
Türkiye siyasetinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önemli bir figür olarak öne çıkıyor. Partisinin ve bazı önde gelen isimlerin yargı süreciyle karşı karşıya kaldığı bu dönemde, kendi destekçi kitlesini bir arada tutma çabası içinde. Aynı zamanda, kendisine destek veren veya vermeyen herkese, özellikle İBB yargılamalarının ‘hukuki değil siyasi bir hareket’ olduğunu anlatmaya çalışıyor. Anket sonuçları, halkın yüzde 65-70’inin bu durumu siyasi olarak değerlendirdiğini gösteriyor ve bu bağlamda Özel’in başarılı olduğu görülüyor. Diğer anketler ise CHP’yi birinci parti konumuna yerleştiriyor. 19 Mart’ta başlayan süreçte, Ekrem İmamoğlu ve ekibinin tutuklanmasından bu yana İstanbul ve Türkiye’nin dört bir yanında (Çarşamba günü 99’uncusu yapılacak) büyük mitingler düzenleniyor. Ayrıca, çeşitli çalışma grupları oluşturarak Türkiye’nin genel sorunlarına çözüm bulmaya yönelik çabaları da sürdürülüyor.
Ana muhalefet partisi CHP, siyasi arenada kitleler nezdinde bir karşılık bulmuş durumda. Bu yüzden Özgür Özel’in ifadeleri büyük önem taşıyor. Özel, cumartesi günü gazeteci Murat Yetkin’e ve ardından Uşak mitinginde geniş kitlelere seslenerek dikkat çekici bir ifade kullandı. İmamoğlu için “Ev hapsi verin” dedi. Ancak bu cümlenin bağlamı olmadığı takdirde anlam kazanmadığı aşikar. Bu nedenle, CHP’nin resmi web sitesinden alıntı yaparak bu ifadeyi aktarmak istiyorum.
“Buradan bir kez daha ifade ediyorum. Ekrem Başkan’ın talebidir. Ekrem Başkan diyor ki ‘Derdiniz benimle, bırakın çocukları, anneleri, hastaları, yaşlıları ve suçsuz bürokratları. Benimle uğraşan, benimle’ diyor. Aykut kardeşim soruyor, ‘Ekrem Başkan, Cumhurbaşkanı adayı olmasaydık burada olur muyduk?’ Kimse cevap veremiyor. Asla olmayacaklardı. Bu davanın siyasi olduğunu bir kez daha vurguluyorum, arkadaşlarımız masumdur, tutuksuz yargılama esastır; herkes Ekrem Başkan için içeride tutuluyor. Ekrem Başkan meydan okumuştur. Tüm arkadaşlarımız için tutuksuz yargılama talep ediyoruz. Geçen gün bir gazeteci arkadaşım bana, ‘AK Partililerle konuşuyorum, Ekrem İmamoğlu’nu tutuksuz yargılayamayız’ dedi. Neden? ‘Otobüsün üstüne çıkar, bir daha inmez. Memleketi gezer, kampanya yapar, baş edemeyiz.’ Eğer baş edemiyorsanız, korkuyorsanız, o gazeteciye söyledim. Onların hukuk tanımazlığını bir an olsun kabul edelim. Bu kadar korkuyorsanız, ev hapsi verin. Zulmü bitirin. Ekrem Başkan evinde otursun, biz de onun Türkiye’deki tüm dostlarıyla, Türkiye İttifakı’nın tüm bileşenleriyle çalışarak onun Cumhurbaşkanı olmasını sağlayacağız.”
“Bu kadar korkuyorsunuz, ev hapsi verin, zulmü bitirin” ifadesi üzerine, hafta sonu CHP’nin tanınmış isimlerine ve bazı hukukçulara bu çıkışı nasıl değerlendirdiklerini sordum. İki önemli bilgi öne çıktı. Birincisi, Özgür Özel’in bu ifadeleri kullanacağı konusunda Ekrem İmamoğlu’nun bilgi sahibi olmadığı belirtildi. İkincisi ise hukukçuların, bu sözlerin savunma açısından sorun yaratabileceği hususunda uyarıda bulundu. Çünkü ev hapsini tanımlayan CMK 109-3 maddesi, belirli koşulları öngörüyor:
“Kuvvetli suç şüphesi. Ev hapsinin ilk şartı, sanık hakkında ‘kuvvetli suç şüphesinin’ olduğunun kabulüdür. Ayrıca, sanığın kaçma şüphesi bulunan somut olgulara sahip olması ve delil karartma ihtimalinin bulunması gerekmektedir.”
Peki, mevcut koşullar altında İmamoğlu’na yöneltilen birçok iddianın tutukluluk şartlarıyla da geçerli olduğunu söylemek mümkün müdür?
Bu soruyu kıdemli bir avukata yönelttiğimde, “Bu doğru ama İmamoğlu henüz savunmasını yapmadı. Zaten kendi ifadesi ‘Beni tutun, arkadaşlarımı bırakın’ iken, onun için ev hapsi talebi ne kadar isabetli?” yanıtını aldım.
Şimdi ‘zulmü bitirin’ kısmına gelelim… 2024 yılı, Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ‘normalleşme’ adımları atmaya çalıştığı dönem olarak öne çıkıyor. Özel, 28 Şubat süreci nedeniyle hem yaşları dolayısıyla hem de Gezi sürecinde siyasi tutukluların tahliyesi için girişimlerde bulunmuştu. Erdoğan, 28 Şubat’ın hasta tutuklularının serbest bırakılmasını sağlayan düzenlemeyi gerçekleştirmişti. (Hükümlülerin kalan cezaları, sürekli hastalık, sakatlık ve yaşlılık durumları dikkate alınarak Anayasa’nın 104. maddesinin 16. fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanlığı tarafından kaldırılabiliyor.)
Ancak bu düzenlemelerin devamı sağlanmadı. AYM ve AİHM kararları uygulanmadı. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve Tayfun Kahraman serbest kalmadı. Sonrasında ‘normalleşme’ süreci de ortadan kalktı. Ekim 2024 sonrası başlayan operasyonlarla birlikte… Bugün İmamoğlu için yapılan ‘zulmü bitirin’ çağrısı, elbette partinin İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı için bir anlam taşıyor. Ancak ‘zulüm’ kavramı o kadar yaygın ki, bu talep toplumun tüm kesimleri için de dile getirilmelidir.
Sonuç olarak…
Bir siyasetçi hakkında açılan davada en kritik mesele, yargılamanın adil olup olmadığıdır. Eğer bir davanın siyasallaştığı düşünülüyorsa, tartışılması gereken konu tutukluluğun türü değil, tutukluluğun kendisidir. Özgür Özel, bugüne kadar davanın ‘siyasal olduğunu’ önemli bir kesime aktarmayı başarmıştı. Ancak ev hapsi önerisi, bu anlamda bir risk taşıyor. Çünkü bu öneri, şu mesajı verebilir:
“Tutukluluk bir ölçüde kabul edilebilir; sadece daha yumuşak bir biçimi tercih edilebilir.”
Ev hapsi, teknik olarak cezaevine göre daha hafif bir tedbirdir. Ancak siyasette sembollerin büyük bir gücü vardır. Ev hapsi, bir siyasetçiyi kamusal alandan fiilen uzak tutmanın başka bir yoludur.
Önerinin bir başka riski de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gücü’nü kabul anlamına gelip gelmeyeceğidir. Ev hapsi kararını alacak ‘gizli özne’ açıktır. Erdoğan, iktidara yakın medya tarafından bölgedeki savaş sürecinde ‘Türkiye’yi kaostan uzak tutan lider’ olarak tanımlanıyor. İçeride, başta ekonomi olmak üzere zorluklar yaşayan iktidar için ‘güvenlik’ eksenli bu yaklaşımın bir karşılığı vardır. Bu süreçte, gücün yeniden tanzimi muhalefeti zorlayabilir. Hapiste yüzlerce ismin bulunduğu, günlerin değil saatlerin bile geçmediği bir ortamdan bahsediyoruz. CHP lideri, çalışma arkadaşlarının özgürlüğü için gece gündüz çaba harcıyor. Ancak bu talebin arkasındaki niyetin kamuoyuna daha net bir şekilde aktarılması gerekmektedir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



