
İzmir Büyükşehir Belediyesi önünde yaşanan olaylar dikkat çekici. Cemil Tugay’a yönelik protesto amacıyla toplanan kalabalığın tepkisi, bir anda Özgür Özel ve ekibine çevrildi. Vatandaş, kürsülerde yüksek sesle konuşan ve halkı sokağa davet eden siyasileri yanlarında göremeyince isyan etti.
Bu tepkilerde haksız sayılmazlar zira, sistematik bir şekilde kandırıldıkları aşikâr.
Özgür Özel, siyaset anlayışını seçmenini meydanlarda toplanmaya, yüksek sesle sloganlar atmaya ve polisle çatışmaya inandırarak şekillendirdi. Bu yöntemle en çok deneme yapıldı ama zafer elde etmek bir yana, her geçen gün yeni bir hüsran ve hayal kırıklığı yaşandı.
Meydanlar ve sokaklar siyasetin bir parçasıdır; ancak siyasetin kendisi değildir.
Özgür Özel ve ekibi burada bir hata yaptı ve halkı da yanıltmış oldu.
Demokratik sistemde başarı elde etmek için öncelikle etkili bir siyaset geliştirmek ve ardından dikkatli bir strateji kurmak gereklidir.
Bununla birlikte, “siyaset stratejiniz” pavyon köşelerinde delegelere rüşvet dağıtmakla başlıyorsa, bunun devamının gelmemesi beklenmelidir.
Özgür Özel, genel seçimi kaybetmesine rağmen muhalefetin merkezinde duran bir CHP’yi devralmıştı. Kılıçdaroğlu’nun en önemli “başarısı,” birbirleriyle alakasız aktörleri Ak Parti’ye karşı aynı masada bir araya getirmek olmuştu. Muhalif seçmenler arasındaki ortak hareket etme eğilimi yerel seçimlere taşındı. Üstüne ekonomik hoşnutsuzluk nedeniyle sandığa gitmeyen Ak Parti seçmeni de eklenince, Özgür Özel CHP’si beklenmedik bir zafer elde etti.
Özel ve ekibi, arka planda İmamoğlu’nun yönlendirmesiyle, hem dünyayı hem de Türkiye’yi yanlış yorumladıkları için hükümetin kısa sürede devrileceğini ve iktidara geleceklerini düşündüler. Bu, zafer sarhoşluğunun bir örneği olarak nitelendirilebilir.
Ellerindeki belediyeleri genel seçim hedeflerine göre koordine edip, hizmete odaklanmış olsalardı, çok farklı bir hikaye yazabilirlerdi. Ancak bu yolu seçmeyip “siyasetin finansmanına” yöneldiler, belediyelerin mali işlerine ya göz yumdular ya da bunlara ortak oldular. Ardından yolsuzluk operasyonları başlayınca ne yapacaklarını bilemediler.
Özgür Özel, İBB soruşturması ile başlayan süreçten liderlik çıkarabilirdi. Ancak süreci o kadar kötü yönetti ki, “İmamoğlu’nun memuru” algısı üzerine yapıştı. Sonuç olarak, kendi parti yöneticilerinin açtığı davalarla başkanlık koltuğunu kaybetti.
Tekrar eden hatalar, gerçeklik algısını tamamen çarpıtabilir. Her yeni adım, önceki hatalar silsilesinin üzerine inşa edildiği için doğruyu bulmak zorlaşır.
Özgür Özel’in durumu da bu şekilde gelişti. Butlan kararından sonra aynı sert tutumda ısrar etti ve parti bölündü.
Partinin bölünmesiyle kalmadı, “zaferin mimarı” olarak görülen belediye başkanlarının her biri kendi yollarına gitti.
Sonuç olarak, Özgür Özel’in siyaset tarzı iflas etti. Özgür Bey, CHP’yi iktidara taşıyan başkan olma hayalini kurarken, aslında CHP’yi bölen ve muhalefeti krize sürükleyen kişi oldu.
Bugün muhalif seçmenler arasında Kılıçdaroğlu’na yönelik öfke hala yoğun bir şekilde hissediliyor. Ancak toz duman dağıldığında, felaketin asıl sorumlusunun kimler olduğunu daha net bir şekilde görecekler.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



