Özgür Özel: Ekonomik Kriz ve İktidar Eleştirisi

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Özgür Özel: Ekonomik Kriz ve İktidar Eleştirisi

iahaber Haber Merkezi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.

Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Genel başkanlarımızla parti siyaseti yapmaya gitmedik. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin ardından, keyfiliğin arttığı ve kurumların göz ardı edildiği bir dönem yaşadık. Meclis’in dahi sesi kısılmış durumda. Hem politik hem de ekonomik alanda büyük bir gerileme yaşadık.”

“Yanlış ekonomi ve faiz politikaları yüzünden ekonomi zayıfladı. Merkez Bankası başkanları, kimseye hesap verme kaygısı taşımadığı için görevden alındı. Ancak bunun bedelini her zaman millet ödüyor.”

“Tek haneli olması gereken enflasyon oranımız, yüzde 80’lerden dönmek zorunda kaldı. Yabancı yatırımcılar ülkeye gelmezken, yerleşik olanlar bile paralarını dışarı çıkarmaya çalıştı. Dünya devleri, yatırımlarını Balkan ülkelerine kaydırdı. En son 19 Mart 2025’te gerçekleşen sivil darbe ile 60 milyar dolarlık bir kayıp yaşandı ve yabancı yatırımcılar ülkeyi terk etti. Bu iktidar, halkın ekmeğini küçülten bir yönetimdir.”

“Eskiden ekonomik krizler yıllara göre anılırdı; ancak şimdi bir yılı yok, çünkü kriz sürekli devam ediyor. Kronik bir çoklu kriz ortamıyla karşı karşıyayız. İran savaşı gibi meselelerde de hazırlıksız kaldık. Yoksulluk, yüksek enflasyon, işsizlik ve gelir adaletsizliği gibi konularda Avrupa’nın en kötü durumundayız. Hukuk alanında da adaletsizlikle muhatabız. Bu yönetim, 19 Mart darbesinin yarattığı derin sorunlarla yüzleşmekten kaçıyor; ancak bunu dünya genelinde gizleyemiyor. Mehmet Şimşek, 1 Mart’ta yaptığı sunumda 19 Mart’ı çoklu şoklar dönemi olarak nitelendiriyor.”

“Bu iktidarın ne tür bir yönetim olduğunu öğrenmek isteyenlere şunu söyleyebilirsiniz: Bu, halkın ekmeğini küçülten bir iktidardır. Milletin yoksullaşmasına neden olan Erdoğan, İmamoğlu’ndan ve CHP’den korkuyor. Bu durumu vurgulamak gerekiyor. Ekonomik krizin örneği olarak iki fotoğraf gösterebilirim. Ulus’ta bir hayırsever elma dağıtmaya kalktığında, emeklilerin bir-iki elma için verdikleri mücadele hepimizi derinden etkiledi. Bu görüntü, Türkiye’nin iktidarının utanç tablosudur. Söz veriyoruz ki, iktidar değişecek ve kimse böyle bir görüntünün parçası olmayacak.”

“Geçtiğimiz günlerde arkadaşlar, okuldaki veresiye defterini getirdi. Bu defterlerde 15 liralık çay, iki poğaça gibi temel gıda maddeleri yer alıyor. Bu ülkenin kantinlerinde, çocuklarımıza bir kaşarlı tost almak için bile mücadele vermek zorunda kaldığını görmek, düşündürücü. Evlatlarımızı veresiye defterlerine mahkum edenler, kendi lüks hayatlarını sürdürenlerdir. Bu milletin elinden hiçbir şey kurtaramaz.”

“‘Melih Gökçek yargılanamazsa kimse yargılanamaz’ diyen bir atasözü, AK Parti’nin yaşlıları tarafından sıkça dile getiriliyor. Melih Gökçek, Ankara’da yaptığı icraatların hesabını vermeden, kimseye soru sorulamaz diyorlar. Siyasi ahlakta en kötü notu alan partinin, bu konuda ahkam kesmeye çalışması herkesin yüzünde bir gülümseme oluşturuyor.”

“Sayın Davutoğlu başbakanlık döneminde, vizesiz Avrupa dolaşımına yönelik 55 kriterin üçü siyasi ahlak yasasıydı. Ancak bu konuda bir adım atılmadı. Erdoğan, ‘Bu veciz sözde il ve ilçe başkanı bulamayız’ demişti.”

“Geldiğimiz noktada, bir defa yenilince, gol atamayıp gol yiyenler, ‘kimseyi oynatmam’ diyen bir anlayışla karşı karşıyayız. AKP’lilerin, siyasette yetişenlerin, ‘Sayın Cumhurbaşkanım, nereye gidiyorsunuz?’ demesi gerekiyor. İyi kazanmak, kötü kaybetmek yerine, topu alıp kaçan bir anlayış olmamalıyız. AKP’liler ya bu sesleri yükseltecek ya da bir hanedana teslim olacaklar. Buradan AKP’de siyaset yapanlara sesleniyorum: Ya atanmışların ve hanedanın iktidarı için bu ayıba ortak olacaksınız ya da otokrasiye karşı demokrasi mücadelesinde bizimle birlikte olacaksınız.”

“Anayasa’nın altında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzası var. Bu, toplum sözleşmesinin adıdır. Bu nedenle, birbirimizin gırtlağına çökmek yerine, birlikte yaşama iradesinin kurallarını belirlemeliyiz. Daha iyisi yazılabilir mi? Evet, yazılabilir. Ne zamana kadar? Biz rıza gösterdikçe, oy verdikçe o güne kadar herkesi bağlar. Daha iyisini istiyorsak, birlikte yaparız ve bunu kayda geçiririz. Ancak o güne kadar ‘Ben bu sayfaya inanmıyorum’ diyemezsiniz. Anayasal düzen yoksa her şey kaybolur. Bu anayasanın bir maddesinden sen, bir maddesinden ben, bir maddesinden Sayın Erdoğan görev alır. Cumhurbaşkanı ile ilgili maddeye ‘evet’ diyip de Meclis’i yok sayamazsınız. Anayasa Mahkemesi’nin bağlayıcılığını kabul etmeyip diğer maddelerden güç alamazsınız. İşte bugün ülkeyi yönetenlerin, güç zehirlenmesine uğramış olanların temel çelişkisi budur.”

Güncellenecek…

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın