkının iktidara karşı vatanını, toprağını, ormanını ve çevresini koruma mücadelesinin bir simgesi olacaktır. Bu direniş, tarihte böyle anılacaktır. Türkiye’nin farklı bölgelerinde çevre mücadelesi verilmekte. Erzincan İliç, Kayseri Develi, Ordu, Artvin, Giresun bu mücadelelerin verildiği yerlerden sadece birkaçı. Ancak Akbelen’deki direniş, tüm bu mücadelelere hem ilham kaynağı hem de güç kaynağı olmaktadır. Bu nedenle Akbelen, hepsinin sembolü haline gelmiştir.” şeklinde konuştu.
Özdağ, bu mücadelenin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, seçimlerden sonra TBMM’de gerekli yasal düzenlemelerin yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca, bu mücadelenin Türk vatanını koruma mücadelesi olduğunu yineleyerek, “Vatan sadece madenden ibaret değil” dedi. Zafer Partisi’nin, Türkiye’nin hukuk devletine ve parlamenter demokrasiye dönüşü savunan bir siyasi parti olduğunu belirten Özdağ, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Önemli olanın çevre ve sanayileşme politikalarının, Anayasa Mahkemesi’ne iptal kararları vermeyecek şekilde oluşturulması olduğunu ifade etti.
Özdağ, “Zamanı geldiğinde defterler açılır ve hukuk önünde sorular sorulur” diyerek, yargının araçsallaştırıldığı bir dönemden geçildiğini ifade etti. Anayasa’nın 10. maddesinin rafa kaldırıldığını belirten Özdağ, birçok insanın hükümet politikalarına muhalefet ettikleri için bedel ödediğini dile getirdi.
Akbelen direnişi sebebiyle tutuklanan Esra Işık’ın da bu bedeli ödediğini vurgulayan Özdağ, sözlerine şöyle devam etti: “Bahsettiğiniz şirketlerin yalnızca Akbelen’de değil, Muğla’da ve tüm Türkiye’de nasıl ihaleler aldıkları ve vergi afları sağladıkları, kamuoyunun gözleri önünde gerçekleşiyor. Türkiye’deki ihalelerin büyük bir kısmını sadece beş şirket almakta ve bu şirketler vergilerin az bir kısmını ödemekte. Akbelen’e geldikten sonra, Ankara’da Limak’ın enerji şirketi önünde de bir basın açıklaması yapmıştım. Hukuksuzlukların ortadan kaldırılması, iktidar değiştiğinde mümkün olmayacak. Biz bunları kaydediyoruz. Bağımsız yargı tüm sorunları soruşturacak, Sayıştay harcamaları denetleyecek ve mahkemeler ile MASAK her dosyayı inceleyecek. Zannediyorlar ki bu hukuksuzluklar bazılarına kalacak. Hayır, Türkiye muz cumhuriyeti değil. Bizim dört bin yıllık bir devlet geleneğimiz var. Türk devleti asla unutmaz. Zamanı geldiğinde defterler açılır ve hukuk önünde sorular sorulur, yanıtlar da alınır.”
Muhtar Nejla Işık ise şunları aktardı:
“Kızım Esra Işık bir mektup yayınladı. Bu mektupta, ‘Anayasa Mahkemesi’ne açılmış bir dava var. Muhalif partilerin ve muhalif milletvekillerinin yürütmeyi durdurma talebi var. Benim gözüm kulağım hâlâ bu Anayasa Mahkemesi’nde’ diyordu. Aklı burada, yüreği burada. Orada dimdik duruyor, bunu belirtmek istiyorum. Herkese selamı var. Seçimden bahsediyorsunuz ama bizim seçime kadar vaktimiz yok. Her şey çok aceleye getiriliyor. Bir gecede, 10 Ocak’ta, 680 parsel için acele kamulaştırma kararı alındı. Bu süreçte evimiz de var. Mülksüzleştirme ve yerinden edilme durumu söz konusu. Köylülerimiz, bu durumu bir değil, iki veya üç kez yaşayacaklar. Biz de bu mücadelede varız. Hayvanlarımızla, evimizle, yurdumuzla, zeytinimizle, tarımımızla, su kaynaklarımızla her şeyimiz tehlikede. Milletvekillerimizden ve siyasi partilerden bunun karşısında durmalarını istiyoruz. 15-20 gün, belki bir ay sonra, çok hızlı ilerliyor, istemiyoruz dememize rağmen bizi buradan söküp atacaklar. O zaman yalnız kalmayı istemiyoruz.”
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



