Plastik Tehlikesi: İnsanlığın Sonunu Getiren Madde!

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Plastik Tehlikesi: İnsanlığın Sonunu Getiren Madde!

“Buldum… Buldum… Buldum…”
Neyi bulduğumu merak ediyorsanız, insanlığın geleceğini tehdit eden durumu keşfettim.
Savaşlar ve ardından gelen plastik ile mikroplastikler, insanlığın sonunu getirecek!
Bu buluşum, matematikteki iki kere iki kadar kesin bir sonuç sunuyor.
Bu yazıda, tüm dünyanın tanıdığı bir sorun olan plastik konusunu ele alacağım.
Konunun başlığı: Plastik.
1700’lü yıllardan bu yana insanlığın başına dert olan bir madde.
“Plastik kullanmayın” demeyeceğim.
Zira soluduğumuz havada, içtiğimiz suda ve yediğimiz her şeyde mikroplastik parçacıkları mevcut!
Artık bu durumdan kurtuluş yok.
Neden derseniz, bilim insanları, bir plastik torbanın veya eşyanın tamamen yok olması için en az 430 yıl gerektiğini belirtiyorlar.
Yani eğer yarın dünya genelinde plastik üretimi durursa ve kimse plastik kullanmasa bile, geride bırakacağımız plastik atıklar 430 yıl boyunca kalacak. Basit bir hesapla, yalnızca 8. veya 9. kuşağımız plastikten arınmış bir dünyada yaşama şansına sahip olacak.
Bu hesap, gözle görülen plastikler için geçerli. Ancak gözle göremediğimiz mikroplastikler için durum çok daha belirsiz.
“Benden sonra tufan” düşüncesine sahip olan bu dönem insanlığının, gelecekteki nesilleri düşüneceğini pek sanmıyorum!
Yanlış anlamayın! Plastik dediğim şey, alışveriş torbaları, su bidonları ve çöp torbaları gibi nesneler değil. Bunları şimdilik görüyoruz ve onlarla doğrudan etkileşimde bulunmuyoruz.
Asıl tehlike mikroplastiklerdir.
Kim bunlar?
Mikroplastikler, yüzlerce yıl süresince ufalanarak beş mikrometreden daha küçük boyutlara ulaşan plastik parçalarıdır. Yani saç telinden çok daha ince “ölüm makineleri”.
Bu parçaları göremezsiniz, ama soluduğunuz havayla ya da yediğiniz gıda ile vücudunuza dahil edebilirsiniz!
Bu nedenle onlardan kaçış yok.
En kaliteli maskeleri takarak belki ciğerlerinizi koruyabilirsiniz, ancak yiyecek ve içeceklerle vücudunuza girmelerini engelleyemezsiniz.
Araştırmalar, dünya genelinde yaklaşık 6.300 milyon ton plastik birikimi olduğunu ortaya koyuyor.
Özellikle Akdeniz’e günde 730 ton plastik atıldığı belirtiliyor. Avrupa’nın çöp tenekelerinden ise yılda 27 milyon ton plastik çıkıyor.
Araştırmalar, dünyadaki her 10 kişiden yaklaşık 8’inin kanında mikroplastik parçaları bulduğunu gösteriyor.
Kanda en yaygın bulunan mikroplastik türü, gıda ambalajları ve içecek şişeleri üretiminde kullanılan PET plastikleridir. Bir diğer tür ise plastik poşetlerin yapımında kullanılan polietilendir.
Bu sorun, kaçmak mümkün değil, çünkü mikroplastikler dünyanın her yerinde mevcut!
Hatta, insanlığın henüz ayak basmadığı Güney Kutbu’nda bile, buzulların altında mikroplastiklere rastlandı. Everest’in zirvesinde bile tespit edilmiş durumda.
Yani artık plastikle sarılmış bir evrende yaşıyoruz.
Peki, kaçış yoksa ne yapacağız?
Vücudumuzun bu duruma hızlı bir adaptasyon göstermesi için dua edeceğiz.
Ciğerlerimizin, plastikli havayla kan temizleme yeteneğini geliştirmesini bekleyeceğiz.
Mide ve bağırsak sistemimizin, plastikle beslenme yeteneğini geliştirmesi için dua edeceğiz.
Yani organlarımızın bu yeni maddeyle yaşama yeteneğini kazanması için her yolu deneyeceğiz.
Bu noktada, yüzyıllardır kansere çözüm bulamayan araştırmalara sığınacağız.
Başka çaremiz var mı? Bilemiyorum!
430 yıl sonraki insanlığı düşünmek için uzak görüşlü olmalıyız ve bilim insanlarına çözüm üretmeleri için dua etmeliyiz. Bilim, tarih boyunca birçok imkânsızı başardı, belki bu durumu da aşar diye umut etmekteyiz.
Dünya genelindeki üniversitelerde yapılan araştırmalar, moral bozucu sonuçlar ortaya koyuyor:
Hollanda’da yapılan bir çalışmada, 22 kişiden 17’sinin kanında mikroplastik parçacıklar tespit edildi.
Başka bir araştırma, mikroplastiklerin hamilelerin tansiyonunu yükselttiğini ve bu durumun anne karnındaki bebeklerde sakatlıklara yol açabileceğini öne sürdü.
Pekin’de, Anzhen Hastanesi’ndeki bilim insanları, kalp damarlarında mikroplastik bulgularına ulaştıklarını ve bunun zamanla tıkanmalara yol açabileceğini ifade ettiler.
Çinli araştırmacılar, ayrıca büyük şehirlerin üstündeki bulutların mikroplastiklerle dolduğunu ve bunun iklim değişikliklerine neden olabileceğini belirtti.
New York Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, prostat kanseri tümörlerinin 10’unda 9’unda mikroplastik parçacıkları tespit edildiği vurgulandı. Ayrıca bu plastiklerin rahim ağzı kanserine yol açabileceği ifade edildi.
Kanada’da McGill Üniversitesi araştırmacıları, polietilen içeren çay poşetlerinin, 95 derece sıcaklıkta kaynayan suda bir mikroplastik kaynağına dönüştüğünü belirtti. Bu plastiklerin ayrıca kan-beyin bariyerini zayıflattığı ve çeşitli hastalıklara yol açabileceği öne sürüldü.
Mikroplastiklerin 2040 yılına kadar mevcut miktarının iki katına çıkacağı bildiriliyor!
Bir de itiraf edeyim:
Daha önce yazdığım birçok yazıda küçük balıkları yemenizi tavsiye ettim. Ancak, bu balıkların büyük balıklardan daha fazla mikroplastik içerdiğini öğrendim.
Moralinizin bozulduğunu biliyorum.
Bu nedenle füzelere ve silahlara boşuna para harcamayın. Mikroplastikler, insanlığı yok etmek için görevlerini yerine getiriyorlar.
Kalan zamanınızı keyifle geçirin!

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın