
(İSTANBUL) – Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Tana Aslan, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü vesilesiyle, dumansız yaşam alanlarının daha etkili bir şekilde uygulanması ve denetlenmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Aslan, “Pasif içiciliğin bedelini en ağır şekilde çocuklar ve gençler ödüyor. Dumansız yaşam alanları bir tercih değil, temel bir sağlık hakkıdır” şeklinde konuştu.
Bu yıl “Sağlıklı Başlangıçlar, Umutlu Gelecekler” temasıyla kutlanan 7 Nisan Dünya Sağlık Günü, Türkiye’de tütün kullanımı ve pasif içiciliğin oluşturduğu tehlikeleri yeniden gündeme taşıdı. Dünya genelinde her yıl 7 milyondan fazla insanın tütüne bağlı hastalıklardan hayatını kaybettiği belirtilirken, Türkiye’nin en yüksek sigara tüketim oranlarına sahip ülkelerden biri olması ve her beş gençten birinin tütün veya ısıtılmış tütün ürünü kullanması dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Ayşe Tana Aslan, “Her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen bu durum, sadece bireysel bir alışkanlık değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Yasal düzenlemeler bulunsa da uygulamadaki eksiklikler nedeniyle risk devam etmektedir. Özellikle sosyal alanlarda çocukların maruz kaldığı tütün dumanı, ileriki dönemlerde sağlık sorunlarına yol açabilir” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanlığı tarafından yıl başında açıklanan yeni düzenlemeler, kış bahçeleri ve açılır-kapanır sistemlere sahip yarı açık alanların kapalı alan statüsüne alınmasını ve işletmelerin girişlerinde 5 metrelik sigara yasağı getirilmesini içermektedir. Ancak uzmanlar, bu mevzuat değişikliğinin tek başına yeterli olmayacağı görüşündedir.
Prof. Dr. Aslan, “Düzenlemenin etkili olabilmesi için sahada etkin bir denetim gerçekleştirilmesi şart” dedi. Prof. Dr. Aslan, “Taslağın TBMM gündemine taşınmasını heyecanla bekliyoruz, ancak sahada etkin denetim uygulamalarının hayata geçirilmesi de büyük önem taşıyor. Özellikle büyükşehirlerdeki kafe ve restoranlarda kapalı alan yasağının ihlal edildiği gözlemleniyor. Elektronik sigara ve yeni nesil nikotin ürünleri, tamamen kapalı alanlarda bile kullanılabiliyor. Mevzuattaki belirsizlikler, bu ürünlerin çocukların bulunduğu sosyal ortamlarda da serbestçe tüketilmesine olanak tanıyor” şeklinde konuştu.
Aslan, Dünya Sağlık Günü’nün bu yılki temasının sağlıklı nesillerin önemine vurgu yaptığını belirterek, Türkiye’de sigaraya başlama yaşının ortalama 18,3 gibi erken bir seviyede olmasının riskleri artırdığını ifade etti. Toplumun en savunmasız kesimlerinin korunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aslan, “Pasif içiciliğin bedelini çocuklar ve gençler ödüyor. Dumansız yaşam alanları, bir tercih değil, temel bir sağlık hakkıdır” dedi.
Denetimlerin artmasına rağmen ihlallerin sürdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Aslan, bu durumun yalnızca hukuki bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. “Bu tablo, kamu sağlığını tehdit eden bir risk alanı oluşturuyor. Sosyal alanlarda tütün dumanına maruz kalan bireylerin korunması için daha kararlı ve sürdürülebilir bir yaklaşım gerekmektedir” dedi.
Uygulamaların güçlendirilmesi ve denetimlerin artırılmasının, tütün kontrolü yasalarına uyum sağlanmasında kritik rol oynadığı ifade edilmektedir. 2007 yılında kapsamlı dumansız alan yasası uygulayan ülke sayısı 10 iken, bugün bu sayı 79’a ulaşmış durumda. Bu ülkelerde, en iyi uygulama düzeyindeki yasalarla korunan insan sayısı ise 2,6 milyara ulaşmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 yılına ait verileri, Türkiye’de dumansız alan uygulamalarında uyumun istenilen seviyede olmadığını göstermektedir. DSÖ verilerine göre, Türkiye’de kafe ve restoranlardaki dumansız alan uyum düzeyi düşük seviyelerde kalmaktadır; kafeler için bu seviye 10 üzerinden üç, restoranlar için ise beş olarak değerlendirilmektedir.
Okuyucu Yorumları0
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!



