Polis Teşkilatı’nın 181 Yılı: Sorunlar Değişmiyor

Haber MerkeziHaber Merkezi
0 okunma
Polis Teşkilatı’nın 181 Yılı: Sorunlar Değişmiyor

Bugün, 181 yılı geride bırakan polis teşkilatı, devlet kurumları arasında “önemli” bir konuma sahip.

Emniyet, yeri geldiğinde askeri, mülki idareyi, siyaseti, kamu kurumlarını ve hatta belediye zabıtasını temsil eden bir teşkilat olarak, son yılını da önceki yıllardan farklı geçirmedi.

Kamu kurumları arasında “muvazzaf” personel sayısı en yüksek olan emniyet, giydiği üniforma ve taşıdığı silah ile yasal olarak en geniş silah kullanma yetkisine sahip olmasına rağmen, son yıllarda yaşadığı sıkıntılardan hala kurtulabilmiş değil.

Ne yazık ki, bu durumun yakın zamanda değişeceği de görünmüyor. Teşkilat, sorunlarını çözecek bir “masal kahramanı” bekler gibi bir izlenim veriyor.

Emniyet teşkilatının kuruluşu 10 Nisan 1845’te gerçekleşti. Resmi internet sitesine göre, misyonu şu şekilde tanımlanıyor:

“Hukuk devleti ve insan hakları ilkeleri çerçevesinde, toplumun desteğini alarak, huzur ve güvenliği sağlamak amacıyla suç ve suçlularla mücadele etmek, bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak.”

Teşkilatın vizyonu ise şu şekilde ifade ediliyor:

“Toplumla etkili iletişim ve iş birliği içerisinde suçla etkin mücadele eden, uzmanlığa değer veren ve dinamik bir kurum olmak.”

Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, 2026 Yılı Performans Programı’nda, iç güvenliğin sağlanmasının artık yalnızca suç oluştuktan sonra mücadele eden bir anlayışın ötesine geçtiğini belirtiyor. “Riskleri önceden tespit eden, proaktif, insan odaklı, katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının merkezine yerleşmiştir” ifadesini kullanıyor.

Bu bağlamda, Emniyet Teşkilatı, güvenlik hizmetinin her aşamasında vatandaşların beklenti ve ihtiyaçlarını esas alarak bir yaklaşım benimsemekte ve toplumun aktif katılımını teşvik etmektedir. Güçlü bir iletişim ve güven bağı, teşkilatın en önemli güç kaynaklarından biri olmaya devam ediyor.

Polis ne istiyor?

Teşkilatın günümüzde karşılaştığı sorunlar, geçmişle neredeyse aynı. Gazetecilik kariyerim boyunca yaklaşık 40 yıl boyunca takip ettiğim bu sorunlar, yıllar içinde çözüme kavuşturulmadığı için artık içinden çıkılmaz bir hale geldi.

Sorunların çözümünde geçici çözümlerle günü kurtarmaya çalışmak, zamanla “nasırlaşma”ya yol açtı.

Polis memuru çocukları, yaşadıkları sorunların kendi dönemlerinde hala çözülmemiş olduğunu görmekte ve bu durum, sürecin nasıl yönetildiğine dair önemli bir örnek oluşturuyor.

Ünlü gazeteci Uğur Dündar, 10 Nisan yıldönümü nedeniyle sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “babamdan bu yana bir türlü gerçekleşmeyen” sorunların çözülmesini temenni etti. Dündar, 83 yaşında ve bu sorunların çözülmemesi sürecini değerlendirmek gerekiyor.

Yıldönümü yaklaşırken, teşkilat mensupları sosyal medyada devleti yöneten siyasilere yönelik eleştirilerde bulunuyor. Geçen yıl da benzer şekilde, önceki yıllarda da bu durum yaşanmıştı!

Ancak gelişme kaydedilemedi ne yazık ki.

Peki, polis ne istiyor?

  • Mevcut “12 saat çalışma karşılığında 36 saat istirahat” uygulamasının yasal hale getirilmesi.
  • Spor karşılaşmaları, miting, konser gibi etkinliklerde polise ek ücret ödenmesi.
  • Aylık 160 saat üzerindeki görev için “fazla mesai ücreti” ödenmesinin yasal çerçeveye oturtulması.
  • Fazla çalışma ücreti olan 6 bin 800 liranın 30 bin liraya çıkarılması.
  • 3201 Sayılı Polis Meslek Yasası’nda polisin özlük haklarının iyileştirilmesi.

Muhalefet “araştırılsın” dedi, iktidar “hayır” yanıtını verdi!

Bu talepler insani ve vicdani nitelikte görünüyor.

Ancak teşkilatın personel sayısının “şu an” 350 bin civarında olması, mevcut iktidarın endişesini artırıyor.

İktidar, polisten vazgeçemiyor; çünkü teşkilatın görev yelpazesinin genişliği bunu zorunlu kılıyor.

Polislerin haklarının verilmesi söz konusu olduğunda, her zaman “bütçe olanakları” gerekçe gösteriliyor. Devlet yönetimi, bu hakların verileceği açıklanmaya başlandığında, genellikle “bütçe olanaklarının el vermesi” koşulunu öne sürüyor.

Son olarak, TBMM’deki genel kurulda muhalefet, polisin sorunlarının tespiti ve çözümü için araştırma komisyonu kurulmasını önerdi. Ancak, önerge AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi!

Kocaeli Milletvekili Veysal Tipioğlu, muhalefeti popülistlik yapmakla suçlamaktan geri durmadı. Genel kurulda yaşanan tartışmaların tutanakları da oldukça dikkat çekici.

Polis intiharları

Polis intiharları, gündemdeki yerini koruyor. Muvazzaf polislerin yanı sıra emekli polisler de bu olayların merkezinde yer alıyor.

Sosyal medya aracılığıyla hızla yayılan bu olaylar, geride birçok soru işareti bırakıyor.

İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü, intihar eden polislerle ilgili araştırmalar yürütüyor. Müfettişler, intihar sürecini inceleyip rapor hazırlıyor, ancak bu raporlar bakanlık ve genel müdürlük arşivlerinde tutuluyor.

İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu, bu konuyu ele alarak yönetime özel bir sunum yaptı; ancak elde edilen sonuçlar pek iç açıcı değil.

İntiharların sebepleri arasında ekonomik zorluklar, görev yoğunluğu ve mobbing gibi faktörler öne çıkıyor.

Polislerin gelir-gider dengesini koruyamaması, aşırı borçlanmalara yol açıyor ve bu durum, intiharlarla sonuçlanabiliyor.

Görev yoğunluğu ve amir zorbalığı da teşkilat içinde sıkça gündeme geliyor. Elazığ’dan gelen bir örnek, trafik konusunda tartıştığı bir sürücünün adliyede hakim olması sonrasında açığa alınan bir komiseri içeriyor. Benzer olaylar sürekli olarak yaşanmakta.

Teşkilat içinde karşılaşılan haksızlıklar, adaleti korumakla görevli bir kurumun personelinin, kendi kurumundaki adaletsizliklere karşı duyduğu çaresizliği gözler önüne seriyor.

Emniyet amiri neden yaşamına son

Okuyucu Yorumları0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk görüşü siz paylaşın!

Yeni Bir Yorum Bırakın