Özgür Özel: ’19 Mart Darbesi, Demokrasiye Saldırı’

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Özgür Özel: ’19 Mart Darbesi, Demokrasiye Saldırı’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Berlin’de düzenlenen Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Kongresi’nde yaptığı konuşmada, 19 Mart’tan itibaren Türkiye’de yaşanan olayları darbe olarak tanımladıklarını ifade etti. Özel, bu süreci, Türkiye siyasi tarihindeki en ciddi demokrasi saldırılarından biri olarak değerlendirdi.

Özgür Özel ve beraberindeki CHP heyeti, SPD’nin Kongresi’ne katılmak üzere Almanya’nın başkenti Berlin’e gitti. Heyette, Dış İşleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, Dış Politika Koordinatörü İlhan Uzgel ve eski genel sekreter yardımcısı Şule Erten Bucak da yer aldı.

“İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK” DÖVİZLERİ

Kongre’nin ikinci gününde, eski Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un açılış konuşmasından sonra CHP Lideri Özgür Özel, SPD Eş Genel Başkanı Lars Klingbeil tarafından kürsüye davet edildi. Klingbeil, Özel’i davet ederken, “Kardeş partimiz CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel bizimle. Geçen kongremizde de bizimle beraberdi ve konuşma yaptı. Biz Türkiye’de deprem olunca Türkiye’ye gittik. Sonra CHP ile ilişkilerimizi daha da geliştirmek için bir mutabakat metni imzaladık. O gittiğimizde Ekrem İmamoğlu ile de görüştüğümüzde, kendisi bana ‘Hakkımda birçok dava var. Beni hapse atabilirler’ demişti” şeklinde konuştu.

Özel kürsüye çıkarken katılımcılar, “Free İmamoğlu (İmamoğlu’na Özgürlük)” dövizlerini havaya kaldırdı. Özel’in SPD Kongresi’nde Almanca olarak yaptığı konuşma ise şöyle oldu:

“Kardeş partimiz SPD’nin kongresinde, yoldaşlarımıza ikinci kez seslenmekten mutluluk duyuyorum. Sizleri; sevgi, saygı ve dayanışma duygularımla selamlıyorum. Dün SPD eş genel başkanları olarak seçilen sevgili yoldaşlarım, Lars ve Barbel’i tebrik ediyorum. Genel Başkan seçildiğim Kasım 2023’teki kurultayımızdan bir ay sonra, Aralık 2023’te yine bu salonda sizlere hitap etmiştim. Aradan geçen sürede, partim CHP ile SPD arasında yeni ve güçlü ilişkiler kurmuş olmaktan memnuniyet duyuyorum. 30 Ekim 2024’te imzaladığımız mutabakat metni, bu iş birliğimizin somutlaşmış halidir. Bu iş birliğinin artarak devam etmesini diliyorum.”

“PARTİMİZİN YÜKSELİŞİ İKTİDARI PANİKLETTİ”

Aralık 2023’te buradaki konuşmamda, partimiz CHP’deki değişimden bahsetmiştim. Partimizin bu değişim talebi, söylemde kalmadı. Partimiz, Mart 2024 yerel seçimlerinde, 47 yıl aradan sonra Türkiye’nin birinci partisi olmayı başardı. Türkiye’nin yedi bölgesinde, nüfusun yüzde 65’ini, ekonomik büyüklüğün yüzde 80’ini kapsayan belediyeleri yönetme yetkisi elde etti. O günden bu yana yapılan tüm anketlerde partimiz, açık ara Türkiye’nin birinci partisi olmaya devam ediyor. Ancak, partimizin yükselişi, ülkemizdeki iktidarı büyük bir paniğe sevk etti. Bu nedenle, iktidar, geçtiğimiz ekim ayından itibaren hem partimize hem de toplumsal muhalefete yönelik baskı ve saldırılarını artırdı.

“EN AĞIR SALDIRILARDAN BİRİ”

Bu saldırıların en son aşaması, demokrasimizi ve halk iradesini hedef alan 19 Mart Darbesi’dir. 18 Mart’ta, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli olan 31 yıllık üniversite diploması iptal edildi. 19 Mart sabahı, yüzlerce polis tarafından gözaltına alındı. 15 buçuk milyon yurttaşımızın oyuyla cumhurbaşkanı adayı olarak belirlendiği gün tutuklandı. Bugün, Ekrem İmamoğlu dışında 10 belediye başkanımız, bürokratlarımız, gazeteciler, avukatlar ve sivil toplum temsilcileri hapse atılmış durumda. Siyasi tarihimizde, demokrasiye yönelik en ağır saldırılardan birinin yaşandığını görüyoruz.

“ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Ancak, on milyonlarca yurttaşımız bu baskılara rağmen demokrasiye ve iradesine sahip çıkmaktadır. 19 Mart’tan bu yana İstanbul’un ilçelerinde ve diğer illerimizde toplamda 29 miting gerçekleştirdik. Halkımızla birlikte haksızlıklara karşı her çarşamba ve hafta sonu tepki göstermeye devam ediyoruz ve asla vazgeçmeyeceğiz. Mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Türkiye’deki siyasal rejim daha da otoriterleşirken, kardeş partimiz SPD’nin bizlerle gösterdiği dayanışmayı çok değerli buluyoruz ve bunun için teşekkür ederiz. Bu dayanışma, yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokrasiye en güçlü şekilde sahip çıkan on milyonlarca yurttaşla demokrasi dayanışmasıdır.

“Umutluyuz çünkü gençlerimiz, işçilerimiz, emeklilerimiz, kadınlarımız sokakta ve direnmektedir.”

Bu zor koşullarda bile umutluyuz çünkü hem haklıyız hem de güçlüyüz. Umutluyuz çünkü artık Türkiye’deki demokratik güçler yükseliştedir ve bunun liderliğini de partimiz yapmaktadır. Halkımız, demokrasi talebini daha yüksek sesle dile getirmektedir. Gençlerimiz, işçilerimiz, emeklilerimiz ve kadınlarımız iktidarın yıldırma ve korkutma pratiklerine rağmen sokakta ve direnmektedir.

“AB’YE TAM ÜYE OLMAYI HEDEFLİYORUZ”

Parti olarak Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olmayı hedefliyoruz. Amacımız; Türkiye’nin demokratik, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayanan, istikrarlı, kalkınmış ve gelirin adil dağıtıldığı bir ülke olmasıdır. Ülkemizi Almanya’nın yakın bir dostu, ortağı, müttefiki ve Avrupa ailesinin bir parçası olarak görüyoruz. Türkiye, dinamik bir ülke konumundadır. Ülkemizde önemli toplumsal ve siyasal değişimler yaşanmaktadır. Türk halkı, özellikle genç kitleler, değişim ve demokrasi talebini daha yüksek sesle dile getirmektedir. Partimiz, enerjik muhalefetiyle halkımıza umut vermektedir. Mevcut siyasal iktidar, Türkiye’de yükselen değişim dinamiğine karşı kendi varlığını korumaya çalışırken, partimiz yenilenmiş liderliğiyle ve gençlerle Türkiye’nin geleceğini temsil etmektedir.

Dünya, bir belirsizlik sürecinden geçiyor. Demokrasi her yerde saldırı altında. Jeopolitik gerilimler artıyor, bölgesel çatışmalar devam ediyor. Ülkemizin çevresi adeta ateş çemberi haline gelmiş durumda. Gazze’de devam eden katliamlar ve Kuzeyimizde Ukrayna’da yaşanan kanlı çatışmalar, bölgenin güvenliği için büyük bir tehdit oluşturuyor. Tüm tarafları sağduyulu davranmaya davet ederken, kalıcı bir ateşkes ve barış ortamı talep ediyoruz. Uluslararası hukuka aykırı müdahalelerin bir daha tekrarlanmamasını diliyoruz.

Avrupa’nın güvenlik kaygılarını paylaşıyoruz. Avrupa’nın güvenli olması için Türkiye’nin bir demokrasi ve hukuk devleti olarak güçlenmesi gereklidir. Çünkü Türkiye’nin demokratik olması, Avrupa’nın demokratik kesimlerini de güçlendirecektir. Türkiye-AB ilişkilerinde demokrasi yerine sığınmacı pazarlığı ve kısa vadeli ekonomik çıkarların tercih edilmesi, her iki taraf için de en kötü tercih olacaktır. Türk halkı, demokrasiye olan bağlılığ

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın