
Tutuklanmasının ardından Beykoz Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Alaattin Köseler, CHP’den istifa eden ancak görevinden istifa etmeyen Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel hakkında Silivri Cezaevi’nden bir açıklama yaptı.
“ÖZLEM VURAL GÜRZEL’İN BU KUMPASIN BİR PARÇASI OLDUĞU AÇIKÇA ORTAYA ÇIKMIŞTIR”
Köseler, Beykozlu yurttaşlara seslenerek, tutuklanmasının ardından Gürzel’in rızası dışında yerine atandığını belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
“Beykoz halkına hizmet amacıyla çıktığımız bu yolda, makamların ve menfaatlerin peşinde koşanlarla yollarımızın kesişmeyeceğini bir kez daha anladık. Tutuklanmamdan sonra rızam dışında yerime atanan, Beylikdüzü’nden gelen ve Beykoz’u tanımayan, navigasyon yardımıyla yön bulmaya çalışan Vekil Özlem Vural Gürzel’in, Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettiğini öğrenmiş bulunuyorum.
Daha önceki mektuplarımda da belirttiğim gibi, Şile Belediyesi soruşturma dosyasındaki kayıtlar, Özlem Vural Gürzel’in bu kumpasın bir parçası olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Defalarca uyardım ve tüm detayları sizlerle mektuplarım aracılığıyla paylaştım. Ulusal basında ve kamuoyunda desteklenen bu paylaşımlarım ne yazık ki gereken merciler ve siyasi otoriteler tarafından dikkate alınmadı. Bugün yaşadığımız durum, hiçbir etik ve ahlaki değere uymayan bir tutumdur. Başkan vekili, istifa dilekçesinde partimizin kendisine sahip çıkmadığını ifade etmiştir.
“BELEDİYE MECLİS ÜYELİKLERİNDEN İSTİFA ETMELERİNİ BEKLİYORUM”
Beykoz’un seçilmiş Belediye Başkanı’nın vekil tercihi hiçe sayılarak, partimiz ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu güçlü destekle kendisine Beykoz Belediye Başkan Vekilliği görevi verilmiştir. Bu destek, elbette en güçlü desteklerden biridir. Ancak herkesin bilmesi gereken bir gerçek var ki Beykoz halkı günübirlik hesaplara, pazarlıklara ve menfaatlere değil; vefaya, samimiyete ve dürüstlüğe değer vermektedir. Beykozluluk ruhu, aidiyet duygusunun çok ötesindedir. Beykoz’un havasını solumayan, toprağına basmayan ve suyundan içmeyen kimse Beykozluluk ruhunu içselleştiremez ve bu bilinçle hareket edemez. Bu nedenle CHP’den istifa eden başkan vekili ve meclis üyelerinin Beykoz’a ve Beykozlulara karşı sorumluluk bilinciyle belediye meclis üyeliklerinden de istifa etmelerini bekliyorum.
“ALNIM AK BAŞIM DİKTİR!”
Daha önce avukatım Çiğdem Kezer’in sizlere yaptığı açıklamada belirtildiği gibi, dava sürecimde İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi, üç gün boyunca geç saatlere kadar devam eden yargılama sonunda tüm tutuklu ve tutuksuz sanıkları ile tanıkları dinleyerek hakkımda tahliye kararı vermiştir. Bu kararı bilinç ve vicdan ile veren yüce Türk adaletinin değerli hakimlerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Yine daha önce ifade ettiğim gibi, benim davam siyasi bir dava değildir; üzerime atılı suçlarla ilgili husumetli olduğum tanıkların soyut iddiaları dışında hiçbir somut delil yoktur. Bu nedenle alnım ak, başım dik. Ancak tahliye kararının üzerinden 24 saat bile geçmeden, mahkeme savcısının itirazı ile cumartesi günü olmasına rağmen İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti oluşturulmuş, hızlı bir şekilde tahliyeme yapılan itiraz kabul edilmiş ve hakkımda tekrar tutuklama kararı verilmiştir. Bu satırları yazarken gözaltı süresi dahil 196. günümde Silivri’deyim. Yine de her zaman savunduğum gibi Türk yargısına, adaletine ve hukukun üstünlüğüne güvenmek zorundayız. Devam eden davamızın nihai sonucunda adaletin tecelli edeceğine olan inancım tamdır.
Bana gösterdiğiniz sevgi, bağlılık, coşku ve sahiplenme duygularınız için tüm Beykozlu hemşehrilerime minnettarım. Burada beni diri tutan ve direncimi artıran en önemli unsur sizlerin varlığıdır. İnanıyorum ki makamlar geçici, halkın iradesi ve sevgisi kalıcıdır. Bu zorlu süreci birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde atlatacağımıza tüm kalbimle inanıyorum.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



